in

Bahçeli: ‘Bizim ABD’den beklentimiz Türkiye’yi minik görmemesi, küçümseme yanlışına düşmemesidir’

MHP Genel Başkanı Bahçeli: 'Kıbrıs’ta iki farklı devlet varlığı artık herkesçe kabul edilmelidir'
MHP Genel Başkanı Bahçeli: 'Kıbrıs’ta iki farklı devlet varlığı artık herkesçe kabul edilmelidir'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. 10 Kasım’ın Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 82’nci vefat yıl dönümü olduğunu anımsatan Bahçeli, “Aziz Atatürk, yıkılmış olmuş bir ülkeyi, bitap düşmüş bir milleti her tarafta güç haline getiren liderdir. Önce vatanı kurtaran, sonra devleti kuran büyük bir komutan, muktedir bir siyasetçidir. Fani hayatı, kutlu varlığından şiddet ve ilham aldığı Türk milletine hizmetle geçen ilkeli ve inanmış bir insandır. Hareketsiz ve atıl duran milleti, aciz ve çaresiz olan aydın ve eşrafı an be an uyanışa sevk etmeyi, karşılıklı hedeflere yönlendirmeyi başarmış önder bir şahsiyettir. Çağın stratejik boşluklarını gören, bölgesel ve küresel dengeleri isabetle tanı eden, son aşamada İmparatorluğumuzun yıkıntıları arasından yepyeni bir Türk devletini az daha cevher gibi bulup çıkaran yüksek vasıflı dava adamıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’dir, büyük Türk milletidir, Türk milliyetçiliğinin muazzez yüzü, muteber yüreğidir” ifadelerini kullandı.

“Biz ne Biden şakşakçıyız, ne Trump sevdalısıyız”

Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçiminin 3 Kasım’da yapıldığını, her ne kadar Trump’ın itirazlarını seslendirse de Halkçı Parti adayı Joe Biden’ın 46’ıncı başkan olarak seçildiğini andıran Bahçeli, şunları aktardı:

“Bu durum işleyen demokratik çarkın bu ülkedeki doğal bir sonucudur. Milliyetçi Hareket Partisi, ABD Başkanlık Seçimi’ni muhakkak yakından peşine düşüp takip etmiş, gerekli gelen tahlil ve değerlendirmeleri fikriyatının kalibresiyle yapmış, buna da devam etmektedir. Hiç kuşku değil ancak, Amerikalı seçmenlerin takdir ve tercihine hürmet duymakla birlikte başkan adayları arasında taraf tutacak, tercih yapacak köhne bir anlayışa hiçbir zaman kapılmadık, böylesi bir basitliği aklımızın ucuna deha getirmedik. Kimin başkan olup olmadığı ilk kez ABD’lilerin kendi iç meselesidir. Bizim baktığımız yer Türkiye’dir, bastığımız yer Başkent Ankara’dır, dünyayı kavrayıp okuduğumuz dil ağzımızdaki esas sütümüz Türkçe’dir. Ülkemizin yargı ve çıkarları hangi isim ve istikameti gösteriyorsa, seçilen başkan ve zihniyetinin uygulayacağı politikaların çerçevesi neyi içeriyorsa onunla ilgilenir, ona kafa yorarız. Türkiye’nin tarihi hakları, devlet olmaktan kaynaklı bağımsızlık kazanımları neyi işaret ve açıklama ediyorsa bizim duruşumuz ve yerimiz orasıdır. Devletlerarası münasebetlerde duygusallık aklın önüne geçerse ikili ve fazla cepheli diyaloglar barıştırma, denge ve istikrar kulvarından tehlikeli şekilde savrulacaktır. Bizim için manâlı olan ABD’nin uygulayacağı politikaların muhtevası, bunun da ülkemize, bölgemize ve milletlerarası ilişkilere yansıma düzeyleridir. Kaldı ama, biz ne Biden şakşakçıyız, ne Trump sevdalısıyız, ne filin hortumundan tutuyoruz ne de eşeğe binmek için sıra bekliyoruz, hamdolsun Türk oğlu Türk olarak cihanı kavrıyoruz.”

