in

Bakan Bozdağ: Yeni sistem Cumhuriyetin tam anlamına yerinde

Bozdağ: 'OHAL'in 3 ay daha uzatılması benimsendi'
Bozdağ: 'OHAL'in 3 ay daha uzatılması benimsendi'

Yargı Bakanı Bekir Bozdağ, “Hemen bu Anayasa değişikliği esasında Cumhuriyetin literatürdeki tam tanımına uygun bir biçimde Türkiye’yi yönetecek hükümetin yürütme yetkisini kullanacak hükümetin aracısız olarak ahali iradesiyle sandıkta belirlenmesi, iktidarın insanlar tarafından seçilmesini oraya koyuyor. Referandumun özü de bu” dedi. 

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) “Cumhurbaşkanlığı Sistemi Anayasal Tasarımı” konulu etkinliğinde konferans verdi. Türkiye’deki hükümet sistemi tartışmalarının bugünün tartışması olmadığını belirteren Bakan Bozdağ, “Benim üniversite yıllarında yaşadığım tartışmalar var, benden önceki büyüklerin lise üniversite yıllarında yaşanan tartışmalar var. Esasında Türkiye’nin aralıksız gündemlerinden biri olmuştur. Merhum Necmettin Erbakan ve merhum Alpaslan Türkeş siyasal hayatlarının daha ilk adımlarını atarken Türkiye için hükümet sistemi değişikliğini tek başlı, enerjik bir yürütmeyi istek ettiklerini ifade etmişler lakin bunu yapacak güçleri yok.

Merhum Demirel ve merhum Özal ise devleti yönetmek tecrübelerinden daha sonra hem Başbakan ayrıca de Cumhurbaşkanlığı tecrübelerinden daha sonra bu tecrübelerin kendilerine öğrettikleriyle beraber Türkiye’nin parlamenter sistemle yoluna devam edemeyeceğini ve yeni bir hükümet sistemine ihtiyaç duyulduğunu tek başlı bir yürütmenin şart olduğunu en üstteki düzeyde açıklama etmişlerdir. Bunlardan durumu en zorlama olanı merhum Demirel’dir. Çünkü rahmetli Özal bu konuyu dile getirdiğinde ona en ağır eleştirileri yönelten, şahsa kadar sistem istiyor, kendine sistem istiyor eleştirilerini yapan merhum Demirel kendisini sonradan yaşadıkları üzerine Türkiye için parlamenter sistemin değişmesi gerektiğini çok çarpıcı örnekler üzerinden vurguladı. Ama keza merhum Demirel’in ayrıca de merhum Özal’ın bu sistem değişikliğini yapacak, siyasal gücü yoktu. Fakat ülke menfaati bunu gerektiriyordu. İfade ettiler, daha sonraki kuşaklara bu gerekliliği karşılama konusunda büyük bir alt yapı bıraktılar” diye konuştu.

“AK Parti gücünün zirvesinde istiyor”

Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti:
“Sayın Cumhurbaşkanımız daha işin başında konunun gerekliliğini vurguladı ve AK Parti gücünün zirvesinde olduğu bir dönemde, bunu yapabilecek kudrete sahip olduğu bir dönemde ayrıca parlamentoda ekseriyet elinde, ayrıca hükümet AK Parti de keza de AK Parti’nin kurucu lideri sayın Genel Başkanımız Türkiye’nin Cumhurbaşkanı. Tüm bu imkanların elinde olduğu ortamda diyor fakat yasama böyle, yürütme böyle, Cumhurbaşkanı böyle lakin Türkiye için sistem değişikliğini istiyorum. Diyorlar ya şahsı için mi istiyor veya niçin istiyor? Bunun kişi için istenmediğini, Türkiye için bunun istendiğinin en somut göstergesidir.”

“Zayıf iktadar ve istikrarsızlıklarla Türkiye her zaman kaybetti”

“Eğer kişiye özel nedenle bir talep olsa bu istek gündeme gelmez” diyen Bozdağ, “Peki AK Parti niçin bunu açlık ediyor? bir kere Türkiye’nin yaşadığı parlamenter sistem tecrübesi ve Türkiye’nin bulundu coğrafya bu ülkenin ve bu milletin bekası, dinç olması her an söz sahibi, kudret sahibi olması için dinç bir siyasal iktidarın varlığını ve kesintisiz bir istikrarın varlığını durum koşmaktadır. Çelimsiz iktidarla istikrarsızlıklarla Türkiye her zaman kaybetti. 93 takvim Cumhuriyet döneminde 65. Cumhuriyet Hükümetini kurmuşuz. Yasamada bir kararlılık yok, yasama istikrarı yok. Çünkü yasama 5 yılda bir yada 4 yılda bir tercih demiş baktığınızda seçimlerin birçok vakit dolmadan üretilmiş. Yürütmede de bir kararlılık değil, kuvvetli iktidar da yok” açıklamasında bulundu.

