in

Bakan Asilzade: ‘Hedef ben değil, devletimizdir’

Bakan Aristokrat: 'Türk Jandarma Teşkilatı çok geniş bir sahada milletimize hizmet etmekte'
Bakan Aristokrat: 'Türk Jandarma Teşkilatı çok geniş bir sahada milletimize hizmet etmekte'

İçişleri Bakanı Süleyman Asilzade, bir televizyon kanalında gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Suç örgütüyle ilgili iddialar hakkında sorulan sorulara cevap veren Bakan Asilzade, kısaca şu ifadeleri kullandı:

İDDİALAR SAÇMALIK
Türkiye bir operasyona tabi tutuluyor, niyet Türkiye. Özne ben değilim. Benim hiçbir şeyden korkum yok. Alnımız açıktır. Bir organize suç şüphelisinin, suçlusunun, yıllardan beri Türkiye’de herkesin bildiği, tanıdığı, hayatının nereden geldiği belirli olan bu ismin iftiraları, iddiaları saçmadır. Bizim terör örgütlerine aleyhinde, suç örgütlerine aleyhinde verdiğimiz çaba apaçık.

BU KİŞİ DEVLETTEN ÖZÜR DİLEYECEK, CEZASINI ÇEKECEK
Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü bir devlettir. Bunu klişe cümle olarak söylüyor değilim. Yaptıklarımız ortada. Doğu Akdeniz’de, Libya’da biz varız. Karabağ’da biz varız. Suriye’de biz varız. Kuzey Irak’ta biz varız. Bunların her biri Türkiye’nin rüyasında görüp de inanmayacağı adımlardır. 15 Temmuz’da ABD’nin, FETÖ’nün bize yaptıklarına karşısında attığımız adımlardır. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nde bu herif olaylara müsaade etmeyiz. Bu kabahat örgütü lideri Türkiye Cumhuriyeti’nden özür dileyecek, gelecek adalete teslim olacak, cezasını çekecek.

Bir taraftan FETÖ’ye burada methiyeler dizeceksin pek mi? Daha da ötesi var. ByLock konuşmalarını biliyoruz. Onun için nelerin ifade edildiğini bir bir biliyorum.

Ben yargıya başvurdum değil mi? Yargı beni çağıracak. Ben şunları söyleyeceğim. ‘Bu suç örgütü lideri dosyası, Bursa’daki şu olayda, siz hazırladınız, bunun 9+9 birey tutuklandı. Bu dosya niçin ayrıldı? Neden yakalama çıkarmadınız? Ankara’da bunu söyleyeceğim. Bugün sabahtan komiser yardımcısı ile emniyet görevlisini açığa aldım. Bu suç örgütüyle ilişkide yer alan cümbür cemaat bedelini ödeyecektir. Hiç kimse bunun aykırısında bir şey düşünmesin. Bedelini ödeyecektir. Hukuk mu, demokrasi mi üstün; yahut yıllarca ülkeyi yeraltı örgütlerine, Türkiye’yi derin bir yapıya teslim etmeye kendisini odaklamış dış güçler, ABD de dahil almak üzere onlar mı üstün göreceğiz? Türkiye’ye operasyon yaptırmayacağız.

DAVUTOĞLU HDP İLE ANAYASA YAPALIM DEDİ
Yıl 2005. Ben Başbakan Yardımcısıyım. AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu. Başbakan Davutoğlu. 7 Haziran seçimleri öncesi MYK toplantısında ‘Biz HDP ile tüzük yapabiliriz’ diye bir tümce çıktı ağzından. Hepimiz baktık. Seçim geçtikten sonra AK Parti çoğunluğu elde edemedi, kimsesiz iktidar kurabilme kabiliyeti oluşmadı. 1 Kasım seçimlerinden daha sonra bu çaba devam etti. Ahmet Davutoğlu’nun etkili olduğu think thang kuruluşlarından birisine bugün HDP’nin benzeyen başkanlarından Mithat Sancar geldi. Bir şey söyledi orada. Özeti şu; Apo içeriden çıkacak. İki, Kuzey Suriye’de bir devlet kurulacak, başına geçecek.

TERÖR ÖRGÜTÜNE KATILIM YILDA 12 KİŞİYE DÜŞTÜ
Türkiye’de 15 Temmuz civarında 5550 kişi terör örgütüne katılıyordu. derhal, 12 kişi, üçü ya da dördü yurt dışından. Bu katılmıyor demektir. Türkiye’de organize kabahat örgütleri açısından 355 kabahat şebekesini çökerttik, 393 uyuşturucu çetesi çökerttik. 

