in

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten önemli talimatlar!

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Erdoğan-Biden görüşmesine ilişkin yorumlama
AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Erdoğan-Biden görüşmesine ilişkin yorumlama

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen AK Parti MYK toplantısının gerisinde önemli açıklamalarda bulundu. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olaylar ile ilgili dağıtılmış devletlerin açıklamalarını yakından takip ettiklerini kaydeden Çelik, “Bu açıklamalarda Türkiye’nin egemenlik hakkına dönük olarak hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz yaklaşımlar, cümleler laf konusu. Bunların hiçbirini kabul etmiyoruz. Kendi ülkelerindeki olaylar ile ilgili ayrıntılı kavrayış bekleyenler bizim ülkemizdeki olaylar ile ilgili son derece vahşi saba standart açıklamaları yapmakla yetiniyorlar. Türkiye’de bu açıklamaların açıklama ettiği gibisinden bir şart söz konusu değildir” açıklamasını yaptı.

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olaylara ilişkin Çelik, “Anayasanın, yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde ‘atanmış bir yöneticiyi biz yönetici olarak kabul etmiyoruz’ ifadesinin ötesinde, demokratik protesto hakkını da aşan bir biçimde somut engelleme, rektörlük binasını muhasara altına alma, üniversite yönetimini çalıştırmama gibi bir noktaya gelince doğal olarak güvenlik güçlerinin buna müdahalesi laf konusu olacaktır. Daha önceki üniversitelerde hangi metotla rektör atanmışsa bu üniversiteye de benzer metotla rektör atanmıştır. ‘Bu tahsis yasaldır lakin yasal değildir’ gibi bir argüman üretilmesi doğru değildir” ifadelerini kullandı.

Twitter’ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun paylaşımlarını kısıtlamasına tepki bildiren Çelik, “Sosyal Ağ şirketleri birer özgürlük mecrası olarak ortaya çıktılar lakin acilen kafalarına göre yargı kararı olmadan sübjektif kararlarla, keyfi kararlarla birer kamu otoritesi gibi davranıyorlar. PKK/PYD terör örgütünün Suriye’deki yöneticilerinin hesapları açık, Hollanda’daki faşist Wilders’ın hesapları açık ama Türkiye’deki siyasetçilerin hesaplarını kapatıyorsun, neye kadar yapıyorsun bunu?” ifadelerini kullandı.

Çelik, Fransa’daki cumhuriyet ilkelerini güçlendirme yasasını yakından peşine düşüp takip etiklerine uyarı çekerek, “Bunun göçmenlere, Müslümanlara, başka azınlıklara dönük olarak Avrupa’daki olumsuz sonuçları olabileceğini değerlendiriyoruz” dedi.

Libya ve Suriye’deki süreçleri yakından peşine düşüp takip ettiklerini söyleyen Çelik, “Libya’da yapılan seçimler, başkanlık konseyinin, başbakanlığın ortaya çıkması son derece önemli bir aşamadır ama Suriye’de tüzük komitesinin Cenevre’deki 5’inci toplantısı rejimin uzlaşmazlığı yüzünden başarılı olamamıştır. Suriye’deki kardeşlerimizin yanına olmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

Milletlerarası Ceza Mahkemesi’nin Filistin kararına değinen Çelik, şunları söyledi:

“Milletlerarası ceza mahkemesi 1967’den bugüne İsrail’in işgali altındaki Doğu Kudüs dahil topraklarda kendisinin adalet yetkisi bulunduğunu açıkladı. Bu son derece önemli bir karar. Bu tanımlama, orada İsrail tarafından yapılan bazı zulümlerin durdurulması açısından hayati rol oynayacaktır. Bu kararı gönül rahatlığıyla karşılıyoruz.”

Gazetecilerin de sorularını yanıtlayan Çelik, “Boğaziçi Üniversitesi’ne ABD el koyabilir diye bazı haberler çıktı. Buna ilişkin değerlendirmeleriniz nedir?” biçiminde yöneltilen bir soruya şu cevabı verdi:

“Bu müşteri haberlerin bir gazetecilikler ilgisi değil. Bazen bu herif haberleri yaparken yapanların bunu temenni mi ettiği yoksa haber mi yaptığı birbirine karışıyor. Türkiye dominant bir devlettir. Herhangi bir şekilde böyle bir haberin geçerliliği yok. Boğaziçi Üniversitesi Türkiye’nin en manâlı kazanımlarından, manâlı üniversitelerinden bir tanesidir. Yabancı bir devleti bunun içine karıştırarak bu şekilde spekülatif haber yapmak bile yadırganması gereken bir durumdur.”

