in

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2023 manifestosunu ilan etti!

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2023 manifestosunu ilan etti!
Cumhurbaşkanı Erdoğan 2023 manifestosunu ilan etti!

Erdoğan, Türkiye’nin ne süre demokrasi ve yeniden yapılanma hamlesine girişse, karşısına içeriden ve dışarıdan nice engeller çıkartıldığına uyarı çekerek, “Rahmetli Menderes’in ve rahmetli Özal’ın çabalarıyla, rahmetli Erbakan ve rahmetli Türkeş’in dirayetli duruşlarıyla elde edilen kazanımlar, bizi ancak 2000’lerin başına kadar getirmeye yetebildi. AK Parti, milletimizin tarih ve uygarlık iddiasının temsilcisi olarak iktidara geldiğinde, karşımızda her şeyiyle tel tel dökülen bir ülke vardı. Demokrasimiz yaralıydı, kalkınmamız eksikti, huzurumuz kaçıktı, lakin hamdolsun inancımız ve umudumuz dipdiriydi. AK Parti, ulusal iradenin üstünlüğünü bütün manasıyla tesis ederek Türkiye’de demokrasiyi güçlendirdi. AK Parti, 81 vilayetimizin tamamını, eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, sanayiden spora her alanda yaptığı yatırımlarla kalkındırdı. AK Parti, polemik ve kavga siyasetinin yerine eser ve hizmet siyasetini getirerek, asırlık kayıplarımızın sebebi olan zihniyeti değiştirdi. AK Parti, aralıksız reformlarıyla ülkemizin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma mücadelesini peyderpey ileriye taşıdı” ifadelerini kullandı.

Eğitim

Erdoğan, iktidara geldiklerinde Türkiye’ye eğitim, afiyet, güvenlik ve adalet, emniyet, ulaşım üzerinde kalkındıracaklarının sözünü verdiklerini hatırlatarak, eğitim alanında yapılan icraatları sıraladı.
Erdoğan, bütçede önceliği daima eğitim alanına verdiklerini belirterek, “Ulusal eğitim bütçesini 2002’de 7,5 milyar lira seviyesinden aldık, 2021 yılı itibariyle 147 milyar liraya çıkardık. Nereden nereye. Yükseköğrenim bütçemizi ek ettiğimizde bu rakam 212 milyar liraya ulaşıyor. Devlete Ait-özel dahil bütün okullarımızın sayını 50 bin 877’den 87 bin 678’e, sınıf sayımızı 343 binden 600 bine yükselttik. Yıllardan Beri vatandaşımızın üzerinde siklet olan okul kitaplarını, her seviyede ücretsiz olarak çocuklarımızın sıralarının üstüne koyuyoruz. Ücret değil. Bugüne kadar toplam 693 bin öğretmenimizin atamasını gerçekleştirdik. Eğitimi 4+4+4 şeklinde kademelendirerek, zorunlu eğitimi 12 yıla yükselttik. Üniversite sayımızı 76’dan 207’ye, üniversite öğrencisi sayımızı 1,5 milyondan 8 milyonun üzerine çıkardık. Üniversiteye girişteki okul katkı maddesi puanlarını, katsayı farklılıklarını, üniversite harçlarını biz kaldırdık biz. Bay Kemal siz kaldırmadınız biz biz. Maarif Vakfımız ile 43 ayrı ülkede dostlarımıza eğitim desteği veriyoruz. Yükseköğrenim yurtlarının hem kalitesini yükselttik, keza de yatak kapasitesini 282 binden 700 bin sınırına getirdik. Lisans öğrencilerine verilen kredi veya burs rakamlarını, biz geldiğimizde burs olarak öğrencilerimiz aylık 45 lira alıyordu. Bu yıl itibariyle aylık lisansta 650 liraya, yüksek lisansta bin 300 liraya, doktorada bin 950 liraya yükselttik. Gençlik merkezi sayımızı 9’dan 364’e çıkartarak, ülkemizin her köşesine yaygınlaştırdık” dedi.

Spor

Sporda yapılan icraatları da aktaran Erdoğan, “Atletizm pisti sayımızı 12’den 56’ya, benzeri-tam olimpik yüzme havuzu sayımızı 46’dan 278’e, toplam tesis sayımızı ise bin 575’den 3 bin 907’ye çıkardık. Ülke genelinde 32 stadyumun yapımını tamamladık, 10 tanesinin inşası, 4 tanesinin de proje ve ihale çalışmaları sürüyor” ifadelerini kullandı.

Sıhhat

Sıhhat alanında yapılan yatırımları aktaran Erdoğan, şunları söyledi:
“Sağlık Durumu alanında, hastanelerdeki yatak sayımızı 164 binden 253 binin üstüne, nitelikli yatak sayımızı 19 binden 162 bine çıkardık Bay Kemal. Bunlardan haberin var mı? 378 binden devraldığımız sıhhat çalışanı sayımızı, bugün 1 milyon 177 bine ulaştırdık. Hekim sayımız, 2002’deki 92 bin seviyesinden, bugün 174 bini geçti. Sağlıktaki kalitenin manâlı göstergelerinden olan ambulans başına düşen nüfus sayımızı 107 binlerden 14 binlere indirdik. İlkini 2017 yılında Yozgat’ta açtığımız şehir hastanelerimizin sayısını 17’ye, toplam yatak kapasitesini de 22 bin 600’e yükselttik. Halen 9 şehir halkı hastanemizin inşası, 3’ünün ihale süreci, 3’ünün de proje çalışmaları devam ediyor. Bunlar da tamamlandığında, toplamda 43 bin 158 yatak kapasiteli 32 büyük kasaba hastanesini ülkemize kazandırmış olacağız.”

Sosyal hizmetler

Sosyal hizmetlerde ise son 18 yılda gereklilik sahibi vatandaşlara toplamda 411 milyar lirayı aşan tutarda takviye yaptıklarına uyarı çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, engelli aylığını, 2002 yılındaki ortalama 24 lira seviyesinden 2021 Ocak itibariyle sıradan 914 liraya çıkardıklarını ifade etti.
Erdoğan, 2002 yılında kamudaki engelli istihdamının 5 bin 777 olduğunu, bugün ise 58 binin üzerinde olduğunu kaydetti. 2002 yılında 24 lira olan ihtiyarlık maaşını 2021 Ocak ayı itibariyle 763 liraya yükselttiklerini söyleyen Erdoğan, net en düşük ücretin ise bu yeni yıl itibariyle 2 bin 825 lira olarak uygulandığını açıklama etti.

