in

Çavuşoğlu: “ABD’den iki öncelikli beklentimiz var”

Bakan Çavuşoğlu, Çinli mevkidaşı Wang Yi ile görüştü
Bakan Çavuşoğlu, Çinli mevkidaşı Wang Yi ile görüştü

Dışişleri Bakanlığının bu sene 9’uncusunu düzenlediği Büyükelçiler Konferansı’nın resmi açılışı Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun konuşmasıyla başladı. Bakan Çavuşoğlu, tüm kurumlar gibi Dışişleri Bakanlığı’na da hileyle girmiş, içeriye karışmış FETÖ’cü hainlerin olduğunu vurgulayarak, “Bunları içimizden dışında tutmak için özenli ve adil bir mücadele gösterdik. Ciddi ve fiziki belgelere dayanarak 440 personelin bakanlığımızla ilişkisini kestik. Sayıca azaldık lakin gücümüz hiç azalmadı. Bakanlığımızın kadrolarını her tarafta, dil haberdar olan, temsilcilik yeteneği ve iradesi yüksek, anayasal düzenimize ve milli değerlerimize ast gençlerimizle yardım edeceğiz. Türkiye’nin ayaklarına dolananlara, bu tarihi yürüyüşü engellemeye çalışanlara inat yolumuza hızla devam ediyoruz. Küresel bir idareli şiddet olma yolunda belirlenmiş adımlarla ilerliyoruz. Bu amaçları olası kılacak bölgesel ve küresel bir ortamın siyasi ortamın şekillenmesinde etkin bir rol oynuyoruz. İş adamlarımız için yeni pazarların açılmasını ve mevcutların geliştirilmesini sağlıyoruz. Ticaret yollarını açık yakalamak için çalışıyoruz. Hesaplı ve ticari anlaşmalarımızı çoğaltıp etkin bir şekilde işletiyoruz. Enerji güvenliğimizin temini için gerekli adımları defalarca birlikte atıyoruz.İleri teknolojinin Türkiye’de üretimini kolaylaştırıyoruz. Bu kulvarların her birinde dış politikamız ve bakanlığım çok etkin bir rol oynuyor” diye konuştu.

“GEÇMİŞİN MUHASEBESİNİ YAPAN, SONUÇ ALICI VE STRATEJİK VERİMLİLİĞE SAHİP BİR SİYASET İZLİYORUZ”

Dış politikayı girişimci ve vicdani bir görüş açısıyla şekillendirdiklerini bildiren Bakan Çavuşoğlu, “Girişimci ve vicdani diplomasi derken şunu kastediyoruz: İçeride kalkınma hamlemizi tamamlarken çevremizde buna imkan verecek ortamı şekillendirmek için inisiyatif elde etmek. Bir taraftan bize yönelen tehditleri etkin şekilde bertaraf ederken dahası bölgesel ve küresel fırsatları kullanarak dostluklarımızı pekiştirmek. Bu doğrultuda yumuşak zorlama ve gerektiğinde bedensel zorlama unsurlarımızı zeki diplomasi olarak harmanlıyoruz. Geçmişin muhasebesini yapan, sonuç müşteri ve stratejik verimliliğe sahip bir siyaset izliyoruz. Sayın Başbakanımızın ifadesiyle ‘Dostlukların arttırılması, husumetlerin azaltılması’ bu yaklaşımımızın temel bir unsurudur. Çevremizde kolaylık etken olacak ki biz de huzurla işimize gücümüze koyulacağız. Mazlumun elinden tutacağız oysa biri yerken diğerinin bakmasından, işkence çekmesinden doğan şerleri yaşamayalım. İnsanlığı yaşatacağız ancak uluslar arası kurumlar hakkın ve adaletin hizmetinde yaşasın. Teröre geçit vermeyeceğiz ki dünyamız medeni bir siyaset sahnesi olsun. Irk, din ve mezhep farklılıklarını, insanlığı bölen, birbirine düşüren fay hatları olarak görebilen bir anlayışa karşıyız. Zira dünyayı bir çatışma yok işbirliği alanı olarak tekrar ifade etmek istiyoruz. Bunun için de dünyaya bakımlı ideolojilerle kaskatı kimliklerle bakamayız. Küresel bir sahnenin muhtemel olan her karesinde Türkiye olarak var olmalıyız. Avrupa’yı da Asya’yı da, Atlantik’i de Afrika’yı da Latin Amerika’yı da kucaklayabilmeliyiz. İşte bu hoşgörüyle Sayın Cumhurbaşkanımız 2016 içinde keza Asya’yı keza Doğu Afrika’yı keza Batı Afrika’yı keza de Latin Amerika’yı ziyaret etti. Bu ziyaretler önümüzdeki dönemde de inşallah devam edecek. Çünkü biz dünyayı 5’ten büyük, Avrupa’yı da 28’den büyük olarak tanımlıyoruz. Girişimci diplomasinin özünde işte bu fazla boyutlu yaklaşma vardır” ifadelerini kullandı.

