in

Bozdağ: FETÖ’nün iadesi konusunda beklentimiz yükseldi

Bozdağ: 'OHAL'in 3 ay daha uzatılması benimsendi'
Bozdağ: 'OHAL'in 3 ay daha uzatılması benimsendi'

“Trump’ın açıklamalarıyla FETÖ’nün Türkiye’ye iadesi konusunda beklentimiz yükseldi”

Türk halkının Fetullah Güler Yüzlü’e destekte bulunan herkese büyük hiddet beslediğini ifade eden Bozdağ, şu açıklamalarda bulundu:

“Fetullah Gülen, sizin için Usame Bin Ladin neyse Türkiye için aynıdır. Bizim halkımızdaki kavrama budur. Buna yardımcı herkese karşı Türk halkında da bir öfke oluşuyor, bunu da beslememek lüzumlu. Biz bunu en üst düzeyde söyledik. Buna karşın o günden bugüne değin mesafe alınamadı. Bir Takım yazışmalar oldu, bakanlık olarak bu yazışmalara cevapları veriyoruz. Çok ince ayrıntılara varacak değin mesajlaşmalar oluyor. Halbuki merkezi makamlar suçlama yapmaz. Hatta iade kararını veren adli makamlar da suçlama yapmaz. Suçlama yapacak yere suçlanan kişinin iade ve iade edilmemesi konusunda karar verir. Lakin şimdi sözde merkezi makam bir suçlama yapıyormuş gibi hava var. Bir gelişme de olmadı ama Sayın Trump’ın kampanya ekibinde yer alan bazı isimlerin açıklamaları ve darbeyle ilgili Sayın Trump’ın yaptığı açıklamalara baktığımızda FETÖ’nün Türkiye’ye iadesi konusunda beklentimiz yükseldi. Yeni dönemde olumlu gelişmeler olmasını umut ediyoruz. Yeni Yargı Bakanı başladıktan sonar da bu konuda görüşmelerimiz olacak. Icabında yeni bir ziyaret de yapabiliriz. Sayın Bakanı Türkiye’ye de davet edeceğim. O göreve başladıktan sonar Türkiye’nin bu konuya verdiği önemi en üstteki düzeyde ifade edeceğiz ve onun bu kişinin Türkiye’ye iadesinin iki ülke ilişkileri açısından ne değin olumlu katkı sağlayacağını, iade edilmemesi halinde Türkiye-Amerika ilişkilerine vereceği zararı kendisiyle gerekirse yüz yüze konuşacağız. Ben inanıyorum ki bu dönemde bambaşka bir davranış gelişir.”

Yargı Bakanı Bekir Bozdağ, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor?” programına konuk oldu.

Tüzük değişiklik teklifi ve referandum sürecine ilişkin konulara değinen Bozdağ, önemli açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump’un Türkiye ile ilişkilerde söylediklerinin takipçisi olursa Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin daha iyi noktaya gelebileceğini söyleyen Bozdağ, “Trump’a ilk olarak başarılar diliyorum. Yeni bir dönem başladı. Bugüne değin Amerika’da olan bitenler dünyayı yakından ilgilendirdiği gibi bugünden daha sonra da yakından ilgilendirecek. Çünkü Amerika aslında büyük bir güç. Sayın Trump göreve başladıktan sonra meydanlarda söylediklerini hayata geçirme konusunda kararlılığını ortaya koydu. Türkiye ile olan ilişkiler konusunda da söyledikleri var. Hem Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında olumlu görüşmeleri, hem FETÖ’yle ilgili konularda Türkiye lehine tutumu, keza de DEAŞ’la ilgili konuda yaptığı talimatlar, baktığımız zaman Suriye özelinde ve Türkiye özelinde Türkiye ile ilişkilerde söylediklerinin takipçisi olursa, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin daha iyi noktaya gidebileceğini varsayım edebiliriz. Durmazsa bunun olumsuz yansımaları olacaktır. Bunun hepsini beraber yaşayacağız” diye konuştu.

