in

AK Parti Sözcüsü Çelik’deri MKYK sonrası yorumlama

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Erdoğan-Biden görüşmesine ilişkin yorumlama
AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Erdoğan-Biden görüşmesine ilişkin yorumlama

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezinde düzenlenen MKYK toplantısının ardındaki kayda değer açıklamalarda bulundu. Ermenistan’ın saldırısına ilişkin açıklamada yer alan Çelik, “Buradan bir defa daha Ermenistan’ı uyarıyoruz. Fazla fazla tahlil yapmaya gerek değil. Yukarı Karabağ’ı hukuksuzca işgal eden Ermenistan burada Tovuz bölgesinde bu saldırıları gerçekleştiriyor. Türkiye açısından bunlar asla kabul edilemez. Ermenistan ateşle oynadığını bilsin. Bölgedeki istikrarsızlığın, bölgedeki kargaşa tümdengelim faaliyetlerinin odak noktası Ermenistan’dır. Türkiye kayıtsız şartsız Azerbaycan’ın yanındadır” ifadelerini kullandı.

“Süreci takip edeceğiz”

Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sıhhat çalışanlarına yönelik yapılan saldırıyı kınayan Çelik, “Afiyet çalışanlarımıza gözbebeğimiz gibi davranmamız gerekirken bu barbarlıkların hiçbir şey ile izah edilmesi mümkün değildir. İnsanların acıları olabilir fakat unutmasınlar ama sağlık durumu çalışanları bu acıları dindirmek için, bu üzüntüler ortaya çıkmasın diye çaba gösteriyorlar. Dünyanın her uygun görüyoruz, bizim oysa kadar adanmış, vatanseverce çalışan bir sıhhat teşkilatı dünyada emsali yok. Bu konuda da AK Parti olarak yapılan bu saldırıdaki adli süreci takip edeceğiz” açıklamasında bulundu.

“Bu teröre destek verme girişimidir”

BM Genel Sekreteri Çocuklar ve Silahlı Çatışma Özel Temsilcisi Virginia Gamba’nın Suriye Demokratik Güçleri’nin elebaşı Mazlum Kobani kod adlı Ferhat Abdi Şahin ile görüşmesine tepki gösteren Çelik, “Bu bir teröre yardım verme girişimidir. Bunu bir BM yetkilisi gerçekleştirmiştir. Bunu güçlü olarak kınıyoruz. BM yetkililerini bu konuda uyarıyoruz. Gamba’nın bu tutumu BM’nin terörle uğraş konusundaki ilkelerinin açık bir ihlalidir” dedi.

“Türkiye görüşme devletidir”

Doğu Akdeniz konusundaki gelişmelere değinen Çelik, şu mesajları paylaştı:

“Türkiye bir görüşme devletidir. Uzun tarihimiz aynı zamanda diplomasi konusundaki deneyimimizin açık bir göstergesidir. Bizimle masada meselesini çözmek isteyen için dünyadaki ideal muhatap biziz. Kazan kazan esasında bir sonuca ulaşmak isteyen, hukuk temelinde yürümek isteyen için Türkiye’den daha iyi bir muhatap yoktur. Oruç Reis gemisinin bakım ve tamir işleri için kısa bir ara vermesi, Cumhurbaşkanımız da açıklama ettiler, diplomasi isteyenler için bir fırsattır.

Meseleyi devlet aklıyla çözmek konusunda bir irade söz konusu ise Türkiye zaten devlet aklıyla, devlet adamlığı misyonuyla teşebbüs konusunda defalarca hazırlıklıdır. Karşımızda ne zaman müzakere süreci söz konusu olsa, mesela Almanya’nın aracılık girişimini Yunanistan bazı korsan anlaşmalar ile sabote etti. Olur Ya bir gün daha sonra bu görüşmelerin başlayacağı ya da görüşmelerin başlamasına dair bir bildiri yapılacaktı. Oruç Reis bakım için limana çekildikten sonra habere sahada herhangi bir sonuç alamayanlar, tehditle, şantajla netice alamayanların, sesleri diplomasi konusunda yüksek çıkınca samimi diplomasi isteyenlere seslendik ve buyurun bu fırsatı değerlendirin denildi.”

