in

Canpolat’tan Başkanlık Sistemi hakkında yorumlama

Canpolat'tan Başkanlık Sistemi hakkında yorumlama
Canpolat'tan Başkanlık Sistemi hakkında yorumlama

Osmanlı Ocakları Kurucu Genel Başkanı Kadir Canpolat, Başkanlık Sistemi ile ilgili yazılmış izah etme yaptı. Canpolat sistem için “Bin takvim tarihi bir fırsattır, yiğit bin yıl yaşar fırsat bir düşer” dedi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Cumhurbaşkanlığı sistemi tarihi bir fırsattır. Asırlardan beri açlık edilen yönetim sistemi yapılacak olan referandumla yürürlüğe gireceğini Ümit eriyoruz. Halkımız da karşılığı olan ve heyecanla arzulanan bu sisteme aşmak için oylarımızı biz Osmanlı Ocakları derneği olarak yurt genelinde fakat teşkilatlarımızla istişare sonucu yapılacak olan referandum da ‘evet’ oyu kullanacağız.
Biz geçmişten gelen liderlik sistemine alışık bir sistem ile kendimizi ve büyüyen dünya sistemi içinde ülkemizi bu şekilde temsil edebiliriz.Türk tarihi hanlık, hakanlık ile başlamış, padişahlık sistemiyle buluşmuş nihai Cumhuriyet rejimine kavuşmuştur. Cumhuriyet rejimiyle de devam edecek olması bizim için önemlidir. Cumhurbaşkanlığı sistemi rejim değişikliği yok, Tersine Cumhuriyet rejimini taçlandırarak Cumhurbaşkanlığı sistemiyle devletimizin yönetimde hızlı karar alma ve kullanım yapabilme manevraları ile keskin ve sonuç müşteri bir idare sistemi gücümüze güç katacaktır.
Devlet yönetiminde tek kişinin hakim olduğu rejim, mutlak monarşi; tek kişinin, kralın, imparator yada padişahın yetkilerini meclisle paylaştığı rejim meşruti (meşrutiyet yönetimi) monarşi; yönetimde açıklanmış bir sınıfın, kesimin, yada zümrenin laf sahibi olduğu rejim oligarşi; yöneticilerin, devlet yönetiminde iktidarların seçimle değiştiği rejim cumhuriyet rejimidir. Cumhuriyet rejimi otoriter cumhuriyet ve demokratik cumhuriyet edinmek üzere ikiye ayrılır. Çoğulcu, katılımcı, polifonik ve halkın karar alma mekanizmalarına katıldığı rejimler demokratik cumhuriyet (Fransa, Türkiye); adında yalnızca cumhuriyet olan, baskıcı ve yönlendirmeli seçimlerin yapıldığı, herkese seçme ve seçilme hakkının verilmediği, kısıtlamaların olduğu rejimler otoriter cumhuriyettir (Mısır, Suriye). Yani yukarıda ifade edilen tenkit bağlamında sistemin değişmesi ile rejim değişikliği laf konusu olmaz, sistem değişikliği ile rejim değişikliğini, sapla samanı birbirine karıştırmamak, öküz aşağıda buzağı aramamak gerekmektedir.
Cumhurbaşkanlığı sistemi, devlet başkanlığı ile hükümet başkanlığının Başkanın kendisinde toplandığı, Başkana kuvvetli ve etkin tayin ve yetkilerin verildiği, yürütmenin Başkana ait olduğu bir idare sistemidir. Yürütmeyi oluşturan Başkan ve Bakanlar Parlamento üyesi değildir. Başkan kendi ekibini kendisi, Parlamento dışından oluşturması fazla değerlidir. Başkan yürütme yetkisini kimsesiz kullanması bambaşka bir zinde yetkiyi elde ederek Dış politika, savunma ve ekonomi konularında politikaları belirleme, askeri, sivil ve yargı alanında üstteki seviye atamaları yapma yetkisi çok uygun olacaktır. CumhurBaşkanı yalnız, yasama ve adalet alanlarına katiyen müdahale edemez, direktifler veremez. Milli