“Biz ABD Başkanlık Tercih kampanyasının nasıl yapıldığına, adayların hangi kaynaktan beslendiğine, seçimin adaletli, transparan ve nesnel demokratik kriterlerle yapılıp yapılmadığına pek bakmıyoruz”

Amerika Birleşik Devletleri’nin yönetimindeki değişimin göz ardı edileceği bir ülke olmadığını gösteren Bahçeli, bunu bilip kabul ettiklerini anlatarak, “ABD, özellikle 1. Dünya Savaşı’ndan itibaren dünyanın stratejik denklemlerini etkileyen, askeri, ekonomik ve teknolojik gücüyle medeniyetleri ve milletleri doğrudan ilgilendiren manâlı bir ülkedir. Bu yüzden özenle ve açıkgöz bir şuurla izlenmesinde mutlaka mecburiyet vardır. Biz ABD Başkanlık Tercih kampanyasının nasıl yapıldığına, adayların hangi kaynaktan beslendiğine, seçimin adil, şeffaf ve nesnel demokratik kriterlerle yapılıp yapılmadığına o kadar bakmıyoruz. Sertleşen siyasi kutuplaşmanın, eyaletler arası gerilimin, yoğunlaşan toplumsal anlaşmazlıkların, seçime şaibe karıştığına dönük iddiaların ABD’ye nasıl etki edeceğini, hatta bir çözülme girdabına sokup sokmayacağını bundan sonraki gelişmeler görev edecektir. Şayet de ABD’ye yakın bir gelecekte etnik kamplaşma baskın olacak, bu ülke eyaletler bazında bir ayrışma sürecine sürüklenebilecektir. Kanaatim odur ancak yeni ABD Başkanı’nın dış politika ve milletlerarası güvenlik konularında izleyeceği temel siyaseti zaman içinde daha iyi anlaşılacak ve değerlendirilebilecektir. Başkanlığa seçilen Biden’in Türkiye’yi meşgul eden çetrefilli konularda takip edeceği politikaların müttefiklik hukukuyla ne kadar bağdaşacağını, güven temeli aşınan iki ülke arasındaki ilişkileri koltuğuna oturur oturmaz nasıl ele alacağını vakit gösterecektir. yine de ihtiyatlı, itinalı, tedarikli ve kuşkulu bir bekleyişin içinde olduğumuzu herkesin bilmesinde fayda vardır. Çünkü Biden’in geçmişteki sözleri, temasları, çelişkileri, gelgitleri, mesafeli tutumu, Türkiye’ye şaşı ve soğuk bakışı iyimserliğimizin önüne set çekmekte, baraj oluşturmaktadır. Önyargılardan uzaktan, dostluk ve müttefiklik esasına dayanan, iki taraflı hak ve çıkarları gözetip güçlendiren bir diyalog mekanizmasından iki ülkenin de kazançlı çıkması kuvvetle muhtemeldir. ABD’de açılan bu yeni sayfanın, dünya barışı, uluslararası güvenlik ve kararlılık açısından ümit verici bir dönemi başlatmasını samimi olarak temenni ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

İnsanlık tarihinin, her toplumun, her devletin aynı hızda kalkınamadığını, en zayıftan en güçlüye kadar birbirlerinden farklı kültür ve medeniyet dairesi içerisinde kümelendiklerini gösterdiğini vurgulayan Bahçeli, “Binlerce yıl boyunca kıtalar aralarında ara sıra bozulan şiddet dengelerini terazileyen devletlerin, paktların ve blokların varlığı, kuvvetin tek bir elde toplanmasına müsade vermemiştir. Çok kutupluluk dünyanın siyasi ve stratejik tasarımına kesintisiz egemenlik kurmuştur. Alışılagelen bu tarihi süreç, son 30 yılda Soğuk Savaş yıllarının sona ermesiyle birlikte Amerika Birleşmiş Devletleri’nin tek kutup iddiasıyla ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Kendini rakipsiz görebilen küresel gücün dünyayı tek başına ve dilediğince tanzim etmeye kalkışması, sosyal, kültürel, hesaplı ve diplomatik karmaşayı günden güne tırmandırmıştır. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi maalesef ülkemizde de siyasetçisinden aydınına kadar böylece çok kesim bu yeni anlayışı ve dayattığı değerler sistemini benimsemişlerdir” diye konuştu.