“Mevcut sistem etik ve hukuk dışı operasyonlara açık”

Bozdağ, “AK Parti 280 ile iktidar olmuş olsa Türkiye’yi dönüştüren büyük reformların altına imza atabilir mi? Atamaz. Bazı vekilleri rahatsız eden kararlar alabilir mi? Alamaz. Delege gelip diyebilir fakat bu karardan rahatsızım bunu bir daha düşün. Düşünmezsen benim gibi düşünen 5-6 arkadaşım daha var. Medyanın, sermayenin, zor odaklarının bazı üstünlük çevrelerinin rahatsız olduğu ama milletin menfaati olan kararların altına mertçe güçsüz bir iktidar atabilir mi? Atamaz. Transferler yapabilirler parayla, tehditle, şantajla iktidar değişiklikleri yapılabilir. Çünkü bu sistem kuvvet merkezlerinin mevcut iktidarlara her türlü ahlak ve hukuk dışı operasyonlar yapmasına müsade verecek bir yapıya da sahip. 12 Mart, 28 Şubat süreçlerinde bunu gördük, Güneş Motel olayında onu gördük. En son merhum Ecevit’in yaşadığını gördük. Büromda oturuyorum, bakanın biri istifa ediyor, o daha bitmeden ikinci biri bakan istifa ediyor son dakika veriliyor. Merhum Ecevit’e işlem çekiyorlar” dedi.

“Operasyonlara kapalı, milletin iradesini korunaklı kılan bir yapıya gereksinim var”

Mevcut sistemde zorlama odaklarının iktidarları iktidardan indirme ve bir şekilde değişim noktasında çok büyük hukuk ve etik dışı yöntemlerle baskı devşirme fırsatı bulduğuna dikkat çeken Bakan Bozdağ, “Türkiye bu kapıları açık tutarak iktidarları her daim operasyonlara aleyhinde korunaksız bırakarak bu coğrafyada yoluna daha artı devam edemez. Onun için operasyonlara kapalı, milletin iradesini korunaklı kılan bir yapıya gereksinim var. Onun için de bu sistemin değişmesi, değiştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de çift başlı yürütmenin doğurduğu çok büyük tartışmalar oldu. Merhum Özal ile Mesut Yılmaz arasında, merhum Demirel ile Tansu hanım arasında, merhum Ecevit ile Sezer aralarında, Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sezer aralarında koskocoman tartışmalar ve çatışmalar oldu” ifadelerini kullandı.

“Türkiye Cumhurbaşkanı ile Başbakanın hükümetin kavgalarıyla önümüzdeki yıllar içerisinde vakit kaybetmemeli enerjisini buraya harcamamalıdır”

“Türkiye Cumhurbaşkanı ile Başbakanın hükümetin kavgalarıyla önümüzdeki yıllar içerisinde zaman kaybetmemeli enerjisini buraya harcamamalıdır” ifadelerini kullanan Bozdağ, “Onun için yürütmedeki çift başlılığı ortadan kaldırıp yürütmedeki istikrarı sağlayacak dinç bir yürümeyi tedarik edecek sistem değişikliğine Türkiye’nin gitmesi lüzumlu. Sezer Anayasayı fırlattı, bedelini kim ödedi? Biz ödedik. Demirel ile Çiller tartışma etti 5 Nisan 1994 hesaplı krizi ile bedelini tüm Türkiye ödedi. Geçmişte de bu kavgaların bedelini bütün Türkiye ödedi. O vakit bu kavgaları biterek bir değişime Türkiye’nin ihtiyacı var. En son 2007 yılında Cumhurbaşkanı seçim aracılığıyla büyük bir ağız dalaşı yaşandı. Anayasa çiğnendi, bir e-ilan yayınlandı, hükümet olarak parlamento olarak biz meseleyi çözemeyince seçime gitme kararı aldık, halk müziği meseleyi çözdü. Cumhurbaşkanını bundan böyle halk seçecek dendi” dedi.