Bozdağ, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Tebessüm Eden’in Türkiye’ye iade edilmesi talebiyle ilgili sürece dair, “Fetullahçı Terör Örgütü kurucusu, yöneticisi ve darbe teşebbüsünün planlayıcısı ve oradan sevk ve yöneticilik edeni, haliyle Türkiye’yi terör tehdidiyle etkilemeye çalışan Fetullah Güler Yüzlü’in iadesi konusunda biz 4 dosya gönderdik. Keza darbe teşebbüsüyle ilgili geçici tutuklama talebimizi ilettik. Amerika’dan uzmanlar geldi Türkiye’de görüşmeler yaptılar. İki gün kaldılar, fazla geniş görüşmeler oldu. Önceki Yargı Bakanıyla mektuplaşmalarımız oldu ve ardındaki da şahsen Hak Bakanı ziyarette bulundu. Ondan önce Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, Dışişleri Bakanımızın ve Amerika ziyaretinde bulunan tüm bakanlarımızın, hepsinin başlıca gündem maddelerinden birincisi FETÖ liderinin Türkiye’ye iadesi ve geçici tutuklanması konusunda Türkiye’nin hassasiyetlerini iletmek oldu. Oysa önceki dönemde Amerika yetkili makamları işi zamana yaymayı tercih ettiler. Biz kendilerine ‘bu dosya sağlam bir dosya, mahkemeye gönderin mahkeme kararını versin’ dedik. Onlar da ‘biz bunu mahkemeye intikal ettirdiğimizde Türkiye adına avukatlığını yapacağız. Bunun için dosyanız sağlam olsun, mahkeme kadar reddedilmeyelim diye biz bunları yapıyoruz’ dediler. Biz Sayın Bakana ‘Bu yaklaşımınızı saygıyla karşılıyoruz lakin geçici tutuklama talebini içeren dosyanın içindeki deliller çok dinç’ dedik. Bugüne dek Türkiye’nin dışında ilettiği ve dışarıdan Türkiye’ye gelen dosyalara baktığımızda, bu dosyadan daha dinç bir dosya olduğunu zannetmiyorum. Eğer bu dosyada geçici tutuklama talebi çıkmayacaksa diğer bir dosyada da çıkmaz. ‘Siz bunu adli makamlara gönderin, adli makamlar reddediyorsa onlar reddetsin’ dedik. Bu konuda bir adım atılsın. Türkiye, ‘Dostumuz ABD, bizim talebimizi önemsedi ve gereğini yapmak üzere şu şu adımları attı’ diyebilsin. Bizim orada da kamuoyumuz var, ABD’yi cümbür cemaat takip ediyor. Bu darbe teşebbüsünün ve Türkiye’deki o kadar fazla felaketin sorumlusu burada duruyor ve rahat hareket ediyor, bu sizin gözünüzün önünde oluyor. Bunlara hiçbir kısıtlama getirilmemesi; televizyonlara, gazetelere görüşme vermesi, ziyaretçilerle mesaj göndermesi, videolar çekip bunu internet üzerinden, uydu üzerinden yayınlaması, daha böylece çok yolla terör örgütünü sevk ve idare ediyor” açıklamalarında bulundu.

“Türkiye’nin aleyhine kanaatlerin büyütülmesine FETÖ’nün büyük etkisi var”
FETÖ’nün 2010 referandumundan sonraki süreçte Türkiye karşı kanaat meydana getirmek için büyük uğraşlarda bulunduğunu kaydeden Bozdağ, “Türkiye’nin AB nezdinde, Avrupa Konseyi nezdinde, NATO nezdinde, ABD nezdinde, diğer milletlerarası alanlarda karşı çalışan, lobi yapan yerler var. Ermeni diasporası Türkiye ile ilgili bu nesil faaliyetleri etkin şekilde yürütüyor, orada PKK üyesi olan, onlara takviye veren çevreler etkili şekilde yapıyor, sol terör örgütleri ve onlarla benzer öteki kesimler orada fazla etkin şekilde Türkiye aleyhine faaliyetler yapıyor. öte yandan orada yükselen İslamofobi, ırkçılık, tanıdık olmayan düşmanlığı gibi nedenlerle radikal unsurlar siyasette Türkiye aleyhine algının oluşmasına katkı maddesi sağlıyorlar. Türkiye içerisinde de bunu yapıyorlar. Bilhassa 2010’dan sonraki sürece baktığımızda referandumdan sonraki süreçte Fetullahçı Terör Örgütü’nün Avrupa nezdindeki artı imajından da istifadeyle her yeri nakış nakış işlediğini de görüyoruz. Türkiye aleyhinde kanaat meydana getirmek için büyük uğraşlar verdiler. Bunların bir özelliği şu; Türkiye karşıtlığı o dönemde bilinmediği için, takiyye konusunda maharetli oldukları için onlara şeref edildi. İyi dil bildikleri için de bunları yaptılar. Türkiye ile AB, AB Konseyi, NATO ve diğer alanlarda Türkiye’nin aleyhine kanaatlerin büyütülmesine koskocoman etkileri oldu” ifadelerini kullandı.