“TSK’nın Türkiye Cumhuriyetinin hak ve menfaatlerini gözetmek konusundaki kararlılığı asla test edilemez”

Doğu Akdeniz meselesinde CHP’nin tutumuna da değinen Çelik, “Biz birileri sahada bize karşı fiili şart oluşturmaya çalışıp da karşımıza bir ittifak kurmaya çalıştıkları vakit sahada asla imtiyaz vermeyeceğimizi söyleyeceğimizde CHP’li bazı arkadaşlar, ‘hatalı yapıyorsunuz, Türkiye’yi yalnızlaştırdınız’ diyorlar. sonra ‘Oruç Reis’in bakım için limana çekilmesini fırsat bilin, buyurun diplomasi istiyorsanız masa açıktır, masayı kuralım’ diyoruz karşısında tarafa, bu seferde çıkıyor arkadaşlarımız muhalefet gerçekleştirmek namına diyorlar ama ‘taviz vermeyin.’ Bazen sahada atak yaparsınız bazen diplomatik alanda hamle yaparsınız. Eğer sahadaki hareketinizi saldırı, diplomasi alanındaki girişimlerinizi taviz olarak görebilen bir yapı varsa bu dış politikanın en esas esaslarını bilmiyor demektir. Herkesin sorumluluk sahibi davranması gereken bir alandır. Bu herif sorumsuz, dış politikanın genetiğine uymayan, Türkiye’nin dış politika tecrübesine uymayan bu yaklaşımlar en çok Yunan tarafı göre ya da hasımlarımız kadar bize aleyhinde koz olarak kullanılmaya çalışılıyor. Biz masada konuşalım diyenlere karşı defalarca masada olmaya hazırız.

Büyük bir devlet tecrübesiyle bölge barışından sorumluluk sahibi akil bir devlet olarak zeki bir güçle tüm bunları yönetmeye hazırız. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin zeki gücünün iki ayağı vardır. Birincisi yumuşak güçtür bu diplomasi. Diğeri de sert güçtür. Bu da yargı ve menfaatlerimizi gözetmek konusunda her türlü girişimi yapabilecek her türlü emri yerine getirebilecek bir silahlı kuvvetlerimizin olmasıdır. Diplomasi isteyenler için Türkiye’nin diplomasi yeteneği ve kapasitesi harika bir kazan kazan zeminidir. Fakat bunun yerine Türkiye Cumhuriyeti Devletinin adalet ve menfaatlerini hem diplomasi istemeyip ayrıca de sahada fiili durumla gasp etmeye çalışanlara karşı da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye Cumhuriyetinin yargı ve menfaatlerini korumak konusundaki kararlılığı katiyen test edilemez.

TSK, yurtseverlik laf konusu olduğu zaman dünyadaki hiçbir orduya benzemeyen bir kararlılık ve fedakarlık içerisinde davranır. Bugün devlet adamlarının üstüne düşen çatışmalardan kaçınmaktır. Hakkaniyet, hukuk isteyen için Türkiye harika bir birikim ve güvenilir bir dostluk sunar. Sahada ise adalet ve menfaatlerimizi gasp etmek isteyenlere bunu denemelerini asla önermeyiz, bunun sorumlusu asla biz olmayız” dedi.

“Kaostan zarar görebilen biz olmayız”

Güney Kıbrıs’ın, AB ve ABD tarafından son zamanlarda cesaretlendirilmesinin buradaki sorunların çözümüne negatif katkı maddesi sağladığını bildiren Çelik, “Bu olumsuz koşul çözümsüzlüğü pekiştirmekten, Güney Kıbrıs’ın hukuk dışı davranışlarını cesaretlendirmekten başka bir anlama gelmez. ABD, tarafsızlığını kaybedecek şekilde keza silah ambargosunu kaldırdı keza de Rum tarafını askeri eğitim programına gösteri etti. Daha sonrasında Amerikan Dışişleri Bakanı Pompeo, teamüllere tutarsız bir şekilde Kıbrıs Adasını ziyaret ettiği halde sadece Rum tarafını ziyaret etti.

Bu sağlıklı ve sonuç alınacak bir teşebbüs değil. Son olarak 12 Eylül tarihinde ABD ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında mutabakat muhtırası imzalandı. Bütün müttefiklerimize söylüyoruz, Türkiye Cumhuriyeti bir NATO ülkesidir. NATO ülkesi olan Türkiye Cumhuriyeti bağımsız ve dominant bir devlet olan KKTC’nin garantörüdür. Kardeşlerimizin, Kıbrıs Türkünün davasının ardına kadar savunucusuyuz.

Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletine karşısında kavgacı bir tavır içerisinde olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimini radikalleştiren, bazı olumsuzluklar konusunda cesaretlendiren tavırlar apaçık yalnızca kaos çıkartmaktan diğer bir işe yaramaz. Bu kaostan da zarar gören biz olmayız” diye konuştu.

Çelik, “ABD’den beklediğimiz, tarafsızlık pozisyonuna geri dönmesidir. Burada herhangi bir şekilde ABD’nin bu açık sözlülük pozisyonunda bunu zedeleyen adımlar atmasının bölge barışına faydası olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

“Fransa’nın dış politikası ahlaki ve siyasi cari açıktan çökmüştür”

Libya’daki gelişmelere de değinen Çelik, şunları söyledi:

“Libya Mutabakat Hükümeti ve Başbakan ile yakın temas içerisindedir Türkiye. BM Konseyi kararları doğrultusunda Libyalılar kadar yürütülecek ve bütün Libyalıları kapsayacak Libyalıların sahiplendiği bir siyasi süreçten yanlamasına olduğumuzu söylüyoruz. Burada olumsuz tavrı gerçekleştiren, Libya halkı içerisinde bölücü bir tavır içerisinde olan AB ülkesi Fransa’dır.

Fransa bütün bir sömürgeci mantığıyla Hafter güçlerine takviye vermiştir ve Fransa’nın Hafter güçlerine destek verdiği dönemde Hafter Tarhuna’da toplu mezarlara masumları dolduruyordu. Bunlar ortaya çıktıktan sonra Fransa mahçup olmak ve özür dilemek yerine kendi dış politikası konusundaki ahlaki cari açığı Türkiye’ye saldırarak kapatmaya çalışıyor. Fransa’nın dış politikası ahlaki ve siyasi cari açıktan çökmüştür, hukuki cari açıktan çökmüştür. Burada meşru yönetimden yana BM kararları doğrultusunda bir siyasi süreci herkesin desteklemesi gerekiyor. Sadece maksimalist Yunan tezlerine yardım vererek alacağınız bir sonuçta yoktur.”

“Müttefiklerimizden Türkiye ile ilgili olarak artı bir ajandaya geçmelerini bekliyoruz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ile üçlü formatta gerçekleştirdiği video konferans görüşmesi sonrası Türkiye ve Yunanistan’ın istikşafi görüşmelere başlamaya hazır olduğunun açıklama edilmesine ilişkin Çelik, “Görüşmelere başlanabileceği bildiri edilmiş oluyor. Yani bunun bir hazırlığı gerekiyor.

Cumhurbaşkanımız Cuma günü açıkladı, dedi ancak, konuşmak bitmiş da hangi çerçevede ve hangi prensipler temelinde konuşacağız. Türkiye burada önkoşulsuz bir müzakereden yana olduğunu söylüyor. Muhataplarımızın önkoşulsuz müzakereden niye kaçtığını anlamak da güçlük çekiyoruz. Türkiye açısından istikşafi görüşmelere başlatmak açısından hiçbir sorun yoktur. Çerçeveyi arkadaşlarımız çalışacaklardır. Çalıştıktan sonra da uygun takvim bildiri edilecektir.

AB Zirvesine gidildiği zaman, esasında ilk göç anlaşması yapıldığı süre bir çerçeve ortaya konulmuştu. Göç meselesinde Türkiye’nin paylaştığı yükü olmak için bazı fiziki yardımlar söz konusuydu. Fakat fiziki yardımlar işin bir kısmıydı. Fasılların açılması, üst seviye müzakerelerin başlaması, göçmen anlaşmasının yenilenmesi, vize serbestisinin verilmesi, gümrük birliğinin güncellenmesi.

Fakat göçmen anlaşması imzalandıktan sonra içinde bu maddeler varken tuttular öteki maddeleri yok sayıp sadece göçmen meselesi üzerinden yürümeye çalıştılar. Macron diyor oysa, Türkiye göçmen konusunda ortağımızdır ama diğer konularda karşısında karşıyayız. Böyle bir dünya yok. Siz, yaptığınız göçmen anlaşmasını parçalara böleceksiniz, işinize gelen kısımda ortağız diyeceksiniz, işinize gelmeyen kısımda müşterek değiliz diyeceksiniz. Son zamanlarda Merkel’in bu aracılık tavrını son derece olumlu buluyoruz, son derece zeka olarak bir şekilde müzakereden ve diyalogdan yanlamasına bir şekilde ortaya koyuyor. Müttefiklerimizden Türkiye ile ilgili olarak pozitif bir ajandaya geçmelerini bekliyoruz” açıklamasını yaptı.