emniyet politikaları, kayda değer ve stratejik meselelerle ilgili Parlamentoya mesaj gönderebilir. Cumhurbaşkanlığı sisteminde, Demokratik Parlamenter sistemde olduğu gibi (Cumhurbaşkanı, Başbakan) fazla başlılık laf konusu yok, bütün yürütme yetkisi Cumhurbaşkanında toplanacaktır. Bu bağlamda, devlet yönetimde etkinlik, verimlilik, seri karar alma, alınan kararların tez uygulanması ve seri reform süreci ile seri kalkınma söz konusudur. Yani siyasi istikrar, güçlü yönetim, hızlı kalkınma, idareli kararlılık mevcut olacaktır.
Cumhurbaşkanlığı sisteminde set güçler ayrılığı ilkesi olacaktır. Bu ilke gereğince dinç bir denetleme ve denge (check and balance) mekanizması işlemekte, devlet erkleri (Yasama, yürütme, adalet) arasında bariz bir ayrım vardır. Yani erkler arasında ilişki, iletişim ya da yön belirleme, talimat mutlak surette laf konusu değildir. Cumhurbaşkanı’nın Parlamentoyu fesih yetkisi, Parlamentonun da yürütmeyi düşürme yetkisi yoktur. Cumhurbaşkanı’nın Parlamento’dan çıkan yasaları veto yetkisi, Parlamento’nun da manâlı atamaları, Bütçe yasasını yoklama, gerektiğinde onaylamama yetkisi bulunmaktadır. Yürütme de, yasama da beş yıllığına göreve gelir, erken seçim söz konusu değildir. Bu sistemde parti disiplini olmadığından, grup kararı alma yöntemi bulunmadığından, Bakanların meclis üyeleri arasından seçilmemesi sebebiyle meclis üyelerinin Bakanlık hedefi bulunmadığından, keza meclis üyeleri ön seçimlerle belirlenerek seçildiğinden ve Demokratik Parlamenter sisteminde olduğu baskıcı, ceberrut liderler sultası bulunmadığından meclis üyeleri, özgür iradeleri ile hareket edebilmektedirler. Çünkü sert güçler ayrılığı ilkesi vardır. Pluralist demokrasinin gereği de budur.
Demokratik Parlamenter sistemde ise yumuşak güçler ayrılığı ilkesi vardır. Bu sistemde sıkı parti disiplini ve lider sultası ve hakimiyeti nedeniyle halk iradesinin meclise bütün olarak yansıdığını bakmak, Milletvekillerinin egemen hareket edip hükümet üzerinde kontrol fonksiyonu sağladığını söylemek muhtemel değildir. Çünkü bu sistemde hükümetin istediği yasalar meclisten geçmekte, parti liderlerinin yönlendirmesi yönünde meclis üyelerince irade beyanında bulunulmaktadır. Bu koşul ise son derece demokrasinin ruhuna aykırıdır. Demokratik Parlamenter sistemde erkler arası yumuşak ilişki nedeniyle siyasi ve ekonomik istikrardan söz etmek olanaklı değildir. Çünkü yürütme yasamayı, seçimlerin yenilenmesine karar vererek, fesih edebilir, yasama da yürütmeyi düşürebilir. tek başına iktidarların çıkmadığı dönemlerde her zaman hükümet değişikliği, seçimlerin yenilenmesi laf konusu olabilir.
Cumhurbaşkanlığı sisteminin dünyada uygulanmasında, ilk ve tek kullanılacak ülke Türkiye’dir. Buna yakın en başarılı uygulandığı ülke Başkanlık sistemiyle Amerika’dır. Başkanlık sisteminin bir diğer versiyonu Güya Başkanlık sistemidir. Benzeri Başkanlık sistemi günümüzde Fransa’da uygulanan sistemdir. Bu sistemde ise Devlet Başkanının dış politika, savunma, ekonomi ve üstteki seviye bürokratların atanmaları konusunda önemli yetkileri vardır. Yürütme erki Devlet Başkanı ile Bakanlar Kurulundan oluşur. Başbakanın yetkileri ise daha kısıtlı ve sınırlıdır.