“Türkiye’de her zaman güçlü aktörler yetişmiyor”

Bakan Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Peki 2014’de de Cumhurbaşkanlığı seçimi oldu Türkiye’de bir kriz oldu mu, kargaşa oldu mu? Olmadı. Anayasa Mahkemesinden istediğimiz karar çıkmazsa bu kan demektir diye yorumlama yapan esas muhalefet partisi liderleri oldu mu? Olmadı. Falandan filandan Cumhurbaşkanı olmaz diye ahkam kesenler oldu mu? Olmadı. Neden çünkü kararı verme yetkisi millete verildi ve millete gidildi, ilk kere Türkiye herhangi bir kriz ve kaos niçin olmaksızın Cumhurbaşkanını seçti. Kim kazandı? Türkiye kazandı. Türkiye’nin yaşadığı gerilimleri, tartışmaları, kavgaları hukuk dışı Türkiye’nin milleti kadar seçilen iktidarları iktidardan etme çalışmalarını sona erdirecek siyasi istikrarı sağlayacak enerjik iktidarı kuracak yeni bir sisteme gereksinim var. Parlamenter sistem bunu yapıyor mu? Yapmıyor. Acilen tek başına iktidar var. Dürüst. Siyasi bir kararlılık var. Bu da doğru. Lakin parlamenter sistemin doğasından kaynaklı gerekli bir sonuç değil, zaman zaman ortaya meydana çıkan netice. O da güçlü liderler, milletle buluşan aktörler ortaya çıktığında hep netice vermiş. Merhum Özal gibi, merhum Adnan Menderes, sayın Cumhurbaşkanımız gibi biri çıkmış. Böyle ahali istikrarlı bir döneme geçmiş. Sandıkta istikrara oy vermiş kuvvetli iktidarlar kurmuş. Ama parlamenter sistemde değişikliğe gitmezsek istikrarın tesisi, dinç iktidarların kurulması için kesintisiz Tayyip Erdoğan’lara, sürekli Turgut Özal’lara, sürekli Adnan Menderes’lere bunun gibi insanlara gereklilik duyacağız. Türkiye’de daima böyle zinde aktörler yetişebiliyor mu? Milletle buluşan böyle liderler çıkabiliyor mu? Çıkmıyor. O zaman öyle bir sistem kurmalıyız oysa doğası gereği siyasi istikrarı doğursun, güçlü iktidar kursun.”

” Hızlı karar alma ve kullanım mekanizmalarını hayata geçirdiği bir hükümet sistemine Türkiye’yi el birliği ile geçirmek zorundayız”

Türkiye’de hem PKK, hem DEAŞ, ayrıca DHKP-C, hem FETÖ terörü olduğunu, yanı başımızda Suriye’de, Irak’ta çatışmalar olduğunu aktaran Bozdağ, “Türkiye üzerinde hesabı olanlar var ve en son yaşadığımız 15 Temmuz darbe teşebbüsü gösterdi ancak bu hesabı olanların hesabı da kapanmış yok. Bu coğrafyada güçsüz iktidarla her türlü operasyona açık iktidarlarla siyasi istikrarsızlıklarla Türkiye’nin ve Türk milletinin daha artı yoluna devam edebilme imkanı yoktur. Her seçimi siyasi istikrar doğurduğu, kuvvetli iktidar kurduğu, süratli karar alma ve dilekçe mekanizmalarını hayata geçirdiği bir hükümet sistemine Türkiye’yi el birliği ile geçirmek zorundayız. Huysuz takdirde etrafımızın yangın yerine döndüğü bir ortamda güçsüz iktidarların ve istikrarsız ortamların Türk milletine, Türkiye devletine kaybettireceği fazla şey vardır. Bunu sadece şu sorumun cevabını kendi kalbinizde vererek bulursunuz. Eğer 2003’de Irak’ın işgaliyle başlayan, Suriye’de yaşananlar DEAŞ ve başka bölgemizde olup biten tüm olaylara baktığımızda Türkiye’de milletin sandıkta kurduğu dinç AK Parti iktidarı olmasa zayıf iktidarlar olsaydı, akışkan ortamlar olsaydı, acaba etrafımızda meydana gelen bu yangınlar, çatışmalar Türk milletine ve Türk devletine nasıl bedeller ödetirdi. Türkiye bu gün nerede ve nasıl olurdu? Herkesin bunu değerlendirmesi gerekli” biçiminde konuştu.