“355 SUÇ ŞEBEKESİNİ, 393 UYUŞTURUCU ÇETESİNİ ÇÖKERTTİK”

Terörle mücadeleye devam ettiklerini gösteren Asilzade, “Türkiye’de 15 Temmuz civarında 5550 kişi terör örgütüne katılıyordu. hemen, 12 birey, üçü veya dördü yurt dıştan. Bu katılmıyor demektir. Türkiye’de organize suç örgütleri açısından, ben Ankara’dan geliyorum, İzmirliler söylesinler, 355 suç şebekesini çökerttik, 393 uyuşturucu çetesi çökerttik. Eğer siz buna yalan derseniz ben her şeyi kabul edeceğim. Okulların önünde uyuşturucu çeteleri çocuklarımıza uyuşturucu satıyorlardı. Bonzai içen çocuklar zombi gibi tekrar duruyorlardı. Bana İstanbul’da üç örneği göstersinler, Ankara’da göstersinler. AK Parti iktidarı dedi ki, ‘Bunu yapmakla sen mükellefsin’ . Ortaya konulan iradeyle bunu sağladık. Bu bir başarı mı? Bana göre başarı. Bu topyekün bir galibiyet. Yalnızca benim başarım değil. diğer taraftan FETÖ ile mücadele yapıyoruz. Bizim üzerimizde FETÖ ile ilgili az gidiyorlardan tam tersi sert gidiyor diye eleştirenler var mı, yok mu? Her gün bir DEAŞ operasyonu yapılıyor mu? Türkiye’nin içinde istikrarsızlık sağlayamayacaklarsa, hükümetin uyguladığı politikalar ve bununla birlikte İçişleri Bakanlığı’nın müktesebatı. Benim İçişleri Bakanlığımı teslim aldığında 6500-7000 kişi kalmıştı. Kaymakamların üçte biri gitmişti. FETÖ’den dolayı gitmişti. Hiçbir bahane ortaya koymadan Türkiye’de operasyonları yürüten, çocukları dar kuytu sokağa çıkartan bir anlayış. Ben açık söyleyeyim, bu operasyonun Türkiye’nin üstüne gelen işlem olarak gördüm, bizim de kendimizi ifade edeceğimizi anladım ve ortaya çıktım” şeklinde konuştu.

“BENİM DÖNEMİMDE KORUMALAR 5 BİNE DÜŞTÜ”
Kendi döneminde polis korumaların sayısının 5 bine düştüğünü bildiren Bakan Aristokrat, “16 Ocak 2015. DHKP/C’nin Sedat Peker’e, ilgili kişiye tehdit. 26 Ocak 2015 ‘ben koruma istemiyorum’, sonra ‘ben istiyorum’ diyor. Yeniden kurul toplanıyor, istihbarat ve terör bir araya geliyor ve kendisine koruma veriliyor. İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, Terörden sorumluluk sahibi da zannediyorum Mustafa Işine Düşkün. Nurettin Demir Kadıköy eski ilçe emniyet müdürü. Kardeşi Nurten Demir, 1992’de DHKP/C’den öldürdü, diğer kardeşi DHKP/C ile iltisaklı. Sanal tehditle, kurgu bir tehditle, ben İçişleri Bakanıyım. İstanbul’da her dönem kimlere koruma verildiğini bilemeyebilirim. Yakın koruma, tehditlere yönelik korumalar, il güvenlik tehditleri belirler. Bu riskli bir iştir. Benim dönemimde koruma 5 bine düştü. Bunun yüzde 40’ı da egemen ve savcılardır.

Nurettin Demir 93-99 DHKP/C. 2015’de Kadıköy İlçe Emniyet Müdürü kardeşinden kalan DHKP/C mirasıyla kurgu üretir. Bu birey FETÖ’den suç oluşturan yemiş. Kadıköy’de herkes bilir ama bir birey bunun karşısında bir şey söylesin. Ben bir önceki Kadıköy İlçe Güvenlik Müdürünü görevden aldım. Mesuliyet bana mı ait? Hayır. Benim telefonum 27 yıldır benzer. Bataklık Operasyonu’nun ilk ihbarı şahsıma geldi. İstihbarat, terördeki arkadaşlar bilir fakat, benim ihbar hattım geniştir. Işlem dürüst çıktı ve Bataklık Operasyonu başladı.