Hak

AK Parti hükümetleri döneminde yargı alanında yapılan icraatları paylaşan Erdoğan, adaletin en çok hassasiyet gösterdikleri alanlardan biri olduğunu söyledi.
Hâkim, savcı ve diğer personel sayısını yüzde 176 oranında artırarak, yargının insan kaynağı kapasitesini güçlendirdiklerini vurgulayan Erdoğan, “İktidara geldiğimizde 9 bin 349 olan hâkim-savcı sayısı, FETÖ’cü hainlerin yol açtığı tahribata rağmen, bugün 21 bin 651’e ulaştı. İstinaf uygulamasını başlatarak 15 alan adliye mahkemesi ve 8 alan idare mahkemesini devreye edinmek suretiyle temyizdeki yığılmaların önüne geçtik. Yargının, hukuku daha etkili ve sade şekilde işletebilmesi amacıyla esas kanunların böylece çoğunu sayesinde yeniledik. Merdiven altı yargı dağıtımı vardı ya çok eskiden bundan böyle bunlar yok. Şimdi bütün güzel imkanlar ile yargıcımız, savcımız bu çalışmalarını yürütecekler. Bu sene Yargıtay adli yılını yeni binasında açmış olacak. İnşa ettiğimiz 274 hak hizmet binasıyla, keza hak mensuplarımıza, keza de vatandaşlarımıza en iyi somut şartları sağlamanın gayreti içinde olduk. Yargı arayışının insanlığın bitmeyecek yolculuğu olduğu anlayışıyla, reform gündemimizden hiç ayrılmadık. Son olarak da, geçtiğimiz haftalarda İnsan Hakları Eylem Planımızı milletimizin takdirine sunduk. Keza, milletimizi yeni ve sivil Anayasa ile buluşturmak için çalışmaya başladık” dedi.

Güvenlik

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenliğin, önceliklerinin defalarca en başında geldiğini belirterek, “Askerlerimiz sınırlarımızda, emniyet teşkilatımız şehirlerimizde, jandarmamız kırsalda, sahil güvenliğimiz kıyılarımızda, istihbaratımız tekrar, milletimizin huzuru için gece gündüz tahsis yapıyor. PKK başta olmak üzere tüm terör örgütlerini hezimete uğratarak, ülkemiz sınırları içinde eylem yapamaz ülkü getirdik. Milletimizin doğrudan günlük hayatına dokunan hizmetler veren mahalli idarelerimizi, mevzuatından kaynaklarına değin her alanda güçlendirdik. Muhtarlarımızın vatandaşlarımıza daha etkin hizmet verebilmelerini sağlayacak mekanizmaları kurarken, muhtarlarımızın özlük haklarında fazla iyileştirmeyi biz yaptık. Fakat Bay Kemal ne diyor: ‘Onlara hemen biz birer özel kalem atayacağız.’ Gayet anlamlı bir şey, bahtı açık olsun. Eğer gelirsen bu atamaları da yaparsın” açıklamasında bulundu.

Ulaştırma

Ulaştırmada alanındaki atılımları da aktaran Erdoğan, “Geçtiğimiz 19 yılda toplam 932 milyar lira tutarında yatırım yaparak, ülkemizin altyapısını sayesinde yeniledik, geliştirdik. Karayollarında, 6 bin 101 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafemizi 28 bin 200 kilometreye, bin 710 kilometreden devraldığımız otoyol uzunluğumuzu 3 bin 523 kilometreye yükselttik. Karayolu tünel sayımızı 83’den 438 adete, karayolu tünel uzunluğumuzu 50 kilometreden 595 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311 kilometreden 701 kilometreye çıkardık. Osman Gazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Nissibi Köprüsü, Avrasya Tüneli, Marmaray, Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli, Erkenek, Cankurtaran, Sabuncubeli, Ovit Tünelleri kibir abidesi projelerimiz olarak gönlümüze yerleşmiştir. İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu, Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu, Ankara-Niğde Otoyolunu bu dönemde ağımıza kattık. Çanakkale 1915 Köprüsünün de içinde yer aldığı Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu ile Ankara-İzmir Otoyolunun inşası sürüyor” dedi.

Demiryollarında, toplam bin 213 kilometre uzunluğunda seri tren ağı yapı ettiklerini söyleyen Erdoğan, “Ülkemizin 11 bin 590 kilometre uzunluğundaki mevcut demiryolu ağını, yaklaşık olarak sıfırdan yapı etmişçesine sayesinde yeniledik. İzmir’e İzban’ı, Ankara’ya Başkentray’ı, İstanbul’a Gebze-Halkalı Banliyösünü ve farklı alanlara yönlendirilmiş şehirlerimizde pek çok metro hatlarını ülkemize kazandırdık” diye konuştu.

Havayollarında manâlı adımlar attıklarını kaydeden Erdoğan, “26’dan devraldığımız havalimanı sayımızı 30 ilaveyle 56’ya çıkardık. İstanbul Havalimanının takvim 90 milyon gezgin kapasiteli ilk etabını hizmete sunduk. Yurt dışı uçuş noktamızı 60’dan 329’a, uçulan ülke sayısını 50’den 126’ya yükselttik. Salgın nedeniyle durgunluğa girmiş olsa da, Türkiye geleceğin en büyük hava yolu ulaşım altyapısına sahip ülkesi olarak dünyada ilk sıralarda yer alacaktır” dedi.

Denizcilikte, tersane sayısının 37’den 83’e, yat bağlama kapasitesinin 8 bin 500’den 18 bin 545’e çıktığı bilgisini paylaşan Erdoğan, “Filyos limanının, Rize İyidere Limanının, Haliç, Tekirdağ, Datça Yat Limanlarının yapımları sürüyor” ifadelerini kullandı.

İletişimde, 2002 yılında 3 bin olan geniş bant abone sayısının 85 milyona ve 23 milyon civarında olan mobil telefon abone sayısının 84 milyona yükseldiğini vurgulayan Erdoğan, “Bugün 54 milyona yaklaşan e-devlet kullanıcı sayısıyla, bu alanda dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girdik” açıklamasını yaptı.

Çevre ve şehircilik

Çevre ve şehircilik alanında ancak icraatları paylaşan Erdoğan, 18 yıl önce 145 olan atıksu arıtma tesisi sayısının bin 170’i, yüzde 35 olan atıksu arıtma hizmeti verilen belediye nüfusu oranının da yüzde 89’u bulduğunu kaydetti.

TOKİ kanalıyla üretilen konut sayısının 1 milyon adete ulaştığına uyarı çeken Erdoğan, “Toplam 35 halk müziği bahçesini hizmete aldık, 22 insanlar bahçemizi açılışa hazır ülkü getirdik. Halen 9 insanlar bahçesi bitme aşamasındayken, 48 ırk bahçesinin yapımı ve 33’ünün ihalesi sürüyor” bilgilerini paylaştı.