“Cumhuriyetin hakiki anlamda hayata geçirilmesini sağlıyor”

7 Haziran seçimlerinde değişkenlik çıktığını ve Türkiye’nin ayrı bir Türkiye’ye birkaç ay içerisinde hemencecik dönüşüverdiğini söyleyen Bozdağ, “Onun için biz diyoruz ancak Türkiye’nin bundan daha sonra istikrarsızlığa sokulmaması, belirsizliğe itilmemesi, kargaşaya kaosa zoraki bırakılmaması bakımından yetkinin halkta olması ve halkın siyasal istikrarı tesis edeceği yeni bir düzene geçilmesi lüzumlu. Onun için de Türkiye’ye özgü bir hükümet sistemi çalışması yapıldı. Meclis’te görüşüldü, milletin huzuruna getirildi. Ne getiriyor bu? Bu Cumhuriyetin hakiki anlamda hayata geçirilmesini sağlıyor.

Cumhuriyetin tanımı literatürde yapılıyor. Devleti yönetenlerin servet aracılığıyla genetik yolla veya başka bir yoldan belirlenmediği esasında halkın iradesiyle belirlendiği bir yapıyı anlatıyor. Cumhuriyet odur. Halkı seçtiklerinin halkı yönetmesi bir noktada. babadan oğla yönetimin geçmemesi ya da miras yolu veya genetik veya da çok eksik seçkinci grup eliyle olmaması aramak” değerlendirmesinde bulundu.

“Cumhuriyetin anlamına tam yerinde”

Türkiye’de 1923 yılından beri Cumhuriyetin olduğunu ifade eden Bozdağ, şöyle konuştu:
“23 yılında bu yana Türk halkı aracısız ülke yönetimini yapan kişileri seçme yetkisini kullandı mı kullanmadı mı? Tek bir kişi 65 tane hükümet kuruldu, bu hükümetlerin tamamını ırk sandıktan çıkarmıştır diyemez. Niçin? Çünkü Türkiye’de tek seçim yapılıyor. Sadece milletvekilliği seçimi yapılıyor. 24, 61, 82 anayasası Türk milletine milletvekillerini yani milletvekillerinin oluşturduğu yasamanın seçimini yaptırıyor. Yürütme seçimi yapılmıyor.

Yürütmeyi kim seçiyor, yasama kendi arasından seçiyor. Üye tam sayısının salt çoğunluğuna sahip olursa oradan güven alıyor, yürütme meydana getiriyor. Cumhuriyetin ruhuna bu bütün yerinde mu? Aracısız Cumhuriyeti seçme yetkisini Cumhuriyet esasında ülkeyi yönetenlerin halktan almasını emrediyor. Şu Anda bu Tüzük değişikliği esasında Cumhuriyetin literatürdeki tam tanımına yerinde bir biçimde Türkiye’yi yönetecek hükümetin yürütme yetkisini kullanacak hükümetin ilk elden halk iradesiyle sandıkta belirlenmesi, iktidarın insanlar kadar seçilmesini oraya koyuyor. Referandumun özü de bu. Halka sorulacak esas soru: Siz Türkiye’yi idare eden, yönetecek olan hükümeti doğrudan seçmek istiyor musunuz? İstemiyor musunuz? Eğer hükümeti aracısız seçmek istiyorum diyorsa ‘Evet’ oyu vereceksin. Değil ben hükümeti ilk elden seçmeyin kardeşim vekiller var ben onlara yetki vereyim onlar seçsin ben kendimi bu konuda yeterli görmüyorum diye düşünüyorsa veya diğer gerçekleri var o çerçevede başka birilerini aracı kılıyorsa o da ‘Hayır’ diyecektir.

Millete yetki veriliyor derhal. Yasama seçimi yapma yetkisinin yanına doğrudan yürütmeyi seçme yetkisi veriliyor. Bu da hakimiyet koşulsuz millete aittir deniyor ya bu egemenliği yasama seçiminde verilmesi yanında hükümet seçiminde de bütün anlamıyla millete verilmesidir. Onun için bu düzenleme Cumhuriyeti yok eden bir düzenleme değil, Cumhuriyetin ruhuna yerinde bir biçimde Türkiye’de tam anlamıyla hayata geçiren bir düzenlemedir. Rejim değişikliği ile de alakası yoktur.” 

Pelin Üzek

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

AK Parti İstanbul adayı Binali Şimşek projelerini açıkladı

Başbakan Yıldırım’dan bağışlama tartışmalarına cevap

Bakan Müezzinoğlu'ndan kazanç testi ve genel sağlık durumu sigortası açıklaması

Bakan Müezzinoğlu’ndan kazanç testi ve genel sağlık durumu sigortası açıklaması