“Türk yargısı Fetullahçı Terör Örgütü göre rehin alınmak istendi”
Bakan Bozdağ, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasından adalet içinde yapılan tasfiyelere değindiği konuşmasında, “Hak bağımsızlığı hukuk devleti için olmazsa olmaz. Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı da yargı görevi yapanların görevlerini tüzük, kanun ve hukukuna emrindeki bir vicdanla yapmalarıyla sağlanabilir. Türk yargısı maalesef Fetullahçı Terör Örgütü kadar rehin içerlemek istendi. Yargının içine yerleştirdiği örgüt mensuplarıyla yargıyı işgal etmek istedi ve bunun bedellerini Türkiye fazla ağır bir şekilde ödedi. Darbe teşebbüsünden sonradan çıkarılan kanun hükmünde kararname çerçevesinde tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiği bir örgüte fedâkarca adli süreçleri yönettiği ve adli kararlar verdiği değerlendirilen başat ve savcılar meslekten uzaklaştırıldı. Bu adalet bağımsızlığı ve yargının tarafsızlığını korumak için atılmış olan bir adımdır. Yargıya müdahale değildir. Yargıyı rehin olmak isteyen bir iradeyi adalet alanında yok etmektir” değerlendirmelerinde bulundu.

Çıkartılan kanun hükmünde kararnamelerle yargıda 3 bin 600 civarında kişinin meslekten uzaklaştırıldığını söyleyen Bozdağ, bunların bir kısmının yapılan itirazlar doğrultusunda görevlerine iade edildiğini dile getirdi.

“Bugün hak FETÖ’nün yargısı yok, Türk milletinin yargısıdır”
Yargıda oluşabilecek aksamaların önlemek için bir dizi önlem aldıklarını da ifade eden Bakan Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yargı Akademisinde staj gören yaklaşık 4 bin 500 civarında dominant ve savcı adayımız vardı. Bunların mesleğe kabulleri yapıldı. 4 bin civarında ödev yapıldı. Meslekten atılanlardan artı görev yapıldı. Bugün hak FETÖ’nün yargısı değil, Türk milletinin yargısıdır.”

Bozdağ, halk oylaması sürecine ilişkin bilgi vererek, “Tüzük Meclisten geçti ve şu anda Cumhurbaşkanımızın önünde. Onun onayına göre halk oylaması takvimi şekillenecek. Mecliste yapılan görüşmeye göre 26 Mart olabilir, 2 Nisan olabilir, 9 Nisan veya 16 Nisan olabilir. Hemen gördüğüm kadarıyla 26 Mart seçeneği düşmüş gibi görünüyor” dedi.

“CHP korkutarak bir kampanya yürütmek istiyor”
Halk Oylaması öncesindeki propaganda sürecinde CHP’nin vatandaşları korkutmaya karşın bir politika izleyeceğini öne süren Bozdağ, “Her parti kendi kampanyasını yürütecektir. AK Parti, MHP, diğer partiler de kendi kampanyasını yürütecek. Cümbür Cemaat kendi açısından bu değişimin Türkiye’ye ne kazandıracağını anlatacaktır. CHP korkutarak bir kampanya yürütmek istiyor. ‘Rejim değişikliği olacak’ diyecekler oysa, yalandır. ‘Tüzük’nın ilk 4 maddesi değişecek’, fazla net bir iftiradır bu. Vatandaşın hangi konularda endişesi arsa o endişeyi olmadığı hale varmış gibi kullanmak için korkutarak bir kampanya yürütecekler” ifadelerini kullandı.