Tarım

Erdoğan, hükümetleri döneminde tarım alanında yapılan icraatlara ilişkin ise şunları söyledi:
“2002 yılında 37 milyar lirayı bulmayan Tarımsal Gayri Safi Yurtiçi Hasılamız, geçtiğimiz yıl 333 milyar lirayı geride bıraktı. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 20 milyar lirayı geçti. Çiftçilerimize bugüne değin ödediğimiz tarımsal desteklerin toplamı 160 milyar liraya yaklaştı. Yalnızca bu sene yapacağımız tarımsal destekleme ödemeleri tutarı 24 milyar liradır. Türkiye’nin, iklim şartları nedeniyle üretimi sınırlı olan birkaç ürün haricen, tarımda dışa bağımlılığı kuşkusuz söz konusu değildir. Geçtiğimiz 19 yılda tarla ve sebze üretimimiz yüzde 20, meyve üretimimiz yüzde 67, süt ve et üretimimiz iki katına yakın çoğaltma göstermiştir. Orman varlığımızı 20,8 milyon hektardan 23 milyon hektara, 175 olan korunan bölge sayımızı 616’ya, 16 olan tabiat parkı sayımızı 250’ye çıkardık. Barajlarımızın sayısını 276’dan 600 ilaveyle 876’ya, içme suyu tesislerimizin sayısını 84’ten 262 ilaveyle 346’ya, sulandırma tesislerimizin sayısını bin 764’ten bin 457 ilaveyle 3 bin 221’e ulaştırdık.”

Makroekonimi

Makroekonomide, satın alma gücü paritesine göre ulusal gelirde Türkiye’yi dünyada 17’nci sıradan 13’üncü sıraya yükselttiklerini söyleyen Erdoğan, “Dünyayı kasıp kavuran salgına rağmen geçtiğimiz yıl yüzde 1,8 büyümeyle, G-20 ülkeleri aralarında ikinci sırada yer aldık. Göreve geldiğimizde ödenti gelirlerinin yüzde 86’sını bulan faiz ödemelerini, geçtiğimiz yıl yüzde 16’ya gerilettik. Avrupa ülkelerinde yüzde 97’ler, gelişmiş ülkelerde yüzde 130’lar civarında olan borç stokunun milli gelire oranını yüzde 42,6 seviyesinde tutmayı başardık. İhracatımızı 36 milyar dolardan aldık 170 milyar dolar bandına dek çıkardık. Her ay yeni ihracat rekorları kırarak, bu yolda yürümeyi sürdürüyoruz. Son bir kaç gündür piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, Türkiye ekonomisinin temellerini, hakiki dinamiklerini, taşıdığı potansiyeli ve yarınını kesinlikle yansıtmıyor. Türk sanayisi, salgın dönemindeki performansıyla direncini ve gücünü bir defa daha ortaya koymuştur. Millet maliyesi ve finans sektöründeki göstergeler, gelişmiş ve gelişmekte olan böylece çok ülkeye göre daha sağlam bir yapıya sahip olduğumuza işaret ediyor. Bir vakit önce açıkladığımız ekonomideki reform programımızın politikalarını ve takvimini dün akşam itibarıyla bildiri ettik. Acilen artık zaman, daha fazla egzersiz, üretme, gaza basma, hedeflerimize yürüme vaktidir. İktisadi temeli olmayan hareketlere aleyhinde ülkesinin yanında yer alarak, güven ve kararlılık mesajımıza sahip çıktıkları için milletimizin tüm fertlerine keza teşekkür ediyorum” dedi.

Ankara Spor Salonu’nda yapılan AK Parti 7. Klasik Büyük Kongresi’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce salon dışarıya konuştu, gerisinde da partililerin yoğun ilgisi ve sevgisi aşağı eşi Emine Erdoğan ile birlikte salona girdi. Türkiye’nin 81 ilini sayarak partilileri selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması sık sık partililerin sloganları ile kesildi.

Dış politika

Dış politikada, Türkiye’nin elindeki araçların ayrıca güçlendirdiğini hem de çeşitlendirildiğini vurgulayan Erdoğan, “Daha evvel sınırlı varlığımızın olduğu Afrika, Asya ve Latin Amerika gibi bölgelere yönelik açılma politikaları uyguladık. Bu Nedenle 2002 yılında 163 olan dış temsilcilik sayımızı 251’e yükselttik. Dünyanın en yaygın dış görev ağına sahip 5 ülkesi arasında yer alıyoruz. Bayrağımızın dalgalanmadığı hiçbir yer bırakmamak hedefiyle dünyanın dört bir köşesinde mevcudiyetimizi artırmaya devam ediyoruz. Ülkemizin ulusal menfaatlerine saygı bildiren hiçbir ülkeyle çözülemeyecek sorunumuz olmadığına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde dostlarımızın sayısını artırıp husumetleri gidererek bölgemizi bir kolaylık adasına çevirmekte kararlıyız. Esasen, bugüne değin attığımız tüm adımlar da aynı amaca matuftur. Suriye’de, bütün dünya mazlumlara sırtını dönerken, biz sınırlarımızı ve kalbimizi açtık. Rejimin zulmü yanına, DEAŞ’tan PKK-YPG’ye dek o kadar çok terör örgütünün acıya ve kana buladığı bu kadim topraklara barışı ve istikrarı getirmek için bütün imkanlarımızı kullandık” dedi.