Sultanbeyli Güvenlik Müdürü’nün Nejad Daş’la birlikte para nakliye işi bana geldi. Burada Nurettin Demir sahte ihbar gönderiyor. Aynı sahte ihbar kiminle oldu? CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun korumalarını aldım. Tehdit yoktu. Sizin tehdidiniz değil. Herhangi bir rapor yok, korumanız olması gerekir mi? Hayır. Sonra ne oldu? Örneğin Kaftancıoğlu’na tehdit nereden gelebilir?

Bunu takip eden, maksat gösterildiği zaman konuya müdahale eden devletin kurumları var. Kaftancıoğlu’nun korumasını aldım, 15 gün sonradan Kaftancıoğlu DHKP/C tehdit etti. Niye tehdit etsin? Bir sektör oluşmuş. 2017’de Bağımsızlık Taşdemir. Tüm sistematiği, iki yerde kumarhanesi var. Bu kumarhaneler sebebiyle, DHKP/C baskını nedeniyle, bu tehdidi yenilediler. DHKP/C’nin kurgu tehdidi üzerine bir tehdit daha yenilediler. Ben bunu 2018’in ortalarında öğrendim. Sedat Peker’in polis koruması olduğunu öğrendim. Canan Kaftancıoğlu’nun da koruması olduğunu bilmiyorum. Fakat şunu söyleyeyim; Pervin Buldan’a korumayı ben verdim. O günün benzeyen başkanı Sezai Temelli Olarak, ona da korumayı ben verdim” ifadelerini kullandı.

“BENİM ADIMI KULLANAN 30 KİŞİ HAPSE GİRDİ”
Bakan Aristokrat, daha önce kendisinin adını kullanan 30 kişinin hapis cezası aldığını söyledi. Asilzade konuşmasının devamında şu cümleleri kullandı;

“Organize kabahat örgütü mensupları her yere sızıp veya hırsızlar. Benim adımı kullanan en az 30 kişi hapse girdi. Hakikaten bir kısmı geçmişte tanıyor. Kimiyle siyasette, kimiyle diğer bir yoldan. Rize’de nehir kaçakçılığından nedeniyle adam öldürülüyor. Öldüren bunlar. Mahkeme toplanıyor. Durum ortadan kalkıyor. 1998-2000. Meselenin nasıl devletin içine sirayet ettiğine izah etmek için ifade etmeye çalışıyorum. Ben bu ülkenin evladıyım. Bugün İçişleri Bakanıyım, yarın değilim. Ben bunları ifade etmezsem sorumlu hissederim kendimi. AK Parti örgütleriyle Sedat Peker aralarında bir ilişki var demeyi kabul etmem. Bir organize suç örgütü liderinin ipe sapa gelmez iddiaları kabul edersek İçişleri Bakanı’nı da yargılarız.

Ben DYP’de siyaset yaptım. Binlerce insanla, yüzbinlerce insanla diyaloğum oldu. İlçe başkanlığı yaptım, 5 yıl Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığı yaptım, yaşım 25’di. Hayatta bir kara leke olsun yemin ediyorum fakat, milletin yüzüne çıkmayacağım. Bir tek finanse eden birisi olsun milletin yüzüne çıkmayacağım. 95 sigorta şirketim var, fatura keserim. Herkes işyerimin nerede olduğunu bilir. Biz transparan olmaz isek milletimizin kılıcını sallayamayız. Kendi kılıcımızı sallarsak lekeli ilişkiler içinde olur. Binlerce insan biz kazanınca yanımızda. Erdal Aras netice itibariyle partimizin adayı. Bir birey birisiyle ilişki kurdu diye onun tamamını o günkü DYP, bugünkü AK Parti’ye teşmil etmek değin zavallı ve zayıflık var mıdır?

Ben nasıl bir adamım oysa herkes benim finansımı sağlayabilmek için büyük bir çaba sarfediyor. Şirketimin jeepi vardı. Herkesin bildiği şirketim var. Siyaset yüzünden başına çok meslek gelmiş şirkettir. O jeeple birlikte Anadolu’yu gezdik. DYP’de kimse kalmamış. Çorum’da gece yarısı – 4 derecede gittiğimiz arkadaşlar söylesin.
Arif Çetin Paşa jandarma tarihinde en büyük mücadeleyi verdi. Bundan daha sonra bu raconu keserim mi demesi lazım. Devlet bize itibar, itibar veriyor. Ben kimseyi hukukun dışarısına çıkartıyor muyum, çıkartmıyor muyum? Ben hem hukukun sahibi, ayrıca mafyanın, hem terörün takipçisiyim. Anama sövdüler itirazımı dile getirdim. Hala sosyal medyada itiraz ediyorum, sizin adınıza itiraz ediyorum. Masumlar namına itiraz ediyorum.”

