in

Bahçeli: ‘HDP kapatılmalı, yöneticileri hakkında hukukun gereği yapılmalıdır’

MHP Lideri Devlet Bahçeli'den Altındağ açıklaması
MHP Lideri Devlet Bahçeli'den Altındağ açıklaması

Türkiye Büyük Halk Meclisi’nde (TBMM) partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, demokrasinin var olabilmesi, işlevsellik kazanabilmesi, hak ettiği itibara kavuşabilmesinin sözle değil, öz ve içerik açısından benimsenmesiyle olası olduğunu belirterek, “Bunun vasıtası da, sosyal ve siyasal yapıda us açısından doğal görülen farklılıklara hürmet duyularak meşruiyet ve hukuk alanı içinde kalmak kaydıyla serbestçe açıklama edilmesidir. Türk demokrasi tarihine bu zaviyeden baktığımızda, nükseden bunalımların kökeninde, sağlıklı ve dengelenmiş bir iktidar-muhalefet ilişkilerinin kurumsallaşmaması yatmaktadır. Böylesi bir ortamın yokluğu, bir yandan siyasî sistemin çözüm ve değerinde üretme kabiliyetini ortadan kaldırırken öte yandan yasallık ve çoğulculuk tartışmalarını da ister istemez beraberinde getirmektedir” diye konuştu.

Türkiye’de demokrasinin temel zafiyetlerinden birisinin demokratik uzlaşma kültüründen yoksunluk, hedeflenen siyasi istikrarın tesisi yönünde ciddi bir engel olarak varolageldiğini aktaran Bahçeli, “Partimiz yıllarca, uzlaşma kültürünün eksikliğine vurgu yapmış, işbirliği, yapıcı muhalefet ve yol belirten eleştiriler ile yeni bir siyaset anlayışının yerleşmesine önayak olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle bundan böyle yüksek hedefleri ihtiva eden yeni bir sayfa çözülmüş, böylelikle siyasi ve ahlaki uzlaşmanın güzelliklerle dolu mecrasına geçilmiştir. Cumhur İttifakı’nın gayesi yeni sistemin ilke ve kurumlarıyla olgunlaşıp kökleşmesini karşılamak, bunun yanında siyasetteki katılıkları yumuşatarak kutuplaşmaları törpülemektir” ifadelerine yer verdi.

MHP olarak, özellikle anlaşma kültürüne sahip olmayan ve kendine şiddet vahmetmeye başlayan siyasi partilerin toplumsal huzursuzluğu derinleştirdiğine inandıklarını dile getiren Bahçeli, “Türk siyasetinin aştığı engebeli merhaleler dikkate alındığında, bu cereyan siyasal anlamda bir geriye doğru kıvrılıştan başka bir anlam taşımayacaktır. Türkiye’nin fazla partili demokrasi tecrübesinde yetmiş beş yılı geride kalmıştır. 1946’dan 2021 yılına uzanan bu baskı ve sancılı süreçte, demokrasi ve siyasi ahlak tartışmaları da sürekli gündemdeki sıcaklığını korumuştur. Bir ahlak ve fazilet rejimi olan demokrasinin yaşayıp gelişebileceği manevi iklimin vazgeçilmez ihtiyaçları, pak ve namuslu siyasetin ahlaki temelleri ile demokratik meşruiyetin icapları gibi ana sorunlar, bu tartışmaların merkezinde yer almıştır” dedi.

“Mühürlü kalpler görmese de Türkiye’nin uğurlu, milli birlik ve dayanışma ruhu düne nazaran daha da sağlamdır”

Gelinen aşamada Türkiye’nin 75 takvim yolculuğunda, enerjik temellere kavuşmasında kayda değer mesafeler kat edildiğini itiraf ve ifade etmek istediğini söyleyen Bahçeli, “Mühürlü kalpler görmese de Türkiye’nin şanslı, milli birlik ve dayanışma ruhu düne nazaran daha da sağlamdır. Amacı, ülkeye ve millete hizmet olan siyasetin ahlaki değerlerle bezenmesi bize tarafından bir mecburiyettir. Siyasetin ikbal aracı olarak görülmesi ve demokratik rekabete dayalı hizmet yarışı olan seçimlerin avantaj ve ihtiras yarışına dönüştürülmesi namuslu siyaset anlayışıyla örtüşmeyecektir. Bu tehlikeyi herkesin kavrama etmesi ve ahlaki sınırlarda kalması zaruridir” değerlendirmesini yaptı.