Sınırötesi harekatlarla milyonlarca masumun rejim veya terör örgütleri tarafından katledilmesinin önüne geçtiklerini vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ülkenin siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün sağlanması konusunda yürütülen çabalara arkadaşça ve yapıcı takviye verdik. Suriye reel anlamda Suriyelerin yönettiği bir yer haline gelene değin da bu gayretlerimizi sürdürecek, Suriye halkının yanına olmaya devam edeceğiz. Bir diğer kayda değer dış politika açılımımız, Libya’daki yasal hükümetle yaptığımız deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmadır. Bu anlaşmayla, keza Türkiye’nin, keza de Libya halkının Akdeniz’deki doğal kaynaklar üzerinde var olan haklarını garanti altına aldık. Ülkemizi ve Libya’yı Akdeniz’de dışlamak için kurulan tezgahları birer birer bozduk. Libya’nın meşru hükümetine verdiğimiz destekle, bu ülkeyle ilgili emelleri olan fena niyetli çevrelerin heveslerini de kursaklarında bıraktık. Türkiye’nin sağladığı takviye sayesinde bugün Libya bitmiş geleceğine umutla bakabiliyor, demokratik süreçleri yürütebiliyor. Önümüzdeki dönemde de Libyalı kardeşlerimizin yanında yer almayı sürdüreceğiz. Takriben 30 yıl önce, Dağlık Karabağ’ın ve Azerbaycan topraklarının beşte birinin işgaliyle yaşanan katliamlar, Azerbaycanlı kardeşlerimizle birlikte bizim de yüreğimizi dağlamıştı. Minsk üçlüsü adı aşağı bu krizi çözmeyi üstlenenler, 30 yıl her tarafında meseleyi daha da karmaşık ülkü getirmekten diğer hiçbir şey yapmadılar. Azerbaycanlı kardeşlerimiz bu süreçte her zaman, krizin diyalog ve uzlaşma aracılığıyla çözümü yönünde mücadele harcadılar. Buna rağmen Ermenistan tarafı saldırılarına ara ara devam etmiş, diyalog kanallarını tıkayan taraf olmuştur. Geçtiğimiz yılın son aylarında Ermenistan ordusu her tarafta saldırıya geçince, Türkiye olarak tüm imkanlarımızla Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanına yer aldık. Türkiye’nin desteği ve Azerbaycan ordusunun kahramanlığı doğru verilen epik bir mücadeleyle, hamd olsun bu benekli işgal sona erdi. Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini daha da güçlendiren bu sürecin, varılan anlaşmaya uygun olarak neticelenmesi için takipte kalacağız. Amerika Birleşmiş Devletleri’nden Rusya’ya, Avrupa Birliği’nden Arap coğrafyasına kadar tüm ülkelerle ilişkilerimizi, Türkiye’nin menfaatleri ve milletimizin beklentileri doğrultusunda şekillendirmeyi sürdüreceğiz. Afrika, Asya ve Avrupa’nın kalbinde yer alan bir ülke olarak, bizim ne doğuya, ne de batıya sırtımızı dönme lüksümüz yoktur. Birbiriyle rekabet, hatta gerilim halinde olan ülkelerle benzer anda dengelenmiş, istikrarlı ve uzun vadeli iş birlikleri geliştirmenin kolay olmadığını kuşkusuz biliyoruz. Fakat Türkiye, keza coğrafi konumu, ayrıca hesaplı çıkarları, keza de kuşatıcı dış politika vizyonuyla, bunu başaracak güce ve dirayete sahiptir.”

Sanayi ve teknoloji

Sanayi ve teknoloji alanında ama icraatları paylaşan Erdoğan, “2002 yılında ülkemizde 192 Organize Sanayi Bölgesi varken, biz bunu 133 ilaveyle 325’e yükselttik. Hem, 22 Endüstri Bölgesi, 79 Teknopark, bin 242 Ar-Ge Merkezi, 364 Tasarım Merkezi kurduk. Türkiye Uzay Ajansını faaliyete devretmek ve Milli Uzay Programımızı kamuoyuyla paylaşmak suretiyle, bu alanda da iddiamızı ortaya koyduk. Yerli otomobilimizin fabrikasının inşası sürüyor, inşallah 2022’nin sonunda milletimizin hizmetine sunulacak” diye konuştu.

Savunma sanayi

Savunma sanayinde, 2002 yılında sadece 62 savunma projesinin yürütüldüğünü, bugün bu sayının 750’yi geçtiğinin altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:

“Savunma sanayi projelerimizin bütçesi de, 5,5 milyar dolardan, ihale sürecindekilerle birlikte 75 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. Aynı şekilde savunma ve havacılık ihracatımız da 248 milyon dolardan 3 milyar doların üstüne çıktı.”

Enerji

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, enerjide ise toplam kurulu gücü 31 bin 846 megavattan 96 bin 271 megavata yükselttiklerini, TANAP ve TürkAkım gibi Türkiye’yi bölgesel enerji merkezi haline getirecek projeleri tamamladıklarını kaydetti.

Karadeniz’deki Sakarya Havzasında Tuna-1 kuyusunda 205 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfettiklerini andıran Erdoğan, “Bu rezervi milletimizin hizmetine sunmak için çalışmalarımız sürüyor. Türkiye’yi nükleer güçle elektrik üreten sayılı ülkelerden biri yapacak Akkuyu Nükleer Santralimizin inşası Rusya ile birlikte devam ediyor, inşallah birincil reaktörde 2023’te üretim başlıyor” açıklamasını yaptı.

Kültür

Erdoğan, kültürde dünya mirası listesinde olan varlık ve alanların sayısını 9’dan 18’e, kültür merkezlerinin sayısını 42’den 118’e, yurt dışından getirilen eser sayısını 2 bin 525’den 4 bin 854 çıkardıklarına uyarı çekerek, şunları söyledi:

“Dizi ve filmlerimiz, dünyadaki en manâlı kültür elçilerimiz haline geldi. Bugün 152 öbür ülkede 600 milyon kişi Türk dizilerini ve filmlerini izliyor. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz kanalıyla restore ettiğimiz ecdat yadigârı eserlerin toplamı 5 bin 450’yi ulaştı. TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Yurt dışı Türkler ve Akraba Toplulukları gibi kurumlarımız vasıtasıyla tüm dünyaya açıldık. Ülkemize gelen turist sayısı 2002 yılında 13 milyon iken bu rakamı 52 milyona, turizm gelirimizi de 35 milyar dolara dek çıkardık. Salgın sebebiyle geçtiğimiz yılı 16 milyon turist ve 12,4 milyar dolar turizm geliriyle kapatmış olsak da, inşallah önümüzdeki dönemde 75 milyon turist hedefimize doğru ilerlemeyi sürdüreceğiz.”

“Türkiye’yi önce 2023 hedeflerine, arkasından da 2053 vizyonuna inşallah bu ittifakla kavuşturacağız”

Kongreye katılan illerden gelen partilileri selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün maliki Allah’a mahsustur. Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden destek dileriz. Bizi içten yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların ve sapmışların yoluna yok. Duamızı kabul buyur, elimizi boş çevirme Allah’ım” biçiminde dua ederek konuşmasına başladı.