“TÜRKİYE’DE İŞKENCE İLE İLGİLİ TESPİT DEĞIL”
Uluslararası Bağışlama Örgütü’nün gitmek ve inceleme gerçekleştirmek istediği yerleri ziyaret edebildiğini gösteren ve bunun sonucunda örgüt kadar sistematik cefa ile ilgili bir durumun önlerine gelmediğini ifade eden Bakan Aristokrat, “Ben Milletlerarası Bağışlama Örgütü’nün muhatabıyım. Bana geldiler. Özellikle FETÖ’nün salondaki fotoğrafları vardı ya. Anadolu Ajansı’nın geçtiği fotoğraflar. Oradaki spor salonda. Burada biz Bağışlama Örgütü ile ilgili her seferinde karşısında karşıya geliriz. Her seferinde onlar Türkiye’de gideceği yerleri söylerler. Göndeririz, her yeri ziyaret ederler. 4,5 yıldır cefa ile ilgili en ufak bir şey önümüze koymadılar. Sistemli gaddarlık ile ilgili önümüze bir şey koymadılar. Bunların hepsi siyasal gözlükle bakarlar.

Türkiye’de acımasızlık ile ilgili tespit değil. Kötü muamele ile ilgili saptama var. O nerede biliyor musunuz, uyuşturucu örgütleriyle mücadelede. Ben ‘bacaklarını kırın’ dedim ya, benden kaynaklanıyor” dedi.

“MEHMET AĞAR’A KARŞI POZİSYON ALDIK”
Bakan Asilzade, Tansu Çiller ile tanışmaya başlayınca Mehmet Ağar’a karşı pozisyon aldığını vurgulayarak,
“Sayın Ağar meselesine gelelim. 1995’te DYP ilçe başkanıydım. Şunu da söyleyeyim; sayın Çiller’in gerçekte desteklediğini söylediği ilçe başkanına karşı kongre kazandım. 32 semt kongresinin 31’ine girdim, birini kaybettim, birinde tartışma çıktı, 30’unu kazandık. 400 oyun 300’ünü alarak ilçe başkanı seçildim. Sayın Ağar o süre zannediyorum milletvekiliydi. Bizim sayın Çiller’le Ağar’ın aleyhinde karşıya kaldığı pozisyon o tarihten itibaren yaklaşık olarak başladı. O Susurluk meseleleri. Akşener bugün söylüyor ya. Kendisine şunu söylüyorum; benimle ilgili karanlık, mafya, bir tek şey söylesin hayatımdan vazgeçerim. Her gün için geçerli. Bugün için de geçerli. Benim bir tek gayrikanuni işle ilişkim olduğunu ortaya koysunlar hayatımdan vazgeçerim. Bu ülkenin evladıyım. Tayyip Erdoğan bu ülke için büyük bir fırsattır. Bizim yapmamız gereken tertemiz kalıp, onun ortaya koyduğu adımlara destek olmaktır.

Tansu Bayan’la karşılaşmaya başlayınca Mehmet Ağar’a karşısında pozisyon aldık. Sonradan bağımsız aday oldu. 99 geçti. 2002’de sayın Çiller’le birlikte genel başkan kim olabilir diye konuşuldu. 32 yaşındayım, İstanbul il başkanıyım. Sayın Çiller’in sevdiği insanım. Ufuk Söylemezoğlu dedi, ‘olmaz’ dedim. Kemal Çelik dedi. ‘Bir tarafta Kemal Çelik, bir tarafta Ağar olmaz’ dedim. Hasan Basri dedi, ‘olmaz’ dedim. En sonunda kendim istiyorum zannetti. ‘Sen olursun’ dedi. Dedim oysa ‘Sayın Başbakanım benim şeyim Haliç’e düşmedi’ dedim. Bu dek açık ‘çocuğum’ dedim. İlhan Kesici dedim. Konuşuldu, edildi ve İlhan Kesici aday oldu. Kesici ile birlikte Mehmet Ağar’a karşısında pozisyon aldık. Salonda çoğu insanla girdik, çıkarken 2 birey çıktık, İlhan Kesici ve ben. dahası Nevzat ağabey vardı. Herkes bizi bıraktı. Ben namuslu bir adamım. Tercih öncesi sayın Çiller’le aleyhinde karşıya rağmen, bir sebepten nedeniyle, sayın Çiller’i o dönemde terk etmedim. O kongreye ben ve arkadaşlarım sayın Çiller’i soktuk ve çıkardık. 2007’ye dek Ağar’a muhalefet ettim.