“CHP, her konuyu mahkemeye taşıyıp mahkemede halletmeye çalışıyor”
CHP’nin Anayasa değişiklik teklifi görüşmelerini Anaysa Mahkemesine taşımasının referandum sürecine etki etmeyeceğini dile getiren Bozdağ, “Tüzük Mahkemesine taşıması takvimi dondurmaz ama halk oylaması takvimi işlemeye devam eder. CHP alışkanlık yaptı, her konuyu mahkemeye taşıyıp mahkemede halletmeye çalışıyor. Bu mesele mahkemenin çözeceği bir mesele yok. Çünkü sistem değişiyor. Ahali değiştiriyor. Niye halktan korkuyorsun, madem demokrat bir partisin, halkçılık senin esas esaslarından birisi niçin halkın kanaatinin sorulmasından üzüntü ediyorsun” dedi.

“Türk milletinin oyu satılık bir oy değildir”
CHP’yi halka gitmekten korkmakla suçlayan Bozdağ, şunları ifade etti:
“Bu zihniyet yıllarca halktan korktu. Halk onları seçerse doğru yapmış oluyor, halk onların istemediğini seçerse yanlış karar vermiş oluyor. Sosyal demokrat görünen bir takım ilerici kişileri ‘Profesörün oyuyla benim oyum bir olur mu’ diyor. Kılıçdaroğlu’nun zihniyeti, ‘Yurttaş kömürle oyunu veriyor’ diye vatandaşa hakaret eden saygısızlık yapan çirkin bir siyasi anlayış ortaya koyuyor. Böyle bir ahlaki anlayışa sahip olduğunuzda vatandaş size oy verir mi? Vatandaşımız daima oyunu inanarak vermiştir, Türk milletinin oyu satılık bir oy değildir.”

“Parlamenter sistemin doğası gereği siyasi iktidar her zaman sağlanamıyor”
Türkiye’de siyasi istikrarın parlamenter sistemin doğası gereği her zaman sağlanamadığını kaydeden Bozdağ, “Insanlar sandıkta oy verir de kimsesiz iktidar olursa sağlanıyor. Derhal cumhuriyetin 93’üncü yılındayız ve bugüne değin 65 hükümet belirlenmiş. Hükümetlerin ortalama ömrü, 17 buçuk ay. Amerika’da 4 yılda bir değişiyor ve 45’inci başkan. Siz ‘Amerika’nın birincil başkanı kaç yılında seçildi’ dediğinize derhal hesaplıyor ve buluyor. Türkiye’de siyasi istikrar yok, hatta bir aylık hükümetler var. 6 aylık hükümetler var, daha çaycısını tanımadan gidenler var. Bugün Başbakanımız söyledi, bir planlama yapıyor hükümetin birisi o tasarlama projeye dönüşmeden hükümet değişiyor. Hiçbir proje faaliyete geçemiyor. Türkiye’nin yatırımları duruyor. Bizden önce 30 yıl süren projeler var ama şu anda kararlılık oluştu Türkiye’de, kimsesiz iktidar sağlandı. Boğaz Köprüsü başlandı, Yavuz Sultan Selim başlandı bitti, Marmaray başlandı bitti, seri tren başlandı bitti, kent hastanesi başlandı bitti. Bizde önceki hükümetler döneminde başlanıp biten proje sayısı tek başına iktidarlar dönemini çıkın, koalisyonlar döneminde değil” şeklinde konuştu.