“Biz, bugüne değin hangi mücadeleyi yürütmüşsek, hangi başarıları kazanmışsak, hepsini de işte bu iman, işte bu inanç, işte bu azim doğru gerçekleştirdik. Bundan daha sonra da aynı hissiyatla, Sırat-ı Müstakim üzere yürümeye, ter dökmeye, gerektiğinde canımızı ortaya koymaya devam edeceğiz. Eksikten ve yanlıştan münezzeh olan sadece Rabbimizdir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:

“Biz fanilerin kuşkusuz hatası ve eksiği olmuştur, olacaktır. Kayda Değer olan istikameti dürüst, kalbi ferah, yüreği sağlam, azmi enerjik tutmaktır. Gerisi Allah’ın yazgısı ve milletimizin takdiridir. İşte bu anlayışla, ‘gaye hayr, akıbet hayr’ diyerek, sizlerle birlikte bir kere daha yaptıklarımızın ve yapacaklarımızın muhasebesini milletimize arz etmek istiyoruz.”

Milliyetçi Hareket Partisine ve Genel Başkan Devlet Bahçeli’ye, Cumhur İttifakı çatısı aşağıda, büyük ve enerjik Türkiye yolunda kendileriyle birlikte yürüdükleri için şükranlarını ileten Erdoğan, “Milletimizin 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğu Cumhur İttifakını, Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte seçimlerde ve Meclis’te devam ettirerek, mücadelemizin saflarını tahkim ettik ve genişlettik. Hangi partiden olursa olsun, Cumhur İttifakına takviye olan her bir kardeşime ayrı olarak teşekkür ediyorum. Türkiye’yi önce 2023 hedeflerine, ardından da 2053 vizyonuna inşallah Cumhur İttifakı ile kavuşturacağız” diye konuştu.

“Yine benzer oyunun peşindeler”

AK Parti Büyük Kongrelerinin, kadroları yeniledikleri, bugüne kadar gerçekleştirilen hizmetlerin muhasebesinin yapıldığı, vizyonun güncellendiği demokrasi şölenleri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her büyük kongrede vizyonlarını daha ileriye taşıdıklarını, hedeflerini daha büyüttüklerini, eser ve hizmet siyasetini daha güçlendirdiklerinin altını çizdi. Erdoğan, “Biz; siyasetin, sadece geçmişle yok, aynı zamanda bugünle, güncelle de sınırlı kalmaması; yarını, geleceği, umudu kucaklaması gerektiğine inanan bir mefkûreye sahibiz. Yarın diye ifade ettiğimiz büyük ufuk, bizim maziden atiye kurulan köprü dediğimiz, geçmişi ve bugünü de taşıyan kuşatıcılığa sahiptir.

Bunun için bizim inancımızda umutsuzluk, yani yarından ümidini kesmek, küfre eşdeğer görülmüştür. Geçmişimizi hakkıyla bilmeden, bugünün hakkını vermeden, geleceği inşa edemeyiz. Türkiye’nin bugün bulunduğu yer, şanlı tarihinin onurlu mirasıyla, geleceği için belirlediği hedefleri arasındaki ince çizginin bütün ortasıdır. Geleceğe ilişkin tasavvurlarımızı anlatırken, söze daima geçmişten başlamamızın sebebi de işte budur. Büyük rüyalar görmek, bu rüyaların arkasından gitmek bize medeniyetimizin emridir. Siyasetin en ilk olarak gelen vazifesinin de, milletle birlikte bu rüyaları görmek, umutları canlı yakalamak, hedefler düzenlemek suretiyle inşa ve ihya faaliyetinde bulunmak olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Türk milletinin, yaşadığı onca badireye karşın defalarca ayakta kalmayı ve her tarafta şahlanışa geçmeyi başardığını kaydeden Erdoğan, “Asırlarca 3 kıta, 7 iklimi yöneticilik etmiş devletini, 7 düvelin leş kargaları gibi başına üşüşmesiyle kaybeden milletimizin, İstiklal Marşımızda ruh ve karoser bulan zaferinin hikmetini arayanlar, önce buraya bakmalıdır.

Tek parti faşizminden darbe ve vesayet cenderesine, bunların yol açtığı siyasi, sosyal, idareli krizlerden, yöresel ve küresel tehditlere değin nice engebeli mücadeleyi, tekrar aynı anlayışla yürüttük. Geçtiğimiz 19 yılda, Türkiye’yi demokraside ve kalkınmada dünyanın en ileri ülkeleri seviyesine getirmek için attığımız her adımda, gücümüzü ve cesaretimizi, milletimizin binlerce yıllık bu birikiminden aldık. Bugün, insanlığın yakın tarihin en önemli sağlık durumu kriziyle boğuştuğu, küresel siyasi ve hesaplı sistemin köklerinden sarsıldığı, yeni arayışların filiz vermeye başladığı bir dönemden geçiyoruz.

Ülkemizi ve milletimizi, aralıksız kendi iç sıkıntılarıyla meşgul ederek, son iki asırdır bu cins köklü değişimlerin dışında tutanlar, yeniden benzer oyunun peşindeler. Lakin bu kere başaramayacaklar. Çünkü bu kez bambaşka bir Türkiye var. Bu kez, sadece elindekilere sahip çıkmakla yetinmeyen, yeni küresel siyasi ve hesaplı düzende yargı ettiği yeri alma kararlığını 2023 hedefleriyle, 2053 vizyonuyla, 2071 idealiyle gösteren bir Türkiye var. Bu kere, üstünde asırlardır sahnelenen senaryoları yırtıp atan, bilhassa da son 8 yıldır önüne kurulan tuzakları birer birer yıkıp geçen, hedeflerinden asla kopmayan bir Türkiye var” açıklamasında bulunarak tek halk, tek bayrak, tek vatan, tek devlet vurgusu yaptı.

“İnsanlığı küresel idare anlayışıyla buluşturacak medeniyet nöbetini devralmaya hazırlanıyoruz”

Ellerinden gelse, yağmurlu havada Türkiye’ye bir kadeh su vermeyecek olanların her gün Türkiye’nin karşısına yeni dayatmalarla çıkmalarının, kendilerini yollarından döndüremediğini ve döndüremeyeceğini ifade eden Erdoğan, “Türkiye’yi, kendi halkı ve Yunus’un ‘Bir ben vardır bende, benden içeru’ deyişinde olduğu gibi temsil ettiği tüm değerler namına, yeni küresel siyasi ve hesaplı düzenin asli unsurlarından biri yapmakta kararlıyız.

İnsanlığı; hakkın, hakkaniyetin, adaletin, merhametin, sevginin, huzurun teminatı olacak bir küresel idare anlayışıyla buluşturacak uygarlık nöbetini devralmaya hazırlanıyoruz. ‘İman varsa imkân vardır’ inancıyla, 21’inci yüzyılın kapılarını, ayrıca milletimiz, hem tüm insanlık için açtırmak için yola çıkıyoruz. Uzunca bir süredir peşine düşüp takip ettiğimiz rotamızın adı olan 2023 hedeflerimizi yeni bir başlangıç haline dönüştürerek, 21’inci yüzyılı ve ötesini kuşatacak büyük ve kuvvetli Türkiye’yi yapı ediyoruz.