“Bizim ABD’den beklentimiz Türkiye’yi küçük görmemesi, küçümseme yanlışına düşmemesidir”

Türkiye’nin bugünkü haliyle kendi sorunlarını ihmalkârlık etmeden milletlerarası alanda söz sahibi olmanın hedefine kilitlendiğini söyleyen Bahçeli, “Yükselişimizden rahatsızlık duyulmasının yanı sıra, maruz kaldığımız idareli, siyasi ve diplomatik sorunların ana nedeni de budur. ABD ve diğer küresel güçlerle kurulan ilişkilerde direnç bildiren, dirayet sergileyen, inisiyatif üstlenen, öne meydana çıkan, inançla direnen, ben de varım diyen bir Türkiye duruşu malumu olduğumuz ülkelerin uykularını kaçırmaktadır. Emperyalizmin katarına eklemlenen güçler kuşatmayı yaran, kumpası yıkan Türkiye’den ürkmektedir. Biliyorlar ki, uyanan devin ayağına pranga vurmak, boynuna tasma dinmek dünyanın tersinden dönmesini arzu etmek değin ahmaklıktır, aptallıktır, saçmalıktır. Türkiye’yi dikkate almadan yapılan bütün hesaplar bozulmaya, buruşturulup atılmaya mahkûmdur. Doğu Akdeniz’den Kafkaslar’a, Ortadoğu’dan Balkanlara, Afrika’dan Avrupa’ya Türkiye her yerdedir, nitekim adaletin yanındadır, insaniyetin safındadır, hakça paylaşımın, haysiyetle yaşamanın tarafındadır. Hakkımızı hiç kimseye yedirmeyeceğiz. Hukukumuzu hiç kimseye çiğnetmeyeceğiz. Onurumuza düşkün bir ırk olarak milli bekamızla asla oynatmayacağız. İşte muhatabı olduğumuz sıkıntıların kaynağı da burada aranmalıdır. Bizim ABD’den beklentimiz Türkiye’yi minik görmemesi, hor görme yanlışına düşmemesidir. Olur Ya dost isek buna tarafından davranmalıdır, belki müttefik isek bunun gereği yapılmalıdır, değil adı konulmamış, ilanı yapılmamış düşman kamplara ayrılmışsak, bunu da bilmemiz hakkımızdır. Tarih her tarafında Türk milletinin dostluğu aranmış ve beşeriyet için güven uyandırmıştır. Düşmanlığı ise defalarca nefret edilen şey saçmıştır. Bizim duruşumuz merttir, varlığımızın özü de sözü de birdir, cümbür cemaat için senettir. Sahnenin önünde kucaklayıp, arkadaki tarafta kurşun atmak namerdin özelliğidir. Türk milleti hiçbir zaman namerde eyvallah etmemiş, fakir düşmemiştir. Neysek oyuz, göründüğümüz gibi oluruz, olduğumuz gibi de görünürüz. Ölürsem şehit, kalırsam gazi diyen bir milletin diz çöktüğü, aman dilendiği, aman sen de dediği duyulmuş, görülmüş şey değildir. Bana dokunmayan yılan bin sene yaşasın demedik, bundan daha sonra da demeyeceğiz. Böylesi bir çekingenliği ve çekimserliği en öncelikle ecdadımıza anlatamayız, tarihimize anlatamayız, fıtratımıza yakıştıramayız, Allah muhafaza şühedanın nurlu yüzüne bakamayız. Yılanı gördük mü ezeriz, ezemezsek kovarız, eğer kovamazsak da kaçmayı düşünmeyiz, imanla karşısında çıkarız, irfanla karşı dururuz, eninde sonunda zalimlerin zehrini kursaklarına aynen şırınga ederiz. Dostluğumuz maskeli, mesafeli, muhataralı, muvazaalı, mukaveleli değildir; kaldı oysa doğrudur, tutarlıdır, güvenilirdir, adam gibi adamlığın tezahürüdür. ABD yönetiminde görmeyi özlem ettiğimiz söylev da aynısıyla bu olacaktır. Daha adil, daha eşitlikçi, daha hakkaniyetli, daha paylaşımcı, daha huzurlu, daha insani, daha barışsever bir dünya istiyorsak egemen küresel sistemi A’dan Z’ye sorgulamamız lazımdır. Haklının cılız, güçsüzün haklı olduğu adaletsizlik sonlanmalıdır. Cemiyet-i Akvam’dan beri söylenen bu olsa da, gerçekleşen maalesef tam tersidir” dedi.