“Türkiye kuvvetsiz iktidarlardan çok çekti”
Parlamenter sistem içerisinden kuvvetli iktidarlar çıkmadığını söyleyen Bozdağ, şöyle devam etti:
“Biz tek başımıza iktidarız, yasamada çoğunluğumuz var ama diyoruz oysa; ‘Bugün AK Parti böyle lakin yarın AK Parti olmazsa, zinde bir yapı da oluşmazsa, siyasi istikrarı bu sistem doğurmuyor. Türkiye yeniden kaybet kaybede gidiyor. 7 Haziran’da halk ‘Ben sana kimsesiz iktidarı vermiyorum’ dedi. O kısa aralıkta neler oldu. Onun için bir siyasi kararlılık meselesi bu istikrara gereksinim var. Zayıf iktidarlardan Türkiye çok çekti. kimsesiz iktidar olur lakin güçsüz olur. Nasıl olur, 290’la iktidar olduğunuzda cılız iktidarsınız. 5 delege, 10 vekil gelse Başbakan’a dese ki; ‘Sayın Başbakan şu dediğimi yapmadınız fakat yapmazsanız ben istifa edeceğim. Benim arkamda benim gibi düşünen 10 arkadaşım var.’ Bu cılız iktidar, bu Başbakan cesur karar alabilir mi, bu hükümet dirayetli adımlar atabilir mi? 4 vekili satın alınca hükümet düşüyor. Sen şimdi büyük güçleri rahatsız edecek, Türk halkını ve Türk devletini güçlendirecek adım atamasın. Çelimsiz iktidarlar tek başında da olsa Türkiye’ye büyük faydalar sağlayamaz.”

“Bu sistem siyasi operasyonlara açık”
Bozdağ, yeni getirilen düzenlemeyle çelimsiz iktidar tehlikesinin ortadan kalkacağına değinerek, “Türkiye gelecekte cılız iktidarlarla yönetilmemeli. Güçlü iktidarla yönetilmesi lazım, bu onu da destekliyor. Bu sistem siyasi operasyonlara fazla açık. Paraya, makamla bir takım şeyler yapıldı. Transferlerle iktidar değiştirildi. 12 Mart muhtırası ve 28 Şubat post çağdaş darbesi oldu. 12 Mart’ta 4 tane hükümet kuruldu, 71 ve 73 seçimleri aralarında. Muhtıra hem Senatoda, hem Halk Müziği Meclisinde okundu, Meclis Başkanlık Divanında okundu. Herkes de kafasını önüne eğdi, darbeyi dinlediler orada, hükümet istifa etti. Bakanları onlar seçti ve öyle kurdu. Işlem yedi Türkiye’nin hükümeti. Şimdiki Meclise bakın bombalar aşağı çalıştı. Nereden nereye. 28 Şubat’ta merhum Erbakan Hoca istifasını vermek zorunda bırakıldı. Daha Sonra ‘Tansu Hanım’la hükümet kuracağız’ denildi. 276’dan fazla milletvekili ‘Tansu Hanım’ı Başbakan atarsanız güvenoyu vereceğim’ diye Cumhurbaşkanına dilekçe verdi ama Sayın Cumhurbaşkanı başkasını başbakan atadı. Anlaşamamışlardı kimin hükümet kuracağına, sonra Doğru Yol Partisi’ne bir işlem yapıldı. DTP diye bir nevzuhur bir parti çıkarıldı ve onunla hükümet kuruldu. Ardından en yakın tarihte merhum Ecevit, 2002 yılını hatırlayın İsmail Cem istifa etmiş, ardından öteki bakanlar Ecevit’e operasyon çektiler, Ecevit de seçim kararı alarak bu operasyonculara operasyon çekti. AK Parti’ye de dönüktü, bizden de ayrılanlar oldu. Onları tarih yazacaktır, arka planda toplantıya gelip oy kullanmayan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bizim vekillerimizden de vardı. 367 olayında diğer şeylerde, tezkerede yaşadık, operasyona açık. Birisi hükümeti devirmek istediği vakit operasyon yapabiliyor bu sistemde” diye konuştu.