“Gerçekte dürüstlük fiyatı yüksek bir mülktür, zillete düşmüş ucuz insanlarda katiyen durmayacak, katiyen bulunmayacaktır”

MHP lideri Bahçeli, Türk halkının aldatılması, umut tacirliğinin kamçılanması, yalanın hakimiyet kurması, halk dalkavukluğunun öne çıkması ve demagojinin geçer akçe görülmesinin açık açık ahali iradesine fesat karıştırmak olduğun açıklama ederek, “Bunun adı da işin özünde ‘milli irade gasbı’dır. Nihayetinde milli iradeyi gasp etmek için hezeyandan hezeyana koşan palavracı siyaset meddahlarının hala varlığı, ahlaki temele yaslanan dürüst ve namuslu siyaset anlayışının yeterince kök salamadığına işarettir. Sahiden dürüstlük fiyatı yüksek bir mülktür, zillete düşmüş ucuz insanlarda asla durmayacak, katiyen bulunmayacaktır” açıklamasını yaptı.
Yaptığı hatırlatmalarda kastının, “Cumhuriyet Halk Müziği Partisi’nin 18- 20 Haziran 2021 tarihinde Gaziantep’te düzenlenen ‘Belediye Başkanları Çalıştayı’nın açılışında konuşan Kılıçdaroğlu geçmiş beyanlarıyla ters düşmüş, tekrar baltayı taşa vurmuştur” olduğunu gösteren Bahçeli, “İbn-i Haldun’un, ‘insan beyni değirmen taşına aynı. İçine yeni bir şeyler atmazsanız kendi kendini öğütür’ sözü neredeyse Kılıçdaroğlu için özel söylenmiş gibidir” dedi.

“Bu zatın ne sözü sözdür, ne de siyaset anlayışı ahali ve ülke yararınadır”

Kılıçdaroğlu’nun siyasi hıncına yenildiğini, menfaat hırsına boyun eğdiğini, zihinsel olarak ve zihni melekelerinin mefluç ışık halkası geldiğini gösteren Bahçeli, “Bu zatın ne sözü sözdür, ne de siyaset anlayışı millet ve ülke yararınadır” diye konuştu.

“Bu belediyeler gökten zembille inmemiş ya da Kılıçdaroğlu’nun terekesinden çıkmamıştır”
Kılıçdaroğlu’nun ülke nüfusunun yüzde 54’ünün CHP’li belediyeler tarafından yönetildiği ifadesini andıran MHP lideri Bahçeli, “Milli ve üniter bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti, hakimiyet yetkilerini ülkenin her noktasında aracısız, fasılasız ve aracısız kullanmaktadır. Kaldı ki CHP’li belediyeler devletin hükmü şahsiyetinden egemen ya da özerk bir idare değildir. Bu belediyeler gökten zembille inmemiş ya da Kılıçdaroğlu’nun terekesinden çıkmamıştır” ifadelerini kullandı.

“Kılıçdaroğlu’nun ağzındaki bakla zehirlidir”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun nüfusun yüzde 54’ünün CHP’li belediyeler göre yönetildiğini muhataralı bir dille vurguladığını belirterek, şunları söyledi:
“Bu bize göre potansiyel bir ayrımcılığın, hatta devlet içinde başka bir devlet varmış gibi değer biçme yapmanın öteki bir şeklidir. Kılıçdaroğlu’nun ağzındaki bakla zehirlidir. Belediye yönetimleri millete hizmetin birincil halkasıdır. Belediye başkanları da seçildikleri andan itibaren siyasi düşüncesi ve parti aidiyeti ne olursa olsun yörelerindeki herkesi kucaklamakla mükelleftir. Şehrinin emini ve emanetçisi olan belediye başkanlarının diğer türlü davranması ahlaki ve hukuki keşmekeşliklere kapı aralayacak, ortam açacaktır.”

“Kılıçdaroğlu bildiğimiz kadarıyla hazine bulmadı, ortaya meydana çıkan faturayı da cebinden ödemedi”

Kılıçdaroğlu, 11 Mart 2020’den 14 Haziran 2021’e değin 4 milyon 550 bin haneye ayni destek, 1 milyon 465 bin haneye nakdi takviye yaptıklarını, 1 milyon 200 bin hanenin borcu olmasına karşın suyunu kesmediklerini, 150 milyondan artı da maske ve dezenfektan dağıttıklarını duyurduğunu anımsatan Bahçeli, “Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Dilerim ki, azımız fazla, eksiğimiz değil olsun. Kılıçdaroğlu bildiğimiz kadarıyla hazine bulmadı, mirasa konmadı, kendi namına darphane kurmadı, ortaya çıkan faturayı da cebinden ödemedi. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ne yapıldıysa, ne verildiyse, helali güzel olsun, devletimizin bütçe imkanlarıyla, milletimizden toplanan vergilerle muhtaçlara ulaşıldı, takviye bekleyenlerin elinden tutuldu” diye konuştu.