“MUASIR MEDENİYETİN YENİ KURALLARININ TANIMLADIĞI MASAYI DIŞARIDAN İZLEYEMEYİZ”

“Yerele sıkışmadan evrensel olacağız” diyen Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu yaparken dünyanın her yöresinde lokal çalışmayı da bileceğiz. Küreselleşmiş dünyayı biz böyle yorumluyoruz. Olur Ya dünyada kurallar, dengeler baştan şekilleniyorsa muasır medeniyetin yeni kurallarının tanımladığı masayı dıştan izleyemeyiz. hemen olduğu gibi masada elde etmek, emek vermek zorundayız. Bunun için 2023 hedefleri diyoruz, bunun için 2071 hedefleri diyoruz. Kalkınma hamlemize ve bunu destekleyen dış politikamıza bu milli çaba ruhuyla yaklaşıyoruz. Bu süreçte dünyayla istişare edeceğiz, kesinlikle dostlarımıza kulak vereceğiz oysa kararlarımızı her zaman Ankara’da alacağız. her zaman milletimize danışacağız, milletimize hesap vereceğiz. Bulunduğunuz ülkelerde kamuoyunu ülkemiz aleyhine yönlendirmeye çalışanlar var. Bu çevreler husumetle yanıyor ve ülkemizi iftira atmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Yüz takvim önyargılar bu fena niyetli çevrelerin ekmeğine maalesef yağ sürüyor ama biz bunlarla da mücadele ediyoruz. Bu art niyetli çevreleri rahatsız eden bizim milletimizle ve milli değerlerimizle kaynaşmış olarak 15 yıldır güçlü bir siyasi iradeyi sürdürüyor olmamızdır işte bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğindeki bu tarihi yürüyüşü hedef bölge kesimlere karşı müteyakkız olmamız gerekiyor. Yürütülen menfi propagandaya karşısında Mimar Sinan’ın anlayışıyla dur durak bilmeden çalışmaya devam etmenizi istiyorum. Çocuğun birisi Mimar Sinan’a Süleymaniye’nin minarelerinden birinin eğri olduğunu söylemiş. Bunun üstüne Sinan, çocuk ‘minare düzeldi’ deyinceye değin iki işçiye minareyi halatla çektirmiş. Bunu garipseyenlere ise şunu söylemiş: ‘Çocuğun bu sözü insanlar arasında tevatüre döndüğünde önüne geçmek baskı olur. Yanlış anlamayı kaynağında tamir etmek en evlasıdır’. İşte bu anlayışla hatalı yönlendirmeleri, karalamaları gördüğümüz yerde hemen düzeltmek asli ve öncelikli vazifemizdir.”