ABD’deki başkanlık seçimi kampanyasına Türkiye’den doğrusu ve gıyaben katılıp, adaylar aralarında mekik dokuyan ateşli taraftarların varlığını anlayamadıklarını da söyleyen Bahçeli, “Meğer ne fazla Biden şarlatanı, ne fazla Trump soytarısı varmış da haberimiz olmamış. Günlerce medya her meselede olduğu gibi kasıla kasıla ABD Başkanlık Seçimi’ni yorumlayan yana çarklı sözde bilirkişi yorumcuların fanatik görüşlerini seslendirmiştir. Bir baltaya sap olamamış ne kadar ucube varsa siyaset allamesi kesilmiş, zannederseniz Biden veya Trump’ın us hocalığını yapmışlardır. Bizim değerlendirmemize göre bunların kılavuzluğu karganın kılavuzluğuyla tıpatıp aynıdır. Diliyle dimağı sömürgeleşmekle kalmayan bu güruhun zeka olarak ve zihni melekeleri de sönüp gitmiştir. Beşlik simit gibi dizildikleri televizyon ekranlarına nasıl çıktıkları, nereden bulundukları, hangi müktesebat ve tecrübeye sahip oldukları bilinmeyen ve muammalı olan zevatın ABD’nin Başkanlık Seçimi’ni hararetle, zaman zaman da hırsla anlatma çabaları traji-gülünç bir manzarayı ortaya çıkarmıştır. Biden’cilerle Trump’çılar sürekli tartışmışlar, hezeyandan hezeyana yelken açmışlardır. Gerçekten de ülkemiz ve milletimiz adına dokunaklı ve ibret verici şanssız kavga programları uzun bir vakit ekranları karartmıştır. Biz izlerken utandık, lakin onlar konuşurken utanmadılar. ABD’deki başkanlık değişimini, bu ülkenin vatandaşlarından daha pozitif önemseyen, daha artı sevinen, gereğinden fazla anlam ve sonuç çıkartan iddiaya göre aydın ve akmaz kokmaz yorumcuların bu denli kalabalık olması vesvese verici oranda düşündürücüdür” biçiminde konuştu.
İçine düşülen aydınlatılmış bunalımının derin aşağılık kompleksinin tipik örnekleri olan bu şahısların mevcudiyetinin kolonileşmiş zihniyetlerin aslında delili, hatta görsel belgesi olduğunu söyleyen Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“Aynısını Obama seçildiğinde de bildiren bu köksüzlerin cehaletleri şöyle dursun, mensubiyetleri bile ağır hasarlıdır. Fikrini beğenmediğine hakaretleri ardı ardına sıralayan, ABD’nin 50 eyaletini bildiği kadar, örneğin Kırşehir’in, Yozgat’ın, Şırnak’ın, Rize’nin, Muğla’nın, Balıkesir’in vatan coğrafyamızdaki yerini bilmeyen kurumuş vicdanlardan cümbür cemaat sitem ve şikayet etmiştir. Bunları bıraksak, televizyon programlarında ilişip oturdukları masaların birden bire üzerine çıkıp tarafı oldukları başkan adayları hesabına hitabe atmaları zeka mümkün ve muhtemeldir. Karşımızdaki yabancılaşma, karşımızdaki yozlaşma, belli olunuz korkutma edici boyutlardadır. ABD Başkanlık Seçimi’ne umut bağlayanların, insanlığın binbir meşakkatle bugün geldiği vicdani aşamaya, aziz ceddimizin yüzyıllar öncesinden nasıl ulaşmış oluğunu görmelerini öğüt ve temenni ediyorum. Bu zihniyet sahipleri, milyonlarca kilometrekarelik üç kıtaya yayılan büyük coğrafya üstünde yüzlerce sene süren hükümranlığın ırkçılıkla ve ayrımcılıkla, zorbalıkla ve cebren gerçekleşmiş olduğunu zannediyorlarsa büyük Türk milletini katiyen tanımıyorlar, onun haysiyet ve hürmete dayalı idare anlayışını bilmiyorlar demektir. Biden’in başkanlığa yükselişini alkışlayanları, Cumhuriyet Türkiye’sinde bakanlıktan cumhurbaşkanlığına, milletvekilliğinden generalliğe kadar her göreve Anadolu’nun her yöresinden, her iş grubundan, her sosyal zümreden hiçbir ayrıma ve imtiyaza ast tutulmadan gelen Cumhuriyet çocuklarını ikazla hatırlatmak istiyorum. Bugün Türkiye Cumhuriyeti içindeki tüm vatandaşlarımız, kan ve cet bağının üzerinde bir yüksek randevulaşma ile bu ülkenin eşdeğer ve şerefli mensuplarıdır. Büyük Türk milletine birlikte cisim vermişler ve Cumhuriyetimizin tüm imkanlarına yasal bir eşitlikle bedel olmuşlar, yargı kazanmışlardır. Nitekim, ülkemizdeki her mevki ve makam herkese ardına kadar açıktır. Hatıraları ile iftihar ettiğimiz İmparatorluk tarihimiz asla ırkçı, dışlayıcı ve ayrımcı değildir. Milli devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti aynı vicdan ve insanlık mirasının devamı olarak bu düşüncenin soylu bir temsilcisidir. Ancak bunları görebilmenin ve düşünebilmenin yolu sorunlarımıza, Başkent Ankara’dan bakmaktan ve büyük Türk tarihinin onurlu sayfalarını titizlikle incelemekten geçmektedir. Yahut, Washington’dan, köle ticaretinin acı tarihinden, Amerikan iç savaşından, tren soygunculuğundan, kovboy mantığından alınacak ilhamlardan ve baskı sonuçlardan katiyen değildir. Bizim tuhafımıza giden bir başka husus ise CHP Genel Başkanı’nın Biden’i kutlamasındaki çabukluğu, hızı, heyecanı ve acelesidir. HDP’ye bakınız, o da hemen kutlamıştır. Bir türlü köşesine çekilmeyen, ayrı zamanlarda sivri açıklamalarla kendisini hatırlatan bir siyaset eskisi de, Türk dış politikasının ABD’yle ahenkli olmasına vurgu yaparak Biden’i talih olarak gördüğünü söylemiştir. Ruhu kiralanmış olanlar ortadadır. İradesini devretmiş eğri yüzler hemen hemen podyuma çıkıp ABD’ye beni unutmayın mesajı iletmişlerdir.”