“En çok operasyon çekilen adam Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da çoğu kez siyasi işlem gerçekleştirildiğini söyleyen Bozdağ, “Bir medya patronu ‘Sana altın tepsi içinde iktidar sunuyorum’ diye iktidar sundu. Televizyonlarda, başbakanlarla medya patronları kavga etti ve o kavgalar ne beldeler ödetti Türkiye’ye. Sermaye pek, dış güçler pek. Adam bunu parayla, kasetle, şantajla, diğer şeylerle de yapabiliyor. ‘İktidarı ben değiştirebilirim’ diyor. Şu Anda operasyona açık bu iktidarlar. Bugün Tayyip Erdoğan gibi fazla gözü kara bir lideri var bu ülkenin. Tayyip Bey’e işlem çekilmedi mi? En fazla operasyon çekilen adam Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Darbe teşebbüsleri, Cumhurbaşkanı seçim krizi, 367 kararı. 27 Nisan e-muhtırası, 17 Şubat, MİT tırları, darbe teşebbüsü, Kobani meselesi, Türkiye’de kimsesiz iktidarız biz. Yasamada bir çoğunluğumuz var, iktidarda da taş gibi duran bir hükümetimiz var. Buna karşın bu değin işlem çekiliyor. Neden, çünkü parlamenter sistemde bu nesil operasyonlarla sonuç alma ihtimali eksik da olsa var” açıklamalarında bulundu.

“Türkiye tekrar tekrar AK Parti gibi güçlü bir iktidar, Recep Tayyip Erdoğan gibi enerjik bir lider bulamayabilir” diyen Bozdağ, şöyle devam etti:

“Biz pek bir sistem kuralım ki bu sistem operasyonlara kapalı, milletine dayalı, enerjik iktidarlar çıkarsın. Bu iktidarı Mecliste yapılan katakulliler değil, kaset operasyonlarıyla, tehditle, şantajla değil, yalnızca sandıkta ahali değiştirebilsin. Sandıkta millet seçince kimse gayri yasal yollara sapmayacak. Bundan Böyle o yolların tamamı kapatılacak. Bu Türkiye’yi büyütüyor. Seri karar olmak, alınan kararları çabucak kullanmak gerekiyor. Türkiye’nin etrafı yangın yeri. Acilen Suriye, Irak, Ukrayna, Rusya, Yunanistan’da ekonomik kriz, içimizdeki terör, dışımızdaki bizden uzaktan fakat yanı başımızdaki komşu gibi Türkiye’nin içini karıştırmak ve Türk milletinin devletini yok etmek için oluşan öyle çok inşa var. Tüm bunlarla mücadele ediliyor.”

“Pek bir sistem kuralım ancak Türkiye’nin tekerinin önüne taş koyamasınlar”
Erdoğan gibi bir lidere sahip olmasaydı Türkiye’nin çok daha kötü bir tablonun ortasında yer alacağını açıklayan Bozdağ, “Eğer Tayyip Erdoğan gibi enerjik bir siyasi aktör Türkiye’nin başında olmasaydı o vakit Türkiye’nin durduğu yer neresi olurdu? 15 Temmuz darbesi başarılı olur muydu, olmaz mıydı? Suriye’de bir Kürt devleti kurdurmak isteyenler başarılı olur muydu, olmaz mıydı? Bu köprüler, bu yollar, bu hava alanları demir yolları yapılır mıydı, yapılmaz mıydı? Türkiye bütün bu olaylara karşın ekonomisi büyüyor, yatırımları artıyor. Onun için öyle bir sistem kuralım ama Türkiye’nin düşmanları, Türkiye’nin tekerinin önüne taş koyamasın. Bu otomobil her daim istikametinde gitsin, tekerleri patlamasın, önünde de odun parçası koymasınlar gideceği yere seri gitsin. Bizim milletimiz her açıdan daha mutlu bir millet olsun” değerlendirmelerinde bulundu.