Dünyanın, karışık bir endişe bataklığında çırpındığı şu dönemde, biz insanlık için sayısız imkânlar bahşeden bir akıl denizinde yol alıyoruz. İnsanlığın ihtiyacı olduğu tüm fikirlerin ve değerlerin, bizim fikir hazinemizde var olduğuna inanıyoruz. Teknolojinin insansız bir dünyaya içten evrilmeye çalışıldığı tarihi yol ayrımında, biz insanın fıtri güzellikleri üzerinden yeni bir dünya düzeni kurulmasına öncülük etmenin sorumluluğuna talibiz. İnşallah bunu başaracağız” dedi.

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yeni Tüzük, üstat Cemil Meriç’in söylediği gibi, ‘muhteşem bir maziyi daha mükemmel bir istikbale bağlayan bir köprü’ kurmalıdır. Velhasıl yeni Tüzük, darbecilerin, vesayetin, şu veya bu dengenin yok, aracısız milletin Anayasası olmalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 7. Alışılmış Büyük Kongresi’nde 2023 vizyonunu başlıklar aşağıda açıkladı. Salgın dolayısıyla özetle gündemlerinde yer alan başlıkları açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı başlıkları da açarak detaylandırdı. Yeni Tüzük teklifinin detaylarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ailenin ve aile birliğinin ön planda olacağı adımlar atılarak ‘aile’ olgusunun sağlama alınacağını anlattı. Erdoğan ayrıca salgın ardından da atılımların artacağını ve kararlılıkla devam edeceğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem “dünya 5’ten büyüktür” vurgusu yaparak, Türkiye’nin, mazlumların yanına olduğunu söyledi. Erdoğan, Covid-19 salgını sürecinde birçok ülkeye yapılan yardımların, salgından sonradan da devam edeceğini vurguladı.

“Bizim gündemimizde ülkemizin ve milletimizin bugününe ve geleceğine dair her mesele var”

“Gördüğünüz gibi, her başlığı birkaç cümleye sığdırmamıza rağmen, 19 yılda ülkemize kazandırdığımız hizmetleri saymakla bitiremedik” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sözlerine şu şekilde devam etti:
“Gündemimizde, gerek 2023 hedeflerimiz içinde bulunan, gerekse artan ve değişen ülke ve dünya şartlarına göre aralıksız ürettiğimiz yeni programlarımız, projelerimiz, hazırlıklarımız var. Gündemimizde, yeni ve sivil Tüzük çalışmalarının çerçevesini oluşturacak ilkeler var. Gündemimizde, hukuk ve ekonomi reformlarımızın başvuru programları var. Gündemimizde, aile-eğitim-kültür merkezli yeni milli uyanış ve yükseliş ahdimiz var. Gündemimizde, dış politikada, ülkemizin adalet ve menfaatlerinden taviz vermeden, diyalog ve rahatlık odaklı siyasi duruşumuzun temel parametreleri var. Gündemimizde, salgın sonrası her tarafta şekillenecek dünyaya ve ülkemizin orada alacağı konuma dair değerlendirmelerimiz var. Gündemimizde, ülkemizin önüne kurulan tuzakları birer birer aşarken, demokrasiden güvenliğe, ekonomiden kalkınmaya değin bizi hedeflerimize ulaştıracak yol haritalarımız var. Gündemimizde, teröriste ‘terörist’ diyemeyenlerin riyakârlıkları var. Gündemimizde, kadınlarımızın haklarını korumayı vicdanlarda yok, kâğıtlarda arayanlara söyleyeceklerimiz var. Gündemimizde kadınlarımızı dağa göndermek suretiyle daha sonra da sahip çıktıklarını söyleyen namertler var. Gündemimize, ülkemize aleyhinde sergilenen çifte standartları hak ve serbest dayatması diye göstermeye çalışanların zavallılıkları var. Gündemimizde, biz bütün taahhütlerimizi yerine getirdiğimiz ya da getirme sözü verdiğimiz halde, Türkiye’ye ısrarla sırtını dönenlerin sinsilikleri var. Gündemimizde, sırf ülkemizi amaç aldıkları için PKK’dan FETÖ’ye ve hatta DEAŞ’a değin terör örgütleriyle meslek tutanların acizlikleri var. Gündemimizde, son dönemde aralıksız bir şekilde uğradığımız saldırılar ve bunların üstüne gelen salgın yükü nedeniyle sıkıntıya düşenlere verdiğimiz ve vereceğimiz destekler var. Velhasıl bizim gündemimizde ülkemizin ve milletimizin bugününe ve geleceğine dair her mesele var.”

“Bu Tüzük, tarihi periyodu içinde de artık geçerliliğini kaybetmiştir”

Salgın koşulları nedeniyle konuşmasını kısıtlı tutacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için bugün, yalnızca birkaç başlık üstünde özetle duracak, öteki hususları, milletimizle bir araya geleceğimiz öteki vesilelere bırakacağız. İlk olarak yeni ve sivil Anayasa teklifimizle ilgili yaklaşımımızı özetle sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye’nin hemen hemen iki asrı bulan Tüzük arayışında, milletimizin içine sinen ve dört elle sarılacağı, sahipleneceği bir metne kavuşamadık. Tüzük çalışmalarımızın tamamı, mucizevi dönemlerde, doğaüstü şartların dayatmasıyla ve mucizevi yöntemlerle yapılmıştır. Milletin tüm kalbiyle içinde olmadığı bu süreçlerde ortaya meydana çıkan Tüzük metinleri de, daha birincil günden itibaren daima tartışılmalı olmuş, defalarca değişiklik talepleriyle aleyhinde karşıya kalmıştır. Mevcut Anayasamız, 1960 darbesiyle birincil şekli verilen, 1980 darbesinin arkasından da bitmiş yoğrularak milletimizin önüne konan bir metindir. Darbenin üzerinden silindir gibi geçtiği, terörden bezmiş, ekonomik sıkıntıların aşağı ezilmiş bir halka silahların gölgesinde onaylatılan bu Anayasa, lafzı ve ruhuyla arkasındaki vesayetçi güçlerin eseridir. İki yüzyıllık Anayasa geçmişimize baktığımızda öyle ya da böyle her çeyrek asırda yeni bir Tüzük’yla karşılaşıyoruz. 1982 yılında kabul edilen mevcut anayasamızın üzerinden 29 yıl geçti. Yani bu Anayasa, tarihi periyodu içinde de bundan böyle geçerliliğini kaybetmiştir. Diğer Taraftan bu vakit zarfında, Anayasanın neredeyse değişmez maddesi kalmadığı halde, gerçi ortaya ülkedeki herkesi kucaklayacak bir metin çıkmadı. Esasen, dünyaya baktığımızda da Anayasaların daha sık değişiğini görüyoruz. Anayasaları uzun yıllar her tarafında değişmez ülkeler ise, bu istikrarı, nispeten görünmeyen ve sade metinlere sahip olmalarına borçludur” ifadelerini kullandı.