Bir devlet bürokratının, bir sivil siyasi partide faal pozisyonda yer almasına karşıyım. Ben sivil siyasetin tarafıyım ve karşıyım. Bu mücadeleyi bunun için gerçekleştirdik. Rahmetli Kozakçıoğlu ve Necdet Menzir’e de karşıydım. Fazla net söylüyorum. Demokrasi ve sivil siyasetin buna müsaade etmeyeceğini söyledim. İnsanların kişiliğine karşı değilim. Korkut Eken gibi tiplerin, geçmişte yaptıkları görevlerden nedeniyle, Cevdat Öneş, Mehmet Eymür gibi tiplerin bugün hala laf söylemelerinin devlet adabıyla uyuşmadığına inanan bir insanım. Devlet bana bir sır itimat etmiş. Eğer ben hukukun açık havada bir meslek yapmışsam, yaptığım işin peşine takılmam. Eski abilerimizin bizi bir şeyin önüne atıp, devletin savcılarını göreve misafir etme etmesine katılmıyorum.

Sayın Ağar’ın marinada atama alması içten mu? 48 saat içinde ben olsam ayrılırım. İçişleri Bakanı olarak söylüyorum. Bu tip ahali bir yerde bulunduğu vakit bunları bu meselenin üzerinden yormak kolaydır” dedi.

“BENİM BİR SİGORTA ŞİRKETİM VAR”
Bir sigorta şirketi sahibi olduğunu ve küçük bir odası olduğunu söyleyen Bakan Aristokrat, “O yazıcının sigorta poliçesini kesmesi hoşuma gider. Çoluk çocuğumla namusumla para kazanıyorum.

MİT Müsteşar Yardımcılığı yapan insanların konuşmalarının devlet adabına tutarsız olduğunu söylüyorum. Devlette bir dönem hizmet eden insanların organize suç örgütlerinde iş takibi yapmalarının hatalı olduğunu söylüyorum, ben de müsaade etmiyorum zaten, bu değin basit. Hukuk bana ne diyorsa hukukun gereğini yerine getirmekle mükellefim” şeklinde konuştu.

BAKAN ASILZADE YAKALANAN MAFYA LİDERLERİNİ AÇIKLADI
Mafya liderlerinin resimlerini bir bir kameralara gösteren Bakan Soylu, “Birisi Balkanların en büyük suç örgütü lideri. Antalya’da yakaladık. İlgili bakan yardımcısını gönderdik, kafasını çuval dinmek zorunda kaldı. Kendisini tanımaması için. Ötekisi Nadir Salivov, Azerbaycanlı, Rusya’da hapis yatmış. Türkiye’yi kendine mesken elde etmek istiyor. Dünyanın en önemli 12 mayfasından biri. Bu birey yakaladık, mahkemeye çıkardık. Mahkeme ‘cezasını yattı’ dedi. Avukatı gitti, 2 saatte mahkemeden, bunu geri gönderme merkezinden çıkaracaksınız, yurt dışına göndermeyeceksin diye. Tam adamın istediği. Mahkemenin o kararını uygularmış gibi yaptım göç idaresinden çıkarıp her tarafta göç idaresine aldım. Sonra Azerbaycan’a gönderdim. Peşine Düşüp Takip ettik Türkiye’ye gelecek diye. Yunanistan pasaportu ile Kıbrıs’a, oradan da Türkiye’ye girdi ve orada öldürüldü.

Bir Gürcü mafya lideri var. Gürcistan bunu istemedi, elimizde kaldı. Hapishaneye koyuyoruz, avukatları itiraz ediyor çıkıyor. En sonunda kimse istemediği için Beyaz Rusya’ya gönderdik. Onlarca suç örgütü liderleri ile teker teker mücadele ettik. Her birisinin uluslarararası bağlantıları söz konusu. İçeride avukatlarla meslek alıkoyma kabiliyetleri fazla yüksek” biçiminde konuştu.