“ABD’NİN ÖNCEKİ DÖNEMDE YAPILAN BAZI HATALARI SÜRDÜRMEYECEĞİNE İNANIYORUZ”

ABD ve Avrupa Birliği (AB) ile olan ilişkilere de değinen Bakan Çavuşoğlu, “ABD ile olan ilişkilerimizi değişik yönetimler altında geliştirdik, stratejik ortaklığa dönüştürdük. NATO bünyesindeki işbirliğimiz, ortaklığımıza bambaşka bir boyut katıyor, ilişkilerimizi yeni idare döneminde de benzer şekilde, benzer hoşgörüyle, karşılıklı menfaatler temelinde istiyoruz. ABD’nin önceki dönemde yapılan bir takım hataları sürdürmeyeceğine inanıyoruz. İki öncelikli beklentimiz var; birincisi FETÖ elebaşının ve öteki yöneticilerinin bir lahza önce ülkemize iade edilmesidir. İkincisi de PKK’nın uzantısı olan YPG ile işbirliğine son verilmesidir. Bu iki haklı beklentimizin karşılanması ABD ile ilişkilerimizin geleceği açısından çok büyük ağırlık taşıyor. Türkiye ve ABD çok geniş bir coğrafyada olumlu etkiler oluşturabilecek kuvvete ve imkanlara sahip iki stratejik ortaktır. Bu işbirliğinin dikkatle korunması gerektiğine inanıyoruz. Aynı özeni Avrupa Birliği’nden de bekliyoruz. Avrupa Birliği liderleri artık şu hususu net bir şekilde görmelidir: Bugünkü müreffeh ve barışma içindeki Avrupa’da bizim de emeğimiz ve katkımız var. Ilk Olarak vatandaşlarımız elde etmek üzere göçmenlerin alın teri ve NATO’nun sağladığı Türkiye’nin bugün dahi pekiştirdiği güvenlik ortamı Avrupa’nın refahına fazla önemli katkıda bulunmuştur. Avrupa’nın geçmişinde varız geleceğinde de manâlı rol oynayacağız. Türkiye’siz bir Avrupa Birliği eksik kalacaktır. Yabancı düşmanlığı ve islamofobik popülizm Avrupa’yı geriletecektir . Avrupa bu yolda devam ederse hastalanır, bundan cümbür cemaat hasar görür. Avrupalı dostlarımıza şunu hatırlatıyoruz: Evrensel değerlerden sürekli geri adım atamazsınız, suçluyu defalarca kendinizin dışarıya arayamazsınız, bakınız baştan savma göçle çaba ve vize serbestisi konusunda bir anlaşmaya vardık. Biz 18 Mart Mutabakatı dahil taahhütlerimizi yerine getirdik, getiriyoruz, Avrupa Birliği ise verdiği sözleri az önce tutmadı. Bırakın sözünü tutmayı müzakerelerin askıya alınmasını isteyecek değin ileri dışarı giden çevreler var Avrupa Birliği içinde” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI SCHENGEN İLE ŞANGHAY ARSINDA SIKIŞMAYACAK DEĞIN ÇEŞİTLİDİR, ZENGİNDİR”

Avrupa Birliği’nden beklentilerin neler olduğunu da Bakan Çavuşoğlu, şöyle aktardı:

“PKK, FETÖ ve diğer terör örgütleri ile mücadelede arkadaşça ve istikrarlı bir tutum sergilenmesi. Varılan mutabakata uygun şekilde vatandaşlarımız için vize muafiyetinin bir an önce sağlanması ve Avrupa Birliği üyeliğimizin önündeki yapay engelleri kaldırarak daha pozitif fasılın açılması. Türkiye 50 yıldan pozitif süredir bizi bekleten Avrupa Birliği hariç Avrupa’daki yaklaşık olarak bütün oluşumların, bütün kurumların üyesidir. Yani biz Avrupa’nın ortak hanesinin bir ferdiyiz, bizi dışlayamazsınız. Avrupa’yı içine girdiği bu sağlıksız yoldan içeri almamak için idareli, siyasi ve sosyal alanda birlikte düşünmemiz ve birlikte çalışmamız gerekiyor. Türkiye’nin dış politikası Schengen ile Şanghay arsında sıkışmayacak kadar çeşitlidir, zengindir. Avrupa Birliği, Kıbrıs konusunda da münazara sürecini menfi şekilde etkilenmesine izin vermiştir maalesef. Taraflardan birinin kalıcı çözüm sağlanmadan Avrupa Birliği üyesi yapılması Kıbrıs Sorunu’nun bugüne dek çözümsüz kalmasının sebeplerinden biridir. Biz Türkiye ve Kıbrıs Türkleri olarak dostça ve önemli bir mücadele ortaya koyduk. Bu konuda vicdanen fevkalade rahatız. Bu hafta katılacağımız Cenevre’deki Kıbrıs Konferansı’nda da bu irademizi ve yapıcı tutumumuzu sürdüreceğiz. Aynı yaklaşımı diğer taraflardan da bekliyoruz. Şu katiyen unutulmasın, bugün dünyanın birçok yerinde kan dökülmeye devam ederken Kıbrıs’ta huzurun etken olmasının nedeni ise Türkiye’nin sağladığı etkili garantidir, bu garantiden vazgeçilemez. Cenevre’de hangi netice çıkarsa çıksın biz Kıbrıs Türkü’nü sahipsiz bırakmayacak kudrete ve iradeye sahibiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

“KISA ZAMAN İÇİNDE EL BAB’I DA BU TERÖRİSTLERDEN TEMİZLEYECEĞİZ”

Barışın ve huzurun kıymetinin Suriye’deki gelişmelere bakınca daha iyi anlaşıldığını ifade eden Bakan Çavuşoğlu, “Suriye’de daha birkaç gün öncesine değin sürekli kan ve gözyaşı vicdani ve girişimci diplomasimiz bir uçtan bir uca büyük ölçüde durdu. Uluslar arası toplum, Suriye’deki trajediyi seyrederken biz bu zulme gürültüsüz kalmadık. Her Zaman söyledik sessiz kalmayacağız dedik, gürültüsüz kalmadık. Zulümden kaçanlara kapımızı açtık, ülkemizde konuk ettiğimiz Suriyelilerin sayısı 2.8 milyonu aştı. Suriyeliler için sadece merkezi bütçeden yaptığımız harcamalar 15 milyar dolara yaklaştı. öte yandan Suriye’ye barışın gelmesi için Birleşmiş Milletler başta elde etmek üzere diplomatik alandaki bütün mekanizmaları ardına kadar zorladık. Rusya ile sahadaki gruplar arasındaki görüşmelere aracılık ettik, ateşkesin ülke geneline yayılması için ve siyasi çözüm sürecinin kaldığı yerden başlaması için girişimlerde bulunduk. 20 Aralık günü Moskova’da yapılan üçlü toplantıda İran’ı da siyasi çözüme katkı yapması yönünde teşvik ettik, bu süreçte Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’la ve İran Dışişleri Bakanı Zarif’le tekrar tekrar görüştük. Muhalefete de zorunlu mesajları verdik. 23 Aralık itibari ile Doğu Halep’teki sivillerin ve muhaliflerin tehlikesiz tahliyesini sağladık. Takriben 45 bin Suriyeli kardeşimiz bu yolla Halep’ten terhis edilmiş oldu. Bütün bu çabalarımız ülke genelinde ateşkesin ve kuşatma altındaki bölgelere insani erişimin sağlanmasının yolunu açtı. Bu gayretlerimiz Güvenlik Konseyi’nin 2336 Sayılı kararıyla da tasdiklendi. Bu ateşkesin korunması ve mevcut düzenlemenin siyasi süreci her yerde canlandırması için çaba sarf ediyoruz. Şimdi Astana’da yapılacak toplantılara odaklandık. Buradan da Cenevre Görüşmeleri’ni bütünleyici ve destekleyici fiziksel bir sonuç çıkmasını ümit ediyoruz. Bir taraftan da sınır güvenliğimizi ve aynı zamanda Suriye’nin toprak bütünlüğünü destekleyen, toprak bütünlüğüne katkı sağlayan Fırat Kalkanı Harekatı’nı sürdürüyoruz. DEAŞ sınırlarımızdan temizlendi, bu kanlı terör örgütü Suriye’nin kuzeyinde bundan böyle savunmaya geçti. Kahraman askerlerimiz ve karşı taraf kuvvetler El Bab’ı kuşatmış durumdalar, inşallah kısa zaman içinde El Bab’ı da bu teröristlerden temizleyeceğiz. Fırat Kalkanı Harekatı, PKK’nın uzantısı olan YPG’nin de reel yüzünü tüm dünyaya gösterdi. YPG’nin maksadı DEAŞ’la çaba etmek değil bütün aksine Suriye’yi bölmektir. Biz, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini desteklemeye devam edeceğiz keza de en dinç şekilde” açıklamasını yaptı.