“Yeni Anayasa, darbecilerin, vesayetin, şu veya bu dengenin yok, doğrudan milletin Anayasası olmalıdır”

Türkiye’nin yeni ve sivil bir Anayasa’yı tartışmasının, ayrıca kendi tarihinin, ayrıca de gelişen ve değişen dünya şartlarının mecburi bir gereği olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:
“Nitekim, yeni ve sivil Anayasa teklifimiz, fikri temeli olmadığı için dikkate almayı gerektirmeyen kimi sığ itirazlar haricen, her kesimde olumlu akustik bulmuştur. Peki, biz nasıl bir yeni Tüzük istiyoruz? Bizim baktığımız yerden, bu sorunun tek bir cevabı vardır: ‘Milletimiz nasıl bir Anayasayla yönetilmek istiyorsa, biz de işte böylece bir Anayasa istiyoruz.’ Dolayasıyla; bu yeni Anayasanın ruhunda halk müziği, yani insan olmalıdır. Bu yeni Anayasanın merkezinde insanın huzuru, refahı, mutluluğu yer almalıdır. Bu yeni Anayasanın özü, tüm değerleriyle, farklılıklarıyla, zenginlikleriyle, hayalleriyle 84 milyon vatandaşımızın tamamını içermelidir. Bu yeni Anayasanın temelinde, ülkemizin gücü, güvenliği, istikrarı, kazanımları ve şüphesiz hedefleri bulunmalıdır. Bu yeni Anayasa, ‘İnsanı yaşat ama devlet yaşasın’ diye ifade ettiğimiz kadim devlet anlayışımızla yapı edilmelidir. Bu yeni Anayasa, ilhamını görkemli geçmişimizden alan, yönü Türkiye’nin geleceğine dönük, toplumun birlikte yaşama ve geleceğini birlikte kurma iradesinin ürünü yüzyıllık bir anlaşma, bir vizyon belgesi olmalıdır. Bu yeni Tüzük, üstat Cemil Meriç’in söylediği gibi, ‘müthiş bir maziyi daha müthiş bir istikbale bağlayan bir köprü’ kurmalıdır. Velhasıl yeni Tüzük, darbecilerin, vesayetin, şu ya da bu dengenin değil, aracısız milletin Anayasası olmalıdır. Muhakkak gerçekleşmesi imkansız veya bürokratik değil, halk mahreçli yeni bir Anayasa planlamak kolay değildir. Daha önce bu çerçevede değişik girişimlerimiz oldu. Maalesef, siyasi iklim yeteri değin yerinde olmadığı için, bu çalışmalarımız her zaman yarım kaldı. Buna karşın 2011’deki Tüzük tecrübesinin ülkemize önemli kazanımlar sağladığını düşünüyoruz. Türkiye’nin bugün, yeni bir Tüzük için, hiç olmadığı kadar hazırlanmış olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde, AK Parti Genel Merkezinde, akademi dünyasında, farklı alanlara yönlendirilmiş sivil toplum kuruluşları nezdinde yürüyen, hepsini de yakından takip ettiğimiz çalışmalar var. Benzer şekilde diğer partilerin ve ilgili kuruluşların da aynı hazırlıkları olduğunu biliyoruz. Bunlar, önce ilkeler, daha sonra somut metinler düzeyinde belirtilen bir olgunluğa geldiğinde bir araya getirilecek ve milletimizin gözü önünde tartışmaya açılacaktır. Bir diğer ifadeyle, yeni Tüzük, açık ve transparan bir sürecin ürünü olarak hazırlanacaktır. Yeni Tüzük çalışmalarında bu safhaya önümüzdeki yılın ilk diliminde ulaşmayı hedefliyoruz. Mümkün olan en geniş mutabakatla ortaya çıkacak yeni Tüzük metni de, mutlaka milletin onayına sunulacaktır. Buradan, siyasi partiler ilk önce olmak üzere, yeni Anayasa konusunda yükümlülük üstlenecek herkese çağrıda bulunuyorum. Gelin; ideolojik, zümrevi ve bireysel bütün bagajlarımızı, duvarlarımızı, şerhlerimizi bir kenara bırakarak, Türkiye’yi en düşük bir yüzyıl baştan başa taşıyacak lafza ve ruha sahip yeni bir Anayasaya kavuşturalım. Biz buna varız ve hazırız. Yeni Tüzük sürecinin ülkemize ve milletimize şimdiden şanslı olmasını temenni ediyorum.”

“Milletimizin, asırlardır maruz kaldığı onca saldırıya karşın ayakta kalışının en manâlı sırrı ise aile yapımızın mukavemetidir”