Sedat Peker’in ‘Süleyman Soylu benim dönüş biletim’ iddialarına cevap veren Asilzade, “Süleyman Soylu benim dönüş biletim’ diyorsunuz. Bunu ortaya çıkaracak bir tek karine işi Allah rızası için. Hadi Özışık’ı 30 yıldır tanırım. Çıksın ‘yanlıştır’ desin. Bir insanın işsiz kalması değil, gazeteci. Babam dedi ki ‘Hadi’yi yanına al’ dedi. O zaman iyi de meslek çıkardı. Gazetelerde haberlerim çıkıyordu. İnternethaber’in kurulmasında da benim etkim oldu. Ben bugünün adamı değilim. Yardım ettiğim ve yardım verdiğim insandan bir şey istemem hiçbir şey istemem. On binlerce insana el uzatıyorum ben. Şurada cep telefonum var. 13’ünde ilk veya ikinci videosunda Hadi Özışık’la ilgili söz söylediği andan itibaren tüm kimyam başaşağı oldu. Ben onunla onun böyle bir ilişki kurabildiğini. Bundan 6 ay önce beni aramış. Hatırlamıyorum, sonra hatırlattı. ‘Bu adam benimle Youtube programı yapmak istiyor’ dedi. ‘Zinhar’ dedim. ‘Bu kuşkusuz yanlış, işine bak’ dedim. Sebebi de şu; Sedat Peker, Berat Albayrak ve Serhat Albarak’a yürüyor. Benim de etkim olduğunu söylüyor. Hadi Özışık’ı uzun yıllardır tanıyorum. Benim iki tane tanıdığım vardır. Bu sayıyı arttırmam. Bir parça başına Mahmut Abi, Mahmut Övür’dür. Allah rahmet eylesin bir tanesine de Şakir Süter’di. Akşam’da yazardı. Ailece hemhal olmuştuk” diye konuştu.

“HADİ ÖZIŞIK’A TELEFON AÇTIM ‘YAPTIĞIN FAZLA YANLIŞ MEMLEKETİ DE SATTIN, BİZİ DE SATTIN’ DEDİM”
Hadi Özışık ile arasında geçen telefon konuşmasını anlatan Soylu, “Hadi Özışık’a telefon açtım ‘Yaptığın fazla yanlış memleketi de sattın, bizi de sattın’ dedim. Sonra aklıma geldi. Bir dönem beni aramış Munbarız Rasimov ile haber yapmış. Aradım telefonla ‘yanlış işler yapıyorsun, hükümeti suçluyorsun, bunlar sana yakışmaz’ dedim. Yakınlığımız dolayısıyla kriminal mesele olduğu için bunu benden bilebilirler bu çok ayıp bir şey dedim. Ben böyle söyleyince attığı mesaj şu ‘Seni Sedat Peker’e sattım böylece mi, ben dostlarımı satmam, fakat sen inandın beni sattın’ dedi. ‘Ben bu konuyla ilgili hiç konuşmadığım halde seni sattım pek mi?’ Ben devletin İçişleri Bakanıyım. Bir genç kıza tecavüz eden adamın önünü nasıl açabilirim. Allah rızası için söyleyin” biçiminde konuştu.

Sedat Peker hakkında kırmızı bildiri çıkması hakkında bilgiler veren Soylu, “Onunla ilgili derhal başvuru ettik. Hem İstanbul ayrıca Bursa’dan. İkisinden de araması var. İzmir’de var bir tane. İçişleri, Adalet Bakanlığı Peker’le ilgili mücaadele ettik. Difizyon denilen bölüme aldılar. Biz FETÖ’cüleri kırmızı bültenle arayamıyoruz. Başvuru ediyoruz. Difizyon bölümüne alıyor, ondan daha sonra ‘ilgisizdir’ deyip geçiyor. Arkadaşlarımız ‘bu yanlıştır’ diye söylemelerine rağmen” ifadelerini kullandı.

“CUMHURBAŞKANIMIZ AÇIKLAMA YAPTI, ÇOK NET BİR ŞEKİLDE SÖYLEDİ”
Aristokrat, meselelerin birincil başlarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir değerlendirme yaptıklarını bildirdi. Aristokrat, “Cumhurbaşkanım benim liderimdir. Bizim nasıl devir yaptığımızı, AK Parti’nin Türkiye’de nasıl bir yer oluşturduğunu, neyi temsilcilik ettiğini bilen ırk bunun nasıl bir operasyon olduğunu ve bu konuda neyin murad edildiğini en iyi şekilde bilmektedir. Cumhurbaşkanımız da. Daha kimler kimler çıkacaklar, genel değerlendirmelerini Türkiye’nin hukuk ve adaleti için ortaya koyacaklardır. Cumhurbaşkanımız izah etme yaptı, fazla net bir şekilde söyledi” şeklinde konuştu.