“Türkiye, tozlu raflarından kesik Sevr planının yeni sahiplerine asla teslim olmayacak, zalimlerle ve hainlerle imanla, iradeyle mücadele edecektir”

Bugün Türkiye’de devlet krizi yok, muhalefet krizi, siyasi etik krizi, son tahlilde CHP krizinin var olduğunu, her geçen gün de kökleşmekte olduğunu söyleyen Bahçeli, “Ulusal Mücadele tertemiz ırk iradesine dayanılarak kazanılmıştı, emperyalizmin gönüllü tutsağı olan zilleti de bertaraf edecek tekrar insanlar iradesi olacaktır. Bilinmelidir ancak; Türkiye, tozlu raflarından indirilmiş Sevr planının yeni sahiplerine asla teslim olmayacak, zalimlerle ve hainlerle imanla, iradeyle mücadele edecektir” ifadelerini kullandı.

“Katil Paşinyan acıyla kıvranarak yenilgiyi kabullenmiş, elleri titreye titreye uzlaşılan uzlaşma metnine imza atmak zorunda kalmıştır”

Karabağ’da 30 yıla yakındır devam edegelen düşman tasallutuna tarihi bir darbe indirildiğini, can Azerbaycan’ın kahramanlıkla topraklarını aldığını anlatan Bahçeli, “Fazla şükür adalet sahibini bulmuştur. Çok şükür Türklük büyük bir başarı elde etmiştir. Ermeni çeteleri tutundukları vatan topraklarından sökülüp atılmıştır. Katil Paşinyan acıyla kıvranarak yenilgiyi kabullenmiş, elleri titreye titreye uzlaşılan uzlaşma metnine imza atmak zorunda kalmıştır. Zafer inancın başarısı, azmin mükafatıdır. İman ediyoruz ancak, Allah zalimi imhal eder, fakat katiyen ihmal etmez, etmemiştir, etmeyecektir. Ermenistan döktüğü kanların bedelini ödemiştir. Tarihi rövanş alınmıştır” dedi.