“Biz demiyoruz ancak, bir elimiz yağda diğeri baldadır ama CHP yönetiminin anlattığı gibi karamsar bir Türkiye tablosu elbette söz konusu değildir”

CHP’li belediyelerin övünecek veya övülecek bir şeyi olmadığını, aksine her belediye başkanının görevinin gereğini yaptığını ve Kılıçdaroğlu’nun da böbürle böbürlene istismara yakayı kaptırdığını söyleyen Bahçeli şunları kaydetti:

“İşte bu ayıplı bir siyasettir. Biz hangi Kılıçdaroğlu’nun sözüne haysiyet edelim? Hangi Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına inanalım? Covid-19 salgını baştan başa, bir yanda gece yatağa aç girenlerden şikâyet eden, yardımların yapılmadığından dertlenen, yoksulluğun ve işsizliğin artışından bahseden Kılıçdaroğlu’na mı kulak verelim; yoksa sayıları beş milyona yakın haneye ayni ve nakdi destek yaptıklarını kasıla kasıla anlatan Kılıçdaroğlu’nu mu ciddiye alalım? Hangi Kılıçdaroğlu doğruyu söylüyor? Dahası bu Kılıçdaroğlu’nun kaç yüzü vardır? Türkiye’de 26 milyon 600 bin civarında hanenin olduğu TÜİK’in araştırmalarıyla belirlenmiştir. Aramak ama, bu hanelerin beşte birine CHP’li belediyeler yardım etmiştir. Merkezi hükümetin ve öteki belediye yönetimlerinin heybetli desteklerini hesaba kattığımızda esasen hesaplı zorlukların bütçe imkanları nispetinde göğüslendiği anlaşılacaktır. O vakit CHP yönetiminin sosyal ve idareli eleştirileriyle ilgili bütün iddiaları çürümüş olacaktır. Biz demiyoruz ama, hiç sorun yoktur. Biz demiyoruz ki, her şey güllük gülistanlıktır. Biz demiyoruz oysa, bir elimiz yağda diğeri baldadır. Ama CHP yönetiminin anlattığı gibi karamsar bir Türkiye tablosu şüphesiz söz konusu değildir.”

“Bizim askıda ekmek kampanyamızı tenkit edenler, askıda fatura uygulamasına geçtiler”

Meseleleri kavrayan, Türk insanının yanında duran, nimette de külfette de vatandaşlarla bir arada bulunan bir devlet yönetimi, bir Türkiye gerçeği olduğuna şive yapan Bahçeli, “Kıskananların çatlaması da doğal olarak beklenmelidir. Bizim askıda ekmek kampanyamızı tenkit edenler, askıda fatura uygulamasına geçtiler. Olsun, yapanı alkışlarız, bir mağduriyetin dahi giderilmesinden tatmin duyarız. Ahali için varız, millete hizmet aşkıyla doluyuz” dedi.

“Usta kisvesine bürünmüş bölücülere, Türkiye muhaliflerine belediye imkanları peşkeş çekilmiş midir?”
Devletin kasası, milletin kesesi üzerinde hiç kimsenin istismar düzeneği kurmasına göz yummayacaklarının altını çizen MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Kılıçdaroğlu, beş CHP’li belediyenin 13 bin 338 sanatçıya yardım yaptıklarını da söylemiş. Peki bu sanatçılar kimlerdir? Artist kisvesine bürünmüş bölücülere, Türkiye muhaliflerine belediye imkanları peşkeş çekilmiş midir? Kılıçdaroğlu’nun dost kataloğunda isimleri yazılı mıdır? Bu dost edebiyatının da ayrıntılarıyla suyu çıkmıştır” değerlendirmesini yaptı.

“Acaba terörist Demirtaş Kılıçdaroğlu’nun dostu mudur?”