“RUSYA İLE DİYALOĞUMUZ PEK ÇOK SORUNLU KONUNUN SAĞLIKLI ŞEKİLDE ELE ALINMASINA YARDIMCI OLUYOR”

Rusya ile Suriye bağlamında yürütülen işbirliğinin bu ülkeyle ilişkilerin yöresel istikrar açısından ne dek önemli olduğunu gösterdiğinin altını çizen Bakan Çavuşoğlu, “Rusya, enerjiden turizme, inşaattan tarıma öyle çok alanda kilit bir ortağımızdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın Rusya Devlet Başkanı Putin’le görüşmeleri ve kendi aralarındaki yakın dönemdeki temaslar, normalleşme sürecinde mihenk taşları oldu. Sayın Başbakanımızın Rusya’yı ziyaret etmesi de bu süreci daha ileri taşıdı. Rusya ile siyasi temasların yanına idareli işbirliğimizi de geliştiriyoruz, güçlendiriyoruz. Nitekim enerji alanında Akkuyu ve Türk Eğilim gibi devasa projeleri birlikte hayata geçiriyoruz. Bu yıl toplayacağımız Üstteki Seviye İşbirliği Konseyi ile ilişkilerimizi her alanda daha da pekiştireceğiz. Rusya ile diyaloğumuz uluslar arası terörizmle çaba dahil böylece çok sorunlu konunun dinç şekilde ele alınmasına yardımcı oluyor ama ilkelerimizden de imtiyaz vermiyoruz. Bu çerçevede Ukrayna ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne olan desteğimizi aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Kırım’ın ilhakını tanımadık, tanımıyoruz. Rusya ile ilişkilerimizi şekillendiren pragmatik, girişimci diplomasiyi Güney komşumuz Irak’la da sergiliyoruz. Irak’taki gelişmeler güvenliğimizi, refahımızı, barışımızı doğrudan etkiliyor. Irak’ın kapsayıcı bir siyasi düzende daimi refah, güvenlik ve istikrara kavuşmasını arzu ediyoruz. Bu ülkenin DEAŞ, PKK ve yarı terör örgütlerinin yuvası haline gelmesini istemiyoruz. PKK’nın Irak’ta senelerdir işgal ettiği alanları genişletmesine ve Kandil sanki bir bölge tesis etmesine seyirci kalmayacağımızı bir kere daha vurguluyorum. Biz, Irak’la olan işbirliğimizi her alanda geliştirmek istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız, Irak Başbakanı İbadi ile telefonda görüştü. Sayın Başbakanımız bu hafta sonu Bağdat ve Erbil’i ziyaret etti. Bu yapıcı tutumumuzu sürdüreceğiz, Orta Doğu coğrafyasındaki arkadaşlık ve kardeşliğimiz bizim için son derece önemlidir. Bu bölgede Suudi Arabistan ve Katar’la çok özel ilişkilere sahibiz. Bu bölgenin güvenliğini ve istikrarını kendi güvenliğimiz ve istikrarımız olarak görüyoruz. Benzer şekilde Körfez Bölgesi’ndeki diğer ülkelerle, Yemen, Umman, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ile de ilişkilerimizi daha da desteklemek istiyoruz. İran’la bir takım bölgesel konularda görüş ayrılıklarımız var, bu dar değil fakat bu şart ilişkilerimizin gelişmesine engel olmuyor. Filistin davasına her alanda verdiğimiz enerjik desteği maddi projelerle sürdürüyoruz. Balkanlardaki her bir ülkeyle ayrı ayrı gönül