“CEZASINI ÇEKECEK, BU BEDELİ ÖDEYECEK”
Sedat Peker’in yakalanması sorusuna ise Asilzade şu şekilde yanıt verdi:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti zinde bir devlettir. Bunu klişe cümle olarak söylüyor değilim. Yaptıklarımız ortada. Doğu Akdeniz’de, Libya’da biz varız. Karabağ’da biz varız. Suriye’de biz varız. Kuzey Irak’ta biz varız. Bunların herkes Türkiye’nin rüyasında görüp de inanmayacağı adımlardır. 15 Temmuz’da ABD’nin, FETÖ’nün bize yaptıklarına aleyhinde attığımız adımlardır. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nde bu alıcı olaylara müsaade etmeyiz. Bu suç örgütü lideri Türkiye Cumhuriyeti’nden özür dileyecek, gelecek adalete teslim olacak, cezasını çekecek. Çıktığından sonradan etrafındaki şebeleklerle hiçbir iletişim kurmayacak. Cezasını çekecek, bu bedeli ödeyecek. Bir taraftan FETÖ’ye burada methiyeler dizeceksin o kadar mi? Çocuklarını mürebbiyeye verdin dedim. Daha da ötüsü var. ByLock konuşmalarını biliyoruz. Onun için nelerin ifade edildiğini tek tek biliyorum”

“BUGÜN SABAHLEYIN KOMİSER YARDIMCISI İLE EMNİYET GÖREVLİSİNİ AÇIĞA ALDIM”
Bu sabahleyin suç örgütüyle alakalı 2 polisin açığa alındığı bilgisini veren Soylu, “Bir yalan makinasıyla karşısında karşıyayız. Bu arabayı kiraladım diyor. 2014 bu otomobil. Plakasının 01 olmamasının sebebi nedir? Fetullah Gülen’e ayıp olmasın diye. Bugün sabahleyin komiser yardımcısı ile emniyet görevlisini açığa aldım. Bu suç örgütüyle ilişkide bulunan cümbür cemaat bedelini ödeyecektir. Hiç kimse bunun aykırısında bir şey düşünmesin. Bedelini ödeyecektir. Hukuk mu, demokrasi mi üstün; yahut yıllardan beri ülkeyi yeraltı örgütlerine, Türkiye’yi derin bir yapıya teslim etmeye kendisini odaklamış dış güçler, ABD de dahil elde etmek üzere onlar mı üstün göreceğiz? Türkiye’ye operasyon yaptırmayacağız” dedi.

“KENDİMİ NİYE YALNIZ HİSSEDEYİM”
Kendini yalnız hissetmediğini vurgulayan Soylu, “Bunun bir asimetrik bir işlem olduğunu biliyorum. Ucuz bir eleman kadar gerçekleştirildiğini, sistematik bir şekilde sürdürülebilir olduğunu görüyorum. Kendimi niye yalnız hissedeyim. Organize kabahat örgütleriyle uğraş kimin işi? Terörde, göçte, afette ben konuşmuyor muyum?” açıklamalarında bulundu.

Asilzade, 10 bin dolar meselesi hakkında savcıya konuşacağını aktardı.
Asilzade, uyuşturucunun en manâlı meselelerden bir olduğunun altını çizdi. Soylu, “Burada bir eleman var, Ali Tarakçı. Özelliği ne? Bir lokal gazeteci. İlişkileri derin bir gazeteci. Sinop’lu. meslek şu; bu benim milletime ricamdır, bu da benim isyanımdır. 25.9.2017. Diyor ki; Süleyman Asilzade’nun oğlunun aracı neden durduruldu? Bu haber daima tekrarlandı. Koskoca İçişleri Bakanı, ‘oğlumun arabası durdurulmadı mı’ der? Çocuklarımıza ‘aman bir şeyin içine karışmayın, sızanlar olur, gözünüzü seveyim dikkat edin’ demişimdir. Netice itibariyle bize bu asalet yeter, aç kalmayız, açıkta kalmayız. Kimse çıkıp da böyle bir iftira olur mu demedi. Benim oğlumun arabasında eroin, para, bilmem ne yakalanmış da ben de buna müdahale edememişim! Bunlar ayıp işlerdir. Bunlar İçişleri Bakanı’nın aleyhinde karşıya kalacağı, ucuz bir meczup kadar suçlanacağı ve Türk toplumunun değerlendireceği işler değildir. CHP’nin bunun peşine takılmaması gerekli. İYİ Parti Genel Başkanı’nın ‘bu ayıptır’ demesi lüzumlu. ‘Fotoğraflarım çıktı, benim şunu şunun içine koydular’ demesi gerekli” diye konuştu.