“Paşinyan’ın anlaşmaya yanaşması içinden gelerek yok, Azerbaycan’ın demir yumruğuyla gerçekleşmiştir”
Şehitlerin, mağdurların, mazlumların, evlerinden barklarından koparılan masum Türk soydaşlarının hesabının terörist devlet Ermenistan’dan sorulduğunu gösteren Bahçeli, şöyle konuştu:

“30 yıllık gaddarlık dönemi kapanmış, işgal süreci sona ermiştir. Ne mutlu bizlere, ne mutlu Azerbaycan Türklüğüne, ne mutlu büyük Türk milletine. Azerbaycan, Rusya ve Ermenistan aralarında yapılan antlaşmaya tarafından, 10 Kasım 2020’den geçerli edinmek üzere ateşkes tesis edilerek muzaffer Türk askerinin haklı mücadelesi tescillenmiştir. Dokuz maddelik anlaşma metni Azerbaycan’ın zaferine tarafların onayıyla hukuki bir hüviyet kazandırmıştır. Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev’in de açıklama ettiği gibi, Paşinyan’ın anlaşmaya yanaşması isteyerek değil, Azerbaycan’ın demir yumruğuyla gerçekleşmiştir. Ermenistan, işgal ettiği Ağdam ve Gazah bölgelerini 20 Kasım 2020 tarihine değin Azerbaycan’a iade edecektir. Dağlık Karabağ ve Laçin koridorundaki bağlantı hattı boyunca Rus ve Türk barıştırma gücü konuşlanacaktır. Haydut devlet Ermenistan, 15 Kasım 2020 tarihine dek Kelbecer bölgesini, 1 Aralık 2020 tarihine dek da Laçin bölgesini Azerbaycan’a geri verecektir. Dağlık Karabağ’ın kalbi, kadim Türk şehri Şuşa 8 Kasım 2020 Pazar günü işgalden arındırılmıştır. Şuşa şehrinden 5 kilometreden fazla yakın olmamak üzere Hankendi ve Ermenistan’ı Laçin koridoru boyunca birbirine bağlayan yeni bir ulaşım yolu yapı edilecektir. Azerbaycan her iki yönde Laçin koridoru ile vatandaşlarının, araçlarının ve yüklerin geçiş güvenliğini sağlayacaktır. Yurtlarını terke zorlanan soydaşlarımız BM Mülteciler Yüksek Komiserliği gözetiminde Dağlık Karabağ’a ve çevre bölgelerine döneceklerdir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında ulaşım bağlantıları tedarik edilecek, yeni bir ulaşım koridoru yapı edilecektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’i, şanlı Türk askerini, mücadeleye dua ve yardım veren her kardeşimi gönülden kutluyor, şanslı olsun diyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, tedavi görebilen gazilerimize şifalar diliyorum. Acilen gerisini şer güçlerin piyonu Paşinyan ve hunhar şebekesi düşünsün. Artık kendisine sığınacak, kaçacak delik aramaya koyulsun. Lakin su uyusa da Ermenistan uyumayacaktır. Bu itibarla dikkatli elde etmek, rehavete kapılmamak şarttır. Karabağ Türk’tür, Karabağ özgürdür, Karabağ Azerbaycan’dır, Karabağ Türk’ün çelikten bileğidir. İki devlet, tek milletiz, iki farklı bedende benzer canız. bir defa yükselen bayrak düşmemiş, düşmeyecektir.”

Mevlüt Hasgül

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Sahte çevrecilere aldırmadan çalışmalara devam ediyoruz'

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Sahte çevrecilere aldırmadan çalışmalara devam ediyoruz’

Bakan Akar: 'Harekat 44 günde bitti lakin bunun 44 sene boyunca konuşulacağından belirlenmiş olun'

Bakan Akar: ‘Harekat 44 günde bitti lakin bunun 44 sene boyunca konuşulacağından belirlenmiş olun’