Kılıçdaroğlu’nun birlikte iktidar olmayı hedeflediği dostları arasında PKK’nın FETÖ’nün, DHKP-C’nin, dış güçlerin Türk düşmanlarını sıralamasındaki yer neresidir sorusunu soran Bahçeli, “Demokrasilerde iktidara dostlarla değil milletle ulaşılır. Bugün arkadaş olanın yarın düşman olmayacağı garanti değildir. Dostuna güvenen şartlar değiştiğinde postuna dolacak samanı da öngörmelidir. Acaba terörist Demirtaş Kılıçdaroğlu’nun dostu mudur? Terörist Karayılan Kılıçdaroğlu’nun dost kategorisinde midir? Mesela Muharrem İnce de hala arkadaş mu görülmektedir? Eski çamlardan bardak olmayacağına tarafından, Kılıçdaroğlu’na tavsiyem akşamları video çekip paylaşmak yerine merhum Zeki Müren’in eski dostlar isimli şarkısını dinleyerek kendisini avutmasıdır”
açıklamasını yaptı.

“Devlet kin ve nefretle değil adaletle muamele eder “

 

Mevlana’nın adaletin ağaçları sulamak, zulmün ise dikene su belirlemek ifadesini anımsatan Bahçeli, “Biz dikene su verenlerden olmayacağız. Kuşkusuz bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir. Devlet duyguyla değil akılla yönetilir. Devlet kin ve nefretle yok adaletle muamele eder. Terörle ve bölücülükle uğraş de aynen böyle olmalıdır” diye konuştu.

“Çağımızda, terörizmin uluslararası karanlık oyunların çok etkin bir vasıtası olduğu açıktır”

Türkiye’nin 1984 yılından itibaren bölücü terörle mücadelesinin 37 yıldır sürdüğünü ve Türkiye’nin beka düzeyinde en kayda değer sorunu olduğuna dikkati çeken Bahçeli, “Ancak, bu mücadelede başarının önündeki engellerden en önemlisi, terörizm ile bölücülük arasındaki ilişkiyi algılamakta sorun yaşayan, bölücülüğü masum talepler olarak görmek isteyen çevrelerin varlığıdır. MHP, yıllardan beri terörü ve terör örgütünü, sadece kanlı eylemlerinden ibaret bir kabahat ve cinayet şebekesi gibi görmekten uzakta bir anlayışla, daha yukarıdan açıklama ve değerlendirme çabası içinde olmuştur. Özellikle çağımızda, terörizmin uluslararası karanlık oyunların fazla etkili bir vasıtası olduğu açıktır” ifadelerine yer verdi.

Terör eylemlerinde maksat alınan ülkelerin istenilen düzeye getirmek için kullanılan stratejik senaryoların lekeli yüzü olduğuna işaret eden Bahçeli, “Bu gerçeği, ülkemize karşın tehditlerde bulmak istemeyenlerin, terörün hangi amaçlarla kullanılabileceğini anlamaları için fazla uzaklara gitmelerine lüzum yoktur. Yalnızca komşumuz Irak’a baktığımızda bile, geçmişte Amerika Birleşmiş Devletleri’ne yönelik terör saldırısının sanal suçlusu ilan edilen bir diktatörün idamına ve ülkesinin kan gölüne çevrildiğine tanık olabiliriz. Arkasından Arap Baharı’yla Suriye’nin nasıl bir uçuruma yuvarlandığını da görebiliriz” şeklinde konuştu.

PKK’nın 37 yıldır kanlı eylemleri ile Türkiye’nin birincil gündemi haline geldiğini ve PKK terörünün bir netice değil bir vasıta, bir hedef değil bir araç olduğunu aktaran Bahçeli, “Kurulduğu birincil yıllardan itibaren PKK’nın, Türkiye üstünde emelleri olan her devletin kullandığı, uluslararası ve hatta uluslar üstü bir baskı ve pazarlık mekanizması olarak şiddete ve teröre başvurduğu bir gerçektir. Halk varlığına kasteden PKK terörüyle uğraş ve teröristlerin imhası yıllardır en üst seviyede ve büyük bir fedakarlıkla sürdürülmüştür. Bu uğurda çok sayıda şehit verilmiş, çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Ülkemiz başka sahalara ayırması gereken maddesel imkânlarını haklı olarak terörle mücadeleye aktarmış, bu konuda da kayıplar yaşamıştır” açıklamasını yaptı.