Üzerinde önemle durmak istediği ikinci hususun da önümüzdeki dönemde politikalarının lokomotifi olacak aile, eğitim ve kültür başlığı olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “İnsanı insan yapan, fıtrat itibariyle her ikisi de daima gelişmeye açık olan kalbi ve aklıdır. Kalbimizi aile, aklımızı eğitim, her ikisi birlikte kültürümüzü şekillendirir. Umran dediğimiz tarihi gerçeklik, medeniyet dediğimiz büyük tasavvur ise işte bu iklimden beslenerek ortaya çıkar ve gelişir. Aile değerleri zayıflamış veya ortadan kalkmış toplumların yalnızca medeniyetin fiziki unsurlarıyla varlığını idame ettirmesi muhtemel değildir. Nitekim bugün Batı toplumu, sahip olduğu bedensel imkanların ve bununla ayakta tuttuğu eğitim ve kültür gücünün büyüklüğüne karşın, aile müessesesinde yaşanan çökme sebebiyle, ciddi bir gelecek korkusu, hatta krizi içindedir. Milletimizin, asırlardır maruz kaldığı onca saldırıya rağmen ayakta kalışının en kayda değer sırrı ise aile yapımızın mukavemetidir. Koşullar ne olursa olsun, birlik, beraberlik, dayanışma içinde olan aile fertleri, sosyal ve idareli her türlü sıkıntının üstesinden gelmeyi başarmıştır. Şehirleşmenin artması, egzersiz biçimlerinin değişmesi, eğitim seviyesinin yükselmesi, hayat şartlarının karmaşıklaşması gibi sebeplerle, geniş aileden çekirdek aileye içten bir geçiş yaşadık.
Buna rağmen, aile müessesimizi korumayı başardık. Televizyon ve internetin yaygınlaşmasıyla, insanımızı çekirdek aileden bireye içten yönlendiren bir kültür iklimi etrafımızı kuşatmaya başladı. Gözü ve gönlü kapalı bir taklitçiliğin kadim medeniyet birikimimizin yerini alarak, kendi değerlerimiz içinde yenilikçiliğin önünü kesmesi tehlikesini en somut olarak ailede görüyoruz.
Pek oysa, evlilik yaşları zaten 30’lara dayanan gençlerimiz arasında hiç evlenmeyenlerin sayısı da artıyor. Bir ya da en fazla iki çocuklu aile yapısı artan bir şekilde yaygınlaşıyor. Ebeveynlerin her ikisinin de çalıştığı ailelerde, ola ki yakında ikamet eden bir aile büyüğü yoksa çocuklar evdeki ya da kreşteki bakıcılar tarafından yetiştiriliyor. Sadece ve yalnızca aile içinde kazanılabilecek değerlerin, ücreti mukabili alınan hizmetler yoluyla ikame edilemeyeceği açıktır. Okullarda ise, hem eğitim, hem öğretim kısmında ciddi eksikler, ciddi boşluklar olduğunu görüyoruz. Aklı ve kalbi rehber almak yerine, sadece lezzetli ve akıl üzerine kurulu bilginin çocuklarımıza aktarıldığı bir eğitim sistemi bizi, haktan, hakkaniyetten, irfandan, hikmetten uzaklaştırıyor. Daha açık bir ifadeyle; yeni nesiller, binlerce yıllık varlığımızın teminatı olan aile ortamından, aileden tevarüs edilen değerlerden ve nihayet mektepte biçimlenen şahsiyetten yoksun bir şekilde yetişiyor. Bu tablo bize, yatırımlarımızı kalbe ve akla, yani aileye, eğitim ve kültüre yapmamız gerektiğine sinyâl ediyor. Uygarlık nöbetini devralacaksak, işe önce buradan başlamamız gerekiyor. Elbette dünyadaki teknolojik, siyasi, sosyal, kültürel gelişmelere sırtımızı dönecek dek hakikatlerden kopuk değiliz, asla da olamayız. Bizim söylediğimiz; insanı nesne değil, kalbi ve aklıyla özne olarak ele alan kadim uygarlık değerlerimizi, ilhamını geçmişimizden alan yenilikçi bir anlayışla yükseltmemiz, yüceltmemiz gerektiğidir. Taklit eden değil üreten, özenen değil özenilen, hevayı yok fıtratı önceleyen, vakte teslim olan değil yönünü geleceğe dönen, maziden atiye köprüler kuran nesiller geliştirmek için önce aileyi sağlama alacağız” biçiminde konuştu.

“Temennimiz, salgın döneminde yaşananların küresel zafiyetlerin giderilmesi konusunda bir milat haline gelmesidir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin salgın sürecinde sürdürdüğü mücadelesinin, salgın sonrasında da daha geniş bir ufukla devam edeceğini vurgulayarak, “Biz kendimizle birlikte bütün dostlarımız ve insanlık için afiyet, rahatlık, yargı ve huzur batmış bir dünya istiyoruz. Kendi sırça köşkleri içinde yapay bir emniyet ve rahatlık düzeni kurmuş olan küresel sistemin seçkinlerinin, bu anlayıştan fazla uzak olduğunu biliyoruz. İşte bunun için uzunca bir süredir dile getirdiğimiz ‘dünya 5’ten büyüktür’ tespit ve talebimizi, her fırsatta tekrarlıyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ilk kez almak üzere, küresel idare mekanizmalarındaki dengesizlikler ve adaletsizlikler, beraberinde ataleti ve güvensizliği de getiriyor. Biz, bu mekanizmaların tamamını kapsayan bir reformun süratle hazırlanarak, yürürlüğe konulmasını öneri ediyoruz. Yeni küresel emniyet sistemi 5 kalıcı üyenin menfaati yerine; kıtaları, bölgeleri, inançları ve iki taraflı çıkarları temsil edecek şekilde yapı edilmelidir. Somurtkan takdirde sistemin sorunlara çözüm üretmesi ve geniş bir meşruiyet zeminine oturması olası değildir. Salgın sürecindeki gelişmeler, bu tespitin doğruluğunu ve ülkemizin haklılığını bir kere daha onay etmiştir. Türkiye olarak Hazreti Mevlana’nın, ‘ümitsizliğin ardında nice ümitlerin, karanlığın ardında nice güneşlerin’ olduğu mesajıyla, elimizdeki imkânları tüm dünyayla paylaşarak, sözümüzü maddesel duruşa dönüştürdük. Temennimiz, salgın döneminde yaşananların küresel zafiyetlerin giderilmesi konusunda bir milat haline gelmesidir. Kuvvetli devletlerin, parası çok olanlar yok, vatandaşına ihtiyaç duyduğunda en iyi hizmeti verenler olduğu gerçeği, salgın döneminde dobra dobra ortaya çıkmıştır. Türkiye, hükümetlerimiz döneminde kurduğumuz sağlam altyapı ve kapasite doğruca, sağlıktan gıdaya her konuda sergilediği liderlikle, hakiki anlamda kuvvetli bir devlet olduğunu göstermiştir. Küresel sistemin, salgın döneminde elde edilen tecrübeler ışığında, insanlığın tamamının güvenini kazanacak yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Salgın sonrası dünyayı cümbür cemaat için daha yaşanılabilir bir yer haline getirmek için buna mecburuz. Siyasi, hesaplı ve askeri alanda işaretleri görülmeye başlanan yeni ve yok edici rekabetler, salgının yol açtığı tahribatı daha ağır felaketlere dönüştürmekten başka işe yaramayacaktır. Güven ve istikrarı kendisi yanında tüm dünya için de isteyen bir ülke olarak, salgın sonrasına var gücümüzle hazırlanıyoruz” dedi.

Derya Yetim – İlker Turak – Utku Şimşek – Hülya Keklik – Mevlüt Hasgül – Yunus Emre Kartal

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan evlerinde altın ve döviz bulunduran vatandaşlara çağrı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan evlerinde altın ve döviz bulunduran vatandaşlara çağrı

Bakan Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile görüştü

Bakan Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile görüştü