“Güçsüz yöneticiler yok güçlü yöneticiler olacak”
Yeni kurulacak sistemle birlikte cılız liderlerin siyaset sahnesinde yer alamayacağını dile getiren Bozdağ, “Zayıf, çapsız liderlerden Türkiye çok çekti. Bu sistem güçlü lideri de zorunlu kılıyor. Şimdi AK Parti Cumhurbaşkanı adayı gösterecek, en güçlümüzü göstereceğiz biz. CHP en güçlüsünü, MHP, HDP o kadar. Cümbür Cemaat pek kişileri namzet olarak toplumun önüne getirecek fakat ayrıca kendi tabanından, keza aleyhinde tabandan takviye bulacak, ayrıca enerjik liderlik özellikleri olacak. Sonuçta kim kazanırsa kazansın sağdan da kazansın, soldan da kazansın zinde siyasal birikimi, önderlik özellikleri olan birisi kazanacaktır. Türkiye’nin yürütmesini dirayetli, enerjik biri eline alacak o yönetecek. Onun için çelimsiz yöneticiler yok enerjik yöneticiler olacak” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’yi yöneten liderlerin toplumun her kesiminin değerlerine saygılı olmasını sağlayacak”
Hak Bakanı Bozdağ, Cumhurbaşkanlığı sisteminin Türkiye’yi kutuplaşmaya sürükleyeceği iddialarına, “Allah aşkına kim kutuplaşmaya neden olabilir? Bu sistemde sağcının da solcunun da CHP’linin, MHP’linin, sosyal demokratının, Atatürkçüsünün kim olursa olsun değerleriyle alay eden birinin iktidar olma şansı yok. Milletin hangi gruptan olursa olsun değerlerine sahip olacak. CHP’nin 25, 26 oyu var, onun yüze 50’nin üzerine çıkması için sağdan oy alacak, AK Parti’nin şu anki oya göre 2 puana ihtiyacı var, bu oyu dışımızdakilerden alacağız. Böyle bir realite aleyhinde partiler ve adaylar öteki vatandaşlarımızın kabullerine, değerlerine, hayat tarzlarına tutarsız beyanlar içinde bulunamaz. Bu uçları merkeze çekecek, merkezi güçlendirecek ve Türkiye’yi yöneten liderlerin toplumun her kesiminin değerlerine saygılı olmasını sağlayacak” diye yanıt verdi.

“İstediği yasayı çıkaramayan birisi dikte eden kimse olabilir mi”
Cumhurbaşkanlığı sisteminin diktatörlüklerin de önüne geçeceğini kaydeden Bozdağ, “Otoriter idare de çıkmaz. Çünkü sistemin doğasında buna engel olan pek fazla mekanizma var. Konuşuluyor, ‘Meclis bitti, Meclisi mezara gömelim’ deniliyor. Meclis biter olur mu, 550 milletvekili 600’e çıkıyor. Hani kalkıyordu? Şimdi Meclis yasama görevini hükümete rağmen yapıyor mu, hayır. Hükümet yapıyor yasama görevini. Kanunlaşan metinlerin yüzde 99’u kanun tasarısı, yüzde 1’i teklif, o teklifleri de hükümet verdiriyor. Esasında 100’de 100’ü hükümetin istediği şekilde kanunlaşıyor. Hükümete rağmen Türkiye’de bugün kanun yapmakta ya da kanunda 1 madde değiştirmek de olası değil. Biz bu teklifle bunu kaldırıyoruz. Hükümetin görüşü sorulmayacak, hükümet dizayn veremeyecek. Yalnızca bütçe teklifi verecek. Milletvekilleri teklifi hazırlayacak. Allah aşkına Cumhurbaşkanı ne yapacak bu pozisyonda, yalnızca mesaj gönderebiliyor, ‘benim şu kanunlara ihtiyacım var’ diye. Böyle bir sistemde istediği yasayı çıkaramayan birisi diktatör olabilir mi” açıklamalarında bulundu.

Bozdağ, Meclisin zayıflatıldığı söylemlerini de “yalan” olarak değerlendirdi. Cumhurbaşkanlığı sisteminde Meclisin Cumhurbaşkanını feshetme yetkisi olacağını söyleyen Bozdağ, şöyle konuştu:
“Ana muhalefet partisinin Genel Başkanı ve sözcüleri ‘Cumhurbaşkanına Meclisi fesih yetkisi veriliyor’ diyor. Allah’tan kork. Bu Anayasa değişikliği Cumhurbaşkanına Meclisi fesih yetkisi vermiyor. Mevcut anayasa veriyor. Nitekim mevcut anayasada Meclis Cumhurbaşkanı kadar feshedildi ve seçime gidildi. Bu yetki var zaten, yeni olan Cumhurbaşkanı fesih yetkisini kullanırsa kendi de seçime gidecek. Önceden yoktu. Cumhurbaşkanı 7 Haziran’da seçime götürdü, kendi seçimi yenilendi mi? Hemen ‘Sen Meclisi feshedersen sana da müeyyide getiriyorum, sen de seçime gideceksin’ diyor. Meclise de seçime gitme yetkisi veriyor. Meclise diyor fakat; ‘Sen bu Cumhurbaşkanını ülke için korkutma görüyorsan seçim kararı al, Cumhurbaşkanının görevini sonlandır.’ Meclis seçim kararı alarak Cumhurbaşkanının görevine son verebiliyor. Seçim kararı alınarak görevine son verilen birisi yazdıran kimse olabilir mi?”