bağlarımız var ve onları asla yalnız bırakmıyoruz. Güney Kafkasya’ya da özel bağlarımız, yöresel istikrar çabamız ve yeniden yapılanma hedeflerimiz açısından yaklaşıyoruz. Kardeş Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne olan kuvvetli desteğimizi sürdürüyoruz, ardına kadar sürdüreceğiz. Kardeş Orta Asya ülkeleri ile ilişkilerimiz siyasi ve ekonomik bakımdan dış politikamızın öncelikli boyutlarından birini teşkil ediyor. Darbe girişiminin hemencecik gerisinde devlet başkanı seviyesinde ilk ziyaretin kardeş Kazakistan’dan geldiğini şükranla hatırlıyoruz. Fazla ağırlık verdiğimiz Türk Konseyi ve kurumları artan bir şekilde güçleniyor. bununla beraber Türkiye haricen yaşayan soydaş ve akraba topluluklarının hak ve menfaatlerinin takipçisi olmaya devam ediyoruz. Mevcut ikili ve çok kenarlı işbirliği mekanizmalarının en etkili şekilde çalıştırılması çok önem taşıyor. Bu doğrultuda masadaki her anlaşmanın sonuçlandırılması ve yürürlükteki her düzenlenmenin en etkili şekilde işletilmesi için çabalarımızı daha da arttıracağız. Öncülük ettiğimiz yöresel ve küresel işbirliği formlarına yeni bir enerji aşılamalıyız. Özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı, Karadeniz Hesaplı İşbirliği Teşkilatı’nın çok faal olması gerekiyor. Afganistan’a emniyet yeniden yapılanma alanındaki desteklerimizi arttırarak devam ettireceğiz. Afganistan bize ihtiyaç duyduğu sürece biz Afganistan’ın yanında olacağız. Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkeleri ile olan ticaretimiz son 14 yılda 6’şar kat arttı. Doğu Asya ülkeleri ile olan ticaret hacmimizdeki çoğaltma ise 9 kata çıkmıştır. Türk Hava Yolları’nın uçuşları bu kıtaları ülkemize ilk elden bağlıyor. TİKA, AFAD ve KIZILAY dünyanın her köşesine insani yardımları ulaştırıyor. Eğitim, sanat alanındaki açılımlarımız dış politikamızı destekliyor. Bundan Böyle Türk sanatçılar sineması ile övünen Hindistan’da zeka sokakta tanınır ayla geldiler. Açılma politikalarımız başarılıdır. Yepyeni bir enerji ile sürdürülecektir. Türkiye her kıtada senet ve bağlantılarını geliştirmeye devam edecektir. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın çıkarlarını özenle koruyoruz. Son Büyükelçiler Konferansı’ndan bu yandan 936 milletlerarası teması bana kalırsa gerçekleştirdim. 25 ‘i Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Başbakanımıza refakaten edinmek üzere yurt dışına toplam 74 ziyaret gerçekleştirdik. Çağdaş bir Evliya Çelebi misali dünyanın 4 bir yanında etap bastık” biçiminde konuştu.

(Goncagül Özcan – İlker Turak / İHA)

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

Kılıçdaroğlu hakkında şok iddia!

Kılıçdaroğlu hakkında şok iddia!

Gedikli: 'Türkiye'ye ameliyat yapılmasına müsaade etmeyeceğiz'

‘Fire iddiası idrak operasyonu’