Türkiye’de Başkanlık sistemi ile ilgili tartışmalara baktığımızda Başkanlık sistemini savunanlar, karşı çıkan olduğu gibi, uygulamalar dikkate alındığında farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Rejimin adı Cumhuriyet olmakla birlikte Cumhuriyetin birincil yıllarında enerjik önderlik, topluma ışık tutma, belirleyici olma bakımından fiiliyatta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Cumhurbaşkanlığında Başkanlık sistemi zinde bir şekilde uygulanmıştır.
Türkiye’de Başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğini, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel zinde bir şekilde ifade etmişler, günümüzde ise 12. Cumhurbaşkanı ve 15 Temmuz’u yaşayan lider Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun bir şekilde belirtmektedir. giderken Alparslan Türkeş tarafından bu konuda belirli söz oldukça anlamlıdır. 1978 yılında yayınlanan ikinci baskısı yapılan kitabında : “Milliyetçi Hareket Tek Başkan Tek Meclis sistemini savunur. Çağımız kaslı, adaletli ve çabuk icra çağıdır. Türk Milleti dünya Devletleri kurduğu devirlerde kuvvetli, adaletli ve seri icra sistemini uygulamıştır. Adaleli ve çabuk icra, icra gücünün tek elde toplanmasıyla mümkündür. Bunun için Tarih ve Töremize uygun şekilde Cumhurbaşkanlığı Sistemini savunuyoruz”( A. Türkeş, Dokuz Işık, İstanbul 1978, s. 267).
Cumhurbaşkanlığı Sistemi, eski Türkiye’nin kokuşmuşluğunun giderilmesini, prangalardan kurtulmak suretiyle köklü reformların yapılmasını ve yeni Türkiye’nin inşasının yolunu açacaktır. Ülkemiz için öngörülen Başkanlık Sistemi, eyalet sistemi (federasyon) ve demokratik özerklik olmaksızın tek meclisli, Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı Sistemi’dir. Bu sistemde yerel yönetimlere yönetimle ilgili,mali ve idareli özerklikler tanınabilir, yerel hizmetlerin yerinden yürütülmesi sağlanabilir. Bu da çağdaş kamu hizmeti anlayışının bir gereğidir”.
Canpolat, Türkiye’de Başkanlık Sistemi’ne geçilmesini gerektiren faktörleri şu şekilde sıraladı:
“1-Türkiye’nin 2. dünya savaşına girmemesine, Almanya ve Japonya gibi yerle bir olmamasına karşın, onların fersah fersah ardındaki bulunması, her alanda istenilen kalkınma hamlesini gerçekleştirememesi,
2-Durmadan iç siyasi, askeri, sosyal çatışma, kamplaşma ve çekişme sürecinin devam etmesi (Dinli- dinsiz, laik-anti laik, Türk-Kürt, Alevi-Sünni, sağcı-solcu, darbeci- darbe karşıtı…),
3-Takriben her on yılda bir hesaplı krizler ve askeri darbelerinin yaşanması, askeri vesayetin söz konusu olması ile hakiki anlamda egemenliği, son on yıla kadar, askeri-sivil oligarşik azınlığın elinde bulundurması,
4- Siyasi istikrarsızlıkla birlikte idareli istikrarsızlığın da yaşanması,
5- Etkin, bereketli, dinç, hızlı karar alabilen ve aldığı kararları çabuk uygulayabilen yönetimlerin çok az işbaşında kalması, etkisiz ve verimsiz yönetimlerin işbaşında olması, siyasi didişmelerin yaşandığı koalisyon hükümetleri dönemlerinin çoğu kez laf konusu olması,