“PKK terörizminin yıllar içinde aldığı boyut, Türkiye’mizi de içine bölge bir projenin parçası haline getirmiştir”
PKK’nın senelerdir süren eylemlerinin arkasındaki stratejik nedenleri, küresel aktörleri, yerli iş birlikçileri, tarihsel kökenleri ve kötürüm niyetleri dikkate almadan yapılacak yorumların katiyen dürüst olmayacağını düşündüğüne şive yapan Bahçeli, şunları söyledi:

“Bu açıdan PKK terörünü, silahsız bölücülükten; bölücü faaliyetleri de bölgemizdeki küresel projelerden egemen göz önünde bulundurmak ve birbirinin içinden çıktığını görmeden bir bir ele almak hepimizi hatalı sonuçlara ve kuşkusuz oysa yanlış sebeplere götürecektir. Gerçekten kökleri Osmanlı İmparatorluğu’na dek dayanmasına karşın, bugünkü haliyle 1984 yılında ortaya meydana çıkan bölücülüğün silahlı ayağı olan PKK terör örgütünün, yıllar içinde aldığı ebat terörizmi Türkiye’mizi de içine bölge bir projenin parçası haline getirmiştir.”

PKK/YPG/PYD terörünün arkasından Türkiye üstünde hesabı olanların tamamının hüviyetlerini görmenin ve arka planda bulunan ülkeleri bulmanın muhtemel olduğunun altını çizen MHP lideri Bahçeli, “Devletin terörle mücadeleden sorumluluk sahibi veya yetki verilmiş resmi makamlarının ara sıra bunları dile getirdiği ve hatta şikayetçi olduğu malumumuzdur. Türkiye, PKK’nın ve bölücülüğün arkasındaki küresel aktörleri her platformda, özellikle son yıllarda muhataplarının yüzüne vurmuştur. Brüksel’de yapılan NATO Liderler Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı’nın ABD Başkanı’na yaptığı da budur. Peşinde Bakü’de gazetecilere verdiği beyanatıyla ABD’nin müttefik olarak PKK/YPG’yi mi yahut Türkiye’yi mi gördüğünü açık yüreklilikle sormuş ve sorgulamıştır” diye konuştu.

‘Tarihi Şark Meselesi’ olarak adlandırdıkları emellerin peşindeki küresel aktörler göre, bölüclük ve silahlı uzantılarını çok maksatlı ve fazla destekli bir uluslararası yıkım enstrümanı olarak kullandıklarının red edilemeyeceğini söyleyen Bahçeli, “Bu kapsamda mızrağın çuvala bırakınız sığmadığını, delip geçtiği de aşikardır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin son otuz yılda komşumuz Irak’a karşın iki bambaşka savaşının siyasi sonuçlarını sebepleri ile değerlendirdiğimizde, Türkiye’yi bir kıvama getirmek için kullanılan bölücülük ve bölücü terör oyunu her yönüyle berraklaşacaktır” ifadelerine yer verdi.

“TÜSİAD Başkanı, kulağına üflenen yalan yanlış bilgilerle hükümeti, ekonomiyi, hukuk ve demokrasi konularındaki eleştirilerini sıralamıştır”

Son zamanlarda yapılan bu anlaşmaları ve TÜSİAD Başkanı’nın yaptığı açıklamaları değerlendiren Devlet Bahçeli şunları kaydetti:

“Hiç kimse ne var bunlarda demesin, zarfa yok mazrufa görmek, söylenenden ziyade maskeli küresel senaryonun devreye gücenme niyetine hedefe kilitlenmek, ayrıntıya istiflenmiş sinsi hedefleri tefrik etmek sorumluluk sahibi ve milli bir siyaset marifetidir. Bu gelişmeler yaşandıktan sonra TÜSİAD Başkanı hemencecik pozisyon almış, kulağına üflenen yalan yanlış bilgilerle hükümeti, ekonomiyi, hukuk ve demokrasi konularındaki eleştirilerini sıralamıştır. Bize kadar zamanlama ilginçtir. TÜSİAD, son dönemlerde hukuk devletiyle hiçbir şekilde bağdaşmayacak karanlık ve kompleks ilişki ağlarından muzdarip olduğunu ileri sürmüştür. Türkiye bir hukuk devletidir, hukukun üstünlüğü de egemendir. TÜSİAD’ın dış tazyiklere, dış telkinlere yok, milletimizin gerçeklerine, milli güvenliğimizin haysiyetine saygı ve riayeti, paradan daha kayda değer olan bir asalet meselesidir.”