Yunanistan ile sürdürülen istikşafi görüşmeler ve Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ziyaretinde yaptığı açıklamaların sorulması üzerine Çelik, “İstikşafi görüşmelerin dinç bir şekilde yürümesi için son derece hassasiyet göstermeye çalışıyoruz. Herkesin bu gündemi iyi değerlendirmesi, bu gündeme katkı maddesi sağlaması gerekir. Müttefiklerimiz ara sıra Cumhurbaşkanımızı aradıkları süre Yunanistan ile olan bu fazla gündemden hoşnut olduklarını söylüyorlar, Türkiye’nin bu gündeme katkı maddesi yapması gerektiğini söylüyorlar. Türkiye bu gündeme yapabileceği en olumlu katkıyı yapıyor. Esas müttefiklerimizin ve Avrupalı dostlarımızın Yunanistan’a telkinde bulunmaları gerekir. Yunanistan bu radikal dil kullanımından vazgeçmelidir. Türk askeri Kıbrıs’ta herhangi bir şekilde işgal gücü değildin bütün tersine barışma gücüdür.

Türk askeri oraya katliamları, soykırımı ve zulümleri durdurmak için gitmiştir. ara sıra ortaya çıkan bir takım eylemlere baktığımızda maalesef bu katliamların halen mantığını taşıyan bazı kesimlerin aynı ırkçı yaklaşımları üretmekle meşgul olduklarını görüyoruz. Türk askerinin oradaki varlığı kalıcıdır, Türk askeri oradan çekilmeyecek. Orada bir barış gücü olarak bulunuyor Türk askeri. zaman zaman şunu söylüyorlar; garantörlük ve askerin orada bulunmasının modası geçti diyerekten. Ne garantörlüğün modası geçti ne de Türk askerinin orada bulunmasının sebepleri ortadan kalktı.

Doğu Akdeniz’deki gaz kaynaklarını bile paylaşmak istemeyen, KKTC’deki kardeşlerimiz ile eşdeğer iki hakim toplum olarak yaşamak istemeyen bir yaklaşım şahsen Rum kesimi tarafından resmen açıklama ediliyor. Herkesin şunu bilmesi gerekiyor; bugün KKTC diye bir devletin varlığı, Kıbrıs Türk davasının kuvvetli bir şekilde yoluna devam etmesi, Kıbrıs’taki Türk halkının uzlaştırma içinde yaşaması silahlı kuvvetlerin oraya yaptığı kahramanca müdahaleden sonradan, oradaki zulümleri, oradaki katliam şebekelerini ortadan kaldırmasından sonradan amacına ulaşmıştır. Silahlı kuvvetlerimiz orada kalıcıdır. Garantörlüğün herhangi bir şekilde modası geçmiş değildir. Modası geçmiş olan şey şudur: durmadan masaya benzer tezlerle oturuyor Rum ve Yunan tarafı. sürekli olarak hiçbir şey vermeden her şeyi almak istiyor. Türk tarafının bağımsızlık haklarını gasp etmek istiyor, Türk göre toprak istiyor, doğal kaynakların bölüşümüne yaklaşmıyor ve ondan daha sonra da diyor ki biz anlaşamadık masadan kalkalım. Her seferinde Rum kesimi yüzünden müzakereler tıkanıyor. Asıl modası geçmiş olan bu döngüdür. Bundan ardından artık iki eşit devlete dayanan münazara modeli masaya gelmelidir ve bu ciddi bir şekilde tartışma edilmelidir” dedi.

İstikşafi görüşmelerin kendi mantığı içerisinde devam edeceğini de sözlerine ekleyen Çelik, “Açlık ederiz oysa Yunan tarafı daha olumlu direktifler yapsın. Gerilimi sağlamlaştırmak yerine daha pozitif yaklaşımlar içine girsin. Miçotakis’in yaptığı açıklamaları dürüst bulmuyor ve tamamını reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Bir öteki gazetecinin, “Yeni anayasa çalışmaları gündemde. MHP’den yardım açıklaması geldi. Diğer partilerle de bir bağlantı olacak mı?” sorusuna yönelik Çelik, şu açıklamaları yaptı:

“Bu konularda tek başımıza yapacak gücümüz olsa bile AK Parti veya Cumhur İttifakı olarak, en geniş uzlaşmayı daima biz özlem ederiz. Anayasa nihayetinde hukuki bir metin olsa da devletin kurucu belgesi olan siyasal bir metindir. Buna herkesin artı katkı maddesi yapması gerekir. Siyaset kurumunun anayasa meselesi konusunda yapacağı işler gelecek nesillere borcumuzdur. Düşünülmesi gereken şey şudur, bitmiş şart koşmak yerine, baştan sistem tartışmasıyla meseleyi kilitlemek yerine, nihayetinde sistem tartışmasına vatandaşımız karar vermiş, cumhurbaşkanlığı makamını ahali seçiyor. Bütün bu gerçekler ortadayken gerçeklere karşısında bir koşul öne sürerek ondan daha sonra Türkiye’nin hakiki bir anayasaya, sivil bir anayasaya kavuşma hedefinden Türkiye’yi uzaklaştırmamak gerekir, bu konuda fazla yakınlaşmak gerekir.”

Enis Berberoğlu’nun tekrar yargılanma talebinin kabul edilmesi kararını değerlendiren Çelik, “Işlem yargısal bir işlem. Adalet kurumları karar veriyor. Türkiye’de hak mekanizması işliyor. Yüksek mahkeme karar vermiş, lokal de muhakkak mekanizmalar harekete geçmiş. Bizim bu süreçle ilgili söyleyeceğimiz bir şey yok. Meclis’e bir atama olarak düşen konular geldiği zaman grubumuz değerlendirmesini yapacak ve tavrını ortaya koyacaktır” diye konuştu.

CHP’deki istifaları da ele bölge Çelik, “İstifalar konusunu yakından peşine düşüp takip ediyoruz. Bir partinin iç meselesi olarak gündeme geliyor. Daha ardından yapılan açıklamaları da yakın bir şekilde takip ediyoruz. Bu gelişmeler olduğu zaman hemencecik cumhurbaşkanlığı külliyesine haksız ve maalesef etik dışı bir şekilde saray diyenler hemen bu gelişmelerin ardından cumhurbaşkanımız, partimiz ya da hükümetimiz var mı gibisinden bir hitabe içerisine giriyorlar. Zaten kendisinin partisinden birileri istifa ettiği süre birileri çıkıp bunu bize bağlıyorsa fiilen bu ne dek cılız ve kırılgan olduklarını gösteriyor. İstifa edenlerin niçin istifa ettiğini peşine düşüp takip ediyoruz. Konuyu bir diğer partinin iç meselesi ve siyasette bazı yeni oluşumların ortaya çıkması olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ödediği faizin yarısı değin faizle İzmir Büyükşehir Belediyesi borçlanabiliyor” açıklamasının sorulması üstüne, şunları söyledi:

“CHP maalesef dış politika konusunda yaptığı hatayı dış finansman konusunda da yapmaya başlamış. pek da fazla ekonomiden konuşan aktörleri var. Halbuki çok çevrili bankalardan yapılan özel amaçlı proje finansmanı kredileriyle, bütçe finansmanı amacıyla yapılan hazinenin bono ihraçlarının birbirine karıştırılmaması gerekir. Böyle güya orada bir özerk yapı varmış, diğer bir devlet oluşumu varmış gibisinden, yarı Define ve Maliye Bakanlığından hiç tasdik alınmamış veya bu tip mukayeseler konusunda bilinçli olarak çarpıtarak bu şekilde ifadeler ortaya koyulması siyasi sorumsuzluğun örneklerinden biri olarak tarihe geçecek. Dış politika konusunda da öteki konularda da bu değin fiziksel hata yapan bir parti olmaz. Kendi belediyesini methetmek için bu finansman meselesindeki mukayeseyi de hatalı yapıyor. Hem sanki besbelli başka bir siyasi yapı gitmiş diğer bir ülkeyle özel bir ilişki kurmuş gibisinden bir sunum içerisine giriyor. Hazine ve Maliye Bakanlığının yaptığı açıklamada net bir şekilde gösteriyor. Birbiriyle mukayese edilmemesi gereken, projenin finansmanı ile bütçe finansmanı için alınan kredileri birbirine karıştıran bir yaklaşım söz konusu. Siyasetçi kürsüye çıktığı süre konuştuğu konuyu bilecek. Yalnızca oraya yazılmış metni okumak şeklinde bu olmuyor. Siyasi açıdan sorumsuzluk örneklerinden biri olarak siyasi tarihimize geçmiştir.”

İlker Turak

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Ulusal Uzay Programı’nı dünyaya duyurdu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Ulusal Uzay Programı’nı dünyaya duyurdu

Bakan Çavuşoğlu Kuveyt Başbakanı Sabah ile görüştü

Bakan Çavuşoğlu Kuveyt Başbakanı Sabah ile görüştü