6- Cumhuriyet tarihi baştan başa, sus payı, ihtilas, irtikap, adam kayırma, yolsuzluk, yağma, talan ve hortumlamaların hiç yetkisiz olmaması; kamuda ve siyasette vazifemi yaparım gözümü kaparım, salla başı al maaşı, devletin parası deniz yemeyen domuz politikalarının yürütülmesi,
7-Devlet yönetiminde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bağımsızlık ilgisiz ve kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesinin bütün olarak egemen kılınamaması,
8- Bütün cumhuriyet ve tam demokrasinin uygulanamaması,
9- Sorunların tez çözülerek siyasi, hesaplı, yönetimsel, yargısal vb. köklü yapısal reformların bir türlü gerçekleştirilememesidir.
Canpolat, Başkanlık Sistemi’ne geçilmesi ile öngörülen amaçları da şöyle belirtti:
1- Devlet yönetiminde zinde, etkin, verimli bir yapının oluşturularak istikrarın sağlanması ,
2-Tam cumhuriyete geçilmesi, bütün ve modern demokrasinin uygulanması,
3- Devletin ve Milletin enerjisini bitiren sorunların şipşak çözülmesi, köklü yapısal reformların çabucak tamamlanması ve yeniden yapılanma sürecinde fazla süratli yol alınması,
4- Yürütme erki içindeki (Cumhurbaşkanı, Başbakan) çok başlılığın ortadan kaldırılması,
5-Siyasi Partiler Kanununun değiştirilerek liderler sultasına son verilmesi, meclis üyelerinin bağımsızlığının sağlanması,
6- Tercih Kanununun değiştirilerek, 1982 Anayasasının 67. maddesinde belirtilmiş “Tercih kanunu temsilde adalet, yönetimde istikrar unsunu sağlayacak şekilde düzenlenir” hükmünün gerçek anlamda hayata geçirilmesi ile bu kapsamda seçim sisteminin değiştirilip D, hont nispi temsil sisteminden vazgeçilerek \% 0 barajlı, bakımlı bölgeli mutlak çoğunluk sistemine geçilmesi,
7- Millet iradesinin reel anlamda devlet yönetimine yansıtılması,
8- Gerçek anlamda Ulusal birlik ve beraberliğin sağlanması, toplumsal uzlaşmanın gerçekleştirilmesi,
9- Atanmışların değil, seçilmişlerin hakimiyetinin sağlanması,
10- Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Türkiye Milletinin veya Türk Milletinin 2023, 2053, 2071 ve 2123 hedeflerine aksamadan ve eksiksiz ulaşmasını tedarik etmektir.
Sonuç itibariyle Türkiye için, Başkanlık sistemine aşmak gerekli bir zorunluluktur. 15 Temmuz darbe girişimimden sonra Türkiye’nin sorunlarını hızla çözerek köklü reformlarını yol kazasına uğramadan tamamlamasını, 2023 Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılında dünyada her alanda en gelişmiş 10 ülke, 2053 İstanbul’un fethinin 600. yılında dünyada her alanda en gelişmiş 5 ülke, 2071 Malazgirt Meydan Muhaberesinin-Anadolu’nun yurt edinilişinin ve İslamlaştırılmasının 1000. yılında dünyada her alanda en gelişmiş 3 ülke ve nihayetinde 2123 Cumhuriyetin kuruluşunun 200.yılında dünyada Süper Zorlama Ülke Türkiye hedefine ulaşmasını sağlayacaktır.Bu bir tarihi fırsattır yiğit bin yaşamakta fırsat ise bir düşmektedir. Bu yüzden ‘evet’ diyeceğiz”. 

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

İçişleri Bakanlığı: 'Son bir haftada 21 terörist etkisiz ışık halkası getirildi'

İçişleri Bakanlığı: ‘Son bir haftada 21 terörist etkisiz ışık halkası getirildi’

Dışişleri’nden Özbekistan’daki seçimler hakkında açıklama

Dışişleri Bakanlığından İsrail’in konut kararına kınama