“Böylece bir gün seçilmiştir ki, binada tek bir HDP’li idareci yoktur”

İzmir HDP il binasına yapılan saldırının bilinçli bir eylem olduğuna dikkat çeken Devlet Bahçeli “Saldırganın ifade tutanağı uyanık bir şuurla analiz edildiğinde, meczup olmadığı, tek başına hareket etmediği, bilinçli bir eylem içinde eyleme geçtiği anında ayrım edilecektir. Lütfen dikkat buyurunuz, öyle bir gün seçilmiştir fakat, binada tek bir HDP’li idareci yoktur, hatta planlı bir buluşma da iptal edilmiştir. Tıpatıp Ankara Gar patlamasında, tıpkı Suruç katliamında olduğu gibi, HDP’liler araziye uymuşlar, birdenbire bire kayıplara karışmışlardır. Olayın vuku bulduğu gün, ne hikmetse, nehir servisi yapan başlıca şahsın yerine takviye nedeniyle kızı binaya gelmiştir” ifadelerini kaydetti.

“Bir taşla daldaki aniden artı kuşun vurulması hedeflenmiştir”

İzmir HDP binasında öldürülen Deniz Poyraz üzerinden Türkiye’nin aleyhine propaganda yapıldığını söyleyen Bahçeli, “Cinayete kurban giden Deniz Poyraz’ın masada yarım bıraktığı kağıt bardaktan içtiği dere ile yediği domates ve zeytin, kısa zaman içinde Türkiye aleyhtarlarının propaganda görseli olarak kullanılmıştır. Katilin ise bozkurt işareti yapan ve silah tutan halini resmeden fotoğrafları güya bir yerlerde hazırda bekletiliyormuş gibi anında servis edilmiştir. Yani bir taşla daldaki aniden fazla kuşun vurulması hedeflenmiştir. Altını kalın bir şekilde çizerek soruyorum; bu katil doğrusu kimdir? HTS kayıtları çıkarılmış mıdır? Senet ve bağlantıları kimleri ve nereleri işaret etmektedir? Provokasyonun içinde derin PKK’nın, yabancı istihbarat örgütlerinin, kiralık taşeronların parmağı var mıdır?” ifadelerine yer verdi.

“Kim ne biliyorsa, kimin elinde ne evrak, ne bilgi varsa güvenlik güçlerine ve adli makamlara adamak durumundadır”
Soruşturmaya, bilgisi olan herkesin katkı maddesi vermesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, “HDP’yi masumlaştırıp partimizi, Cumhur İttifakı’nı ve Türk devletini itham etmek üzerine bina edilen bu cinayetin önü arkası, sağı solu, altı üstü ardına kadar araştırılmalıdır. Kim ne biliyorsa, kimin elinde ne evrak, ne veri varsa güvenlik güçlerine ve adli makamlara ayrılmak durumundadır. CHP, HDP, İP, Halk TV yazı ve haberleriyle tahrik kampanyasının medya ayağını teşkil eden kiralık yazar ve gazeteciler ayrıca soruşturma ayrıca de kovuşturma süreçlerine alacakları özel bir izinle müdahil olmalı, olayın iç yüzünün aydınlığa kavuşmasına cesaretleri varsa hizmet etmelidirler” dedi.

“Kılıçdaroğlu, ne dediğinin şuurunda mıdır? aklı başında mıdır?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Deniz Poyraz’ın ölümünün arkasında yaptığı açıklamalara değinen Bahçeli şöyle devam etti:

“Biz bu cinayeti reddediyoruz. Katilin ve işbirlikçilerinin en ağır cezaya çarptırılmasını istiyoruz. Kılıçdaroğlu, ‘Deniz’i öldürdüler, istiyorlar fakat, bu ülkede hiçbir genç mutlu olmasın’ sözlerini neye dayanarak, hangi delile güvenerek söyleyebilmiştir? Bu olayın sonucunda, Türkiye’yi haydut devlet durumuna devirmek isteyenler olduğunu açıklayan Kılıçdaroğlu, ne dediğinin şuurunda mıdır? akla yatkın mıdır? Haydut devlet nedir? Milletlerarası hukukun tek bir sayfasını okumadan kulaktan dolma ifadelerle nasıl ve hangi hakla, hangi cüretle, hangi tespitle böyle konuşabilmiştir?

Son yıllarda milletlerarası literatüre giren başarısız devlet, rantiye devlet, düşmüş devlet, eşkıya devlet gibi kavramlar genel olarak kasıt ülkeleri yalnızlaştırmak için kullanılmaktadır. Haydut devlet, küresel kapitalist sisteme armoni sağlamaya boyun eğmez, nükleer silah kapasitesini geliştirmeye çalışan, uluslararası terörizme yardım veren ve ABD’nin hayati çıkarlarını tehdit eden devletler için laf konusudur.