Türkiye’de en fazla istifası istenen adamlardan birisinin kendisi olduğunun belirten Aristokrat, “Parlamento sistemi içinde en fazla gensoru bahşedilen adam benim. Bir çılgın kuyuya taş atmış. Yarın bu deli çıkar derse ama, ‘Ben sadece onu yok, şunu da şunu da’ dedikten sonradan. ‘Ben Süleyman Soylu’ya 5 bin dolar para gönderdim’ diyebilir mi? Der. ‘Ben 20 yıldır buna yatırım yaptım’ diyor. Hayatımın hangi noktasında var? CHP, ben böyle adım atınca ‘bu yetmez’ diyor. Ben savcılığa başvurdum mu? İki farklı madde var. İddiaların araştırılmasını istiyorum, doğru mu? İddialarda tek ben miyim? İddialarda tek ben değilsem. Bir sürü insan var. Hadi Özışık var. Süleyman Özışık var. Birçok ad söyleniyor. Hepsini çağıracaklar, soruşturacaklar. Ben de gideceğim, anlatacağım” belirtti.

DYP döneminde Mehmet Ağar’ın dayısı Yalçın Akçadağ, onun yerine genel merkez getirdi beni il başkanı atadığının bilgisini veren Soylu, “Tam 5,5-6 ay benim ilimi silahlı adamlar bastı. 3 ay belimde silah arkadaşlarımla beraber. Ben sosyeteden gelmiş bir adam değilim. Kimseye sırtımı dayamadım bugüne değin. Orada üç ay her tarafında Tansu Hanım ‘Allah’ını seversen burayı bırakma’ dedi. İçeri girdiler, silahlı çatışmalar oldu” açıklamasında bulundu.

Kolombiya meselesi hakkında açıklamalarda yer alan Soylu, “Bir, ne vakit Kolombiya’da tweet atıldı. 10 Haziran’da. Kolombiya’dan Mersin limanına gitmekte olan bir şey yakaladık. Biz ne yapmışız? Pandemi var mı, var. Anında iletişim kurduk. Dışişleri, Ticaret Bakanlığı ile. Biz adamlara ancak 25’inde ulaşabildik. Bu nedir dedik. Ortak video konferans yapıldı. Dediler fakat, Balkanlar grubunun işidir bu. Balkanlarda bu işleri kimler yapıyorlar? Bunu niye soruyorlar? Buradan nereye uzanacağımızı anlamak istiyorlar. 1,5 ton uyuşturucuyu kaç yılda yakaladığımızı biliyor musunuz? Bütün üç yılda takip ettiğimiz işlem. Toplam 3 sene. Burada nereye geleceği, kime, nasıl geleceği, tüm bunlarla ilgili soruşturmalar. Kendi değerlendirmelerimiz sonucu gittiğimiz bir istikamet var. Panama meselesi… Yük İtalya’ya gidecek. Gemi gitmiyor, konteyner iniyor, üç gün bekliyor. Oraya mı gidecek, Türkiye’ye mi gelecek? Bunun soruşturmanı yapıyoruz. Almanya’da 27 Şubat’ta kokain yakalandı. Kokain rotasını Balkan limanlarına ve Ukrayna’ya taşımak istiyorlar. Biz mesela Van’a basarız. Hakkari’ye deriz fakat ‘uyarı edin rota size dönebilir’. Biz 20 ton eroin yakaladık” biçiminde konuştu.

Türkiye’nin uyuşturucu konusunda transit ülke olduğunu söyleyen Aristokrat, Amerika, Afganistan’ı işgaliyle birlikte 380 bin dekara çıktı. Biz hem hedef ayrıca transit ülkeyiz. Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu mücadelesini ortaya koyduk. Türkiye’ni sentetik uyuşturucusu Belçika ve Hollanda’dan gelir Arap ülkelerine kazanç. Bunlar agnostik işlermiş gibi, gizemli bir şekilde ortaya koyup, Türkiye’yi böyle bir tabloyla karşı karşıya hazırlamak vatanseverlik mi?” ifadelerine yer verdi.

Soylu, Ak Parti hükümeti geldiğinden beri uyuşturucu konusunda Avrupa’nın Türkiye’yi övdüğünü aktardı.

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

Merkez Bankası’ndan enflasyon değerlendirmesi

Merkez Bankası Başkan Yardımcısı belirlenmiş oldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Türkiye ilk kez bir NATO ülkesine SİHA satışı yapacak'

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Türkiye ilk kez bir NATO ülkesine SİHA satışı yapacak’