“Görüşmeler konusunda Türkiye’nin bir tereddüdü yoktur”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile bu akşam 20.00’de oluşturacağı görüşmeye yönelik data veren Çelik, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanımızın tavrını herkes biliyor. Cumhurbaşkanımız bazı kurallara riayet edildiği müddetçe ya da bazı sertleşmelerden sonra gelin bu sertleşmeleri ve tıkanıklıkları aşalım, konuşalım denildiğinde Cumhurbaşkanımız bu münazara mekanizmalarını işletme konusuna her zaman destek verir. Muhataplarına istedikleri vakit bu görüşmeleri yapabileceklerini, durmadan temasta kalınması gerektiğini söyler. Çatışma üretmek kolaydır. Çatışma üretmek için bir zekaya, herhangi bir vizyon ya da projeye gerek yoktur. Esas burada diyalog üretmek için devlet adamlığına gereklilik vardır.

Cumhurbaşkanımız seçilmiş liderler içerisinde dünyada en yüksek devlet tecrübesine sahip, bu devlet tecrübesiyle birlikte devlet aklını çalıştırarak müzakere ve diyalog kanallarının daima açık olması gerektiğini açıklama ediyor. Macron, bu bölgeye, Rum kesimine takviye saptamak için bir takım savaş uçakları veya gemileriyle gelirse TSK buna müsaade etmez. Lakin Sayın Macron, Türkçe bir twit atarak diyalog kapılarını açalım, bunu konuşalım derse aleyhinde son derece tecrübeli, diyalogdan ve müzakereden yanlamasına bir devlet başkanı olarak Cumhurbaşkanımız ile bu imkana tekrar tekrar kavuşacaktır. Bu görüşmeler konusunda Türkiye’nin bir tereddüdü yoktur, tezlerimizi izah etmek için bir fırsattır.”

“Rum kesimi ile yapılan anlaşmalar tarafsız arabuluculuğa hasar vermiştir”

ABD’nin Ankara Büyükelçiliğinin “Sevilla Haritası” ile ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya yönelik sorulan soruyu yanıtlayan Çelik, “Sevilla Anlaşması zaten olmayan bir uzlaşma. Yunanlıların fantezisinden ibaret. Hiçbir hukuki ve siyasi geçerliliği yok. Dolayısıyla ABD veya bir diğer ülke Sevilla Anlaşmasına baktığı vakit yok hükmünde diye bir şey görür. Burada hukuktan yanlamasına olan bir aracılık konusunda adil olan bir müttefik olarak ABD’yi bakmak istiyoruz. Rum kesimi ile yapılan anlaşmalar bu nesnel arabuluculuğa hasar vermiştir, doğru söylev Sevilla Anlaşması konusunda koydukları tavırdır, bunun devamının gelmesini bekleriz” dedi.

İstikşafi görüşmeler İstanbul’da mı olacak?

Bir gazetecinin, “Türkiye ve Yunanistan arasındaki görüşmeler İstanbul’da mı olacak?” sorusunu yanıtlayan Çelik, “İstikşafi görüşmeler başlayabilir. Çerçeve, prensipler muhakkak olacak. Ona tarafından tarih belirlenir ve yer konusu belirlenir.

şu anda Türkiye’den istek edilen şey diplomasi ve münazara ise Türkiye buna dünden hazır. Dolayısıyla Türkiye açısından bir problem değil. Muhataplarımız da buna hazırlanmış ise bu atmosfer olumlu bir atmosferdir diyebiliriz” ifadelerini kullandı.

İlker Turak – İbrahim Patent Yılmaz

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

MHP Lideri Bahçeli: 'CHP Genel Başkanı HDP’nin hemen hemen benzeşen başkanlığına taliptir'

MHP Lideri Bahçeli’den Kılıçdaroğlu’na sert tepki!

Volkan Bozkır: 'Covid-19 aşısının adaletli bir şekilde dağıtımını sağlamalıyız'

Volkan Bozkır: ‘Covid-19 aşısının adaletli bir şekilde dağıtımını sağlamalıyız’