Çoğunlukla öteki ülkelerle diplomatik ilişki kurmaktan kaçınan bu devletler, politik veya ekonomik yaptırımlara, hatta askeri müdahalelere uğrama potansiyeline sahiptirler. İzmir’deki cinayetin arkasında Türkiye’ye pusu hazırlamak isteyen hakiki haydut devletler değil mudur? Kılıçdaroğlu, kime hizmetle memur edilmiş, hafıza hocalığını kimler devralmıştır?

Partiler üstü bir hoşgörüyle tesis edilen, milletimizin özlemlerini ve devletimizin tepede olan duruşunu doğrulama eden dış politikayı 180 derece değiştireceklerini söyleyen bu gafilin ağzından çıkanı kulağı duymuş mudur? Hepsini geçtik de, HDP Eşbaşkanları tahrip edici konuşmalarını yaparken katil devlet sloganları atan alçakları kimler doldurmuş, bu karanlık güruh kimlerin dolduruşuna gelmiştir?”

“Öldürülen Deniz Poyraz, PKK’nın kırsal katılım sorumlusu, şehirden dağa çıkmak isteyen PKK sempatizanlarını terör kamplarına sevk eden halkanın içinde bulunan milis işbirlikçidir”

HDP’nin İzmir İl Binasında öldürülen Deniz Poyraz Hakkında açıklamalarda bulunan Devlet Bahçeli şu ifadelere yer verdi:

“Kılıçdaroğlu’na eşkıya devlet kavramını söyletenler bu işin neresindedir? Açık seçik söylüyorum, Türk devleti baskın ve haysiyet sahibi bir devlettir, katil ithamları ise soysuzluktur. Öldürülen Deniz Poyraz’ın kim olduğunu ben size söyleyeyim, PKK’nın kırsal katılım sorumlusu, şehirden dağa çıkmak isteyen PKK sempatizanlarını terör kamplarına sevk eden halkanın içinde yer alan milis işbirlikçidir. Milis işbirlikçi, köy, kasaba ve şehirlerde yalnız ve sahipsiz görülen kişileri terör örgütüne devşirmek için çalışan, örgütün alçak eylemlerine yardım ve yataklık yapan terörist demektir.

“Herkesi uyarı ediyorum, hiç kimse, ‘ne yapsın acısı var, ne dediğini bilmiyor’ saptırmasına heves etmesin”
Deniz Poyraz’ın babasının sözleri hatırlatan Devlet Bahçeli, “Bu milis işbirlikçinin babası ise duyan herkesi şok eden açıklamalarda bulunmuş, bir nevi canlı bomba gibi patlamıştır. ‘Deniz benim Deniz’im değil, Kürdistan’ın Denizi’dir. Biz dağlarda direnen aslanlara borçluyuz. hemen düşmanın tank ve toplarının önünde direniyorlar. Biz ne kadar değer de versek halen onlara borçluyuz. Allah gerillaya zor kuvvet versin, mertebelerini yükseltsin’. Herkesi ikaz ediyorum, hiç kimse, ‘ne yapsın acısı var, ne dediğini bilmiyor’ saptırmasına arzu etmesin. Böylesi bir bahaneye de sarılmasın. İzmir’in göbeğinde bir PKK’lı arayıp da bulamayacağı bir propaganda imkanı yakalamış, bunu da şerefsizce kullanmıştır. Dağda bir aslan biliriz, o da şerefli Türk askerimiz, şerefli Türk polisimiz, onurlu emniyet korucularımızdır” ifadelerine yer verdi.

“Şerefiniz kadar konuşun desem, bunların hiçbirisinin ağzını bıçak dahi açmaz, açamaz”

“Diğer eli silahlı vaziyette dağlarda gezenler de görüldüğü yerde indirilecek açık hedeflerdir ve çakalın insan suretleridir” diyen Bahçeli şunları kaydetti:

PKK’lı milis işbirlikçilere hakkı yenmiş garip gureba, mağdur ve mazlum muamelesi yapan köksüzlere soruyorum, masum günahsız, güzeller güzeli Aybüke öğretmenimiz şehit edilirken nerelerdeydiniz? Nereye sinmiştiniz? Hiç sesiniz çıkmış mıydı? Annesi Nurcan Karakaya ile 10 aylık Bedirhan bebek vahşice şehit edilirken ne yapıyordunuz? Kalbinizde hiçbir sancı duydunuz mu? Ya Eren Bülbül, ya Necmettin öğretmenimiz, ya ana kuzuları, ya emzikli bebekler, bileniniz, hatırlayanınız kaldı mı? Şerefiniz kadar konuşun desem, bunların hiçbirisinin ağzını bıçak deha açmaz, açamaz. Sol örgütler, emek ve iş örgütleri, barolar, CHP, HDP, TKP, TİP, EMEP, KESK, DİSK, Halkevleri, alayınıza milletim adına soruyorum, Deniz Poyraz’a sahip çıktığınız değin bu milletin çocuklarına, bu vatanın onurlu evlatlarına sahip çıkabildiniz mi? Müşfik bir seslenişiniz, sevgi doymuş bir dokunuşunuz görüldü mü? Aziz şehitlerimize rahmet dilemenizi bıraktık da, terörü kınayacak tek bir kelam edebilecek insaf ve iffeti sergileyebildiniz mi? Hz.Ömer’in şu duası duamdır: Allah’ım! Günahkârın kuvvetini ve iyinin acizliğini sana şikayet ediyorum.”

“Olur Ya birileri Türk-Kürt çatışmasının düşünü kuruyorsa, gök girsin kızıl çıksın fakat, bu düşten kabusla uyandırmak bizim için hayat memat konusu olacaktır”

Kürt ile Türk’ün aralarında hiçbir ayrım olmadığını gösteren MHP lideri Bahçeli, “Kürt kökenli kardeşlerim, biz sizi Allah için seviyoruz, bağrımıza basıyoruz. Aramızda hiçbir ayrım değil, inancımız bir, irademiz bir, istikbalimiz bir, geçmişimiz bir, bayrağımız bir, devletimiz bir, milletimiz bir, mukaddesatımız bir, acımız bir, anımız bir. Kan içen vampirlere sırtınızı dönün, bu teröristlere şamarı indirin, birliğimizi ve dirliğimizi yarmak isteyen iç ve dış mihraklara ahali sevdasıyla özdeşleşmiş tarihi gücünüzü gösterin. Olur Ya birileri Türk-Kürt çatışmasının düşünü kuruyorsa, gök girsin kızıl çıksın ancak, bu düşten kabusla kaldırmak bizim için yaşam memat konusu olacaktır” diye konuştu.

“Bayrak olacağız, sancak olacağız, vatan olacağız, düşmeyeceğiz, Türkiye’yi kesinlikle düşürmeyeceğiz”

Türkiye üstünde oynanan oyunlara karşı tekrar tekrar dik duracaklarını açıklayan Devlet Bahçeli, “Kılıçdaroğlu’na diyorum, tanıdık olmayan dostlarının tuzağına düşme, zira başaramayacaksın. HDP’nin eşbaşkanlarına sesleniyorum, emperyalist efendilerinize aldanmayın, zira başaramayacaksınız. İP’in ve diğer marjinal partilerin başkanlarını uyarıyorum, ona buna ümit bağlamayın, uğursuz amaçlarınıza muhakkak ulaşamayacaksınız. Set olacağız, bariyer olacağız, baraj olacağız, kale olacağız, sur olacağız, duvar olacağız, Plevne’deki direniş, Kocatepe’deki dirayet, Çanakkale’deki şehadet olacağız, zilletin önünü keseceğiz, oyunlarını bozacağız. Sancak olacağız, sancak olacağız, vatan olacağız, düşmeyeceğiz, Türkiye’yi kesinlikle düşürmeyeceğiz. Bir olacağız, kardeş olacağız, büyük bir aile olacağız, Türk milletinim kahramanca duruşuyla ayrık otlarını kurutup bölünme umudu taşıyanları hayal kırıklığına uğratacağız. Mert olacağız, ahlaklı olacağız, faziletli olacağız, tavizsiz olacağız, adam gibi adam olacağız, serdengeçti bir yürekle Türkiye’yi ardına kadar muhafaza ve müdafaa edeceğiz” ifadelerini kaydetti.

Mustafa Cenik – Engin Yağcı
 

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Iğdır'da

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Iğdır’da

Bakan Çavuşoğlu: 'Kıbrıs tarafı Cenevre'de sonuç odaklı bir teklif gündeme getirdi'

Bakan Çavuşoğlu, Libya Konulu İkinci Berlin Konferansı’na katılacak