“Cumhurbaşkanı işlediği bütün suçlardan dolayı Yüce Divana sevk edilebilecek”
Bozdağ, yeni sistemde Cumhurbaşkanının yargılanmasının da önünün açılacağını belirterek, “Şu Anda Cumhurbaşkanı’nın siyasi ve cezai sorumluluğu yok. Sadece vatana ihanetten 413 milletvekilinin oyuyla suçlanabiliyor. Vatana ihanet diye de bizim kanunlarımızda bir kabahat yok. Suçlandırıldığında neden yargılanacağı emin yok. Yargılandı, suç oluşturan alıp almayacağı da belli yok. Yeni sistem Cumhurbaşkanına siyasi yükümlülük getiriyor. Halk Müziği sandıkta siyasi sorumluluk gereği hesap soracak. Mecliste günden dışı konuşmalar, gurup önerileri genel görüşme, Meclis araştırması, Meclis soruşturması yoluyla Cumhurbaşkanı denetlenecek, siyasi sorumluluğu sorulacak. Peşinde cezai sorumluluk da geliyor. Acilen Cumhurbaşkanı işlediği tüm suçlardan nedeniyle yüce divana sevk edilebilecek ve 600’e 400 oyla” açıklamalarında bulundu.

“Halkın vermediği iktidarı Cumhurbaşkanı eliyle ellerinde tuttular”
1961 ve 1982 Anayasaları ile halkın iradesinin Cumhurbaşkanı eliyle teftiş edildiğini dile getiren Bozdağ, “Bizim 61 ve 82 Anayasamıza tarafından başbakan dilediği adamı bakan yapma yargı ve yetkisine sahip değil. Görevden alma adalet ve yetkisi de yok. Başbakanın kim olacağı da belirlenmiş değil bu anayasalarda. Bu halkın vermediği iktidarı Cumhurbaşkanı eliyle elinde tutmak ve halkın vermediği yetkiyi denetlemek” dedi.

“Kılıçdaroğlu laikliği bir kenara bırakmış, İslam’dan fetva alıyor”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katlılığı bir programda dile getirdiği “Cumhurbaşkanlığı sistemi dini anlayışa da aykırı” sözlerine değinen Bozdağ, “Vatandaşlarımıza sesleniyorum; dini konularda Diyanet İşleri Başkanı yerine Sayın Kılıçdaroğlu’na sorsunlar. Kiminle istişare etti, kime sordu bilmiyorum fakat kendi söylüyorsa kerameti kendinden menkul demektir. Birine soruyorsa o kılavuzunda sorsun kılavuzunu değiştirsin. Biz laik demokratik sistemi savunuyoruz, onlar da laik demokratik sistemi savunuyor. Kılıçdaroğlu laikliği bir kenara bırakmış, argümanlarını kuvvetlendirmek için İslam’dan fetva alıyor. Burada en geniş istişare var, 80 milyonla istişare yapılıyor” dedi.  

Caner Ünver – Onur Emre Durak

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

Celal Kılıçdaroğlu'ndan 'Referandum Evet' kampanyasına yardım

Celal Kılıçdaroğlu’ndan ‘Referandum Evet’ kampanyasına yardım

Bakan Canikli: 'Bedelli askerlik şimdi gündemimizde değil'

Başbakan Yardımcısı Canikli : ‘Ekonomi Trump’ın başkan olmasından negatif etkilenmeyecek’