in

Cumhurbaşkanı Erdoğan itirafçı tehlikesine uyarı çekti

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Suriye'de dönüm noktasındayız'
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Suriye'de dönüm noktasındayız'

Yargıda Birlik Derneği üyelerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, FETÖ ile ilgili itirafçı olanların içten konuşmadıklarını belirterek tehlikeye dikkat çekti. Erdoğan “Çünkü bunların bir kısmı ile benim başbaşa görüşmelerim olmuştur Başbakanlığım vaktinde. Acilen itirafçı olarak söyledikleri ile Başbakan olduğum zaman bana söylediklerine baktığım vakit en ince ayrıntısına kadar tutarsız ifadeler” dedi.
Erdoğan, 17-25 Aralık darbe girişiminin, yargıyı ele geçirmeye çalışan örgütün kendini red edilemez bir şekilde açığa çıkarmasının adı olduğunu belirtti. “Yasama, yürütme, yargı erkleri arasındaki ilişkilerin demokratik bir anlayışla her yerde belirlenmesi Türkiye için kayıp değil, büyük bir kazançtır” açıklamasında yer alan Erdoğan, devlet içinde bir patinaj olduğuna da dikkat çekti. Erdoğan “Bu patinajın ortadan kaldırılması gerekiyor. Çiftbaşlılık işte bunu getiriyordu. Muhalefet partilerimizden MHP’nin bu gerçeği görmesi baştan sona anayasada yeni sisteme yerinde değişikliklerin yapılabilme yolu açılmıştır” diye konuştu.

“17-25 Aralık’ta takke düştü kel gözüktü”
17-25 Aralık’ta yargı ve güvenlik içerisindeki militanlar vasıtasıyla meşru hükümetin devrilerek yönetime el konmaya çalışılmasının adının anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs ve darbe olduğunun altını çizen Erdoğan “17-25 Aralık operasyonunu birileri ısrarla kişisel meselem olarak göstermeye çalıştı. Hala da çalışıyor. Halbuki 17-25 Aralık operasyonu yargıyı ele geçirmeye çalışan bu örgütün kendini inkar edilemez bir şekilde açığa çıkarmasının adıdır. Eskiler ‘takke düşü kel göründü‘ diyorlar ya, 17-25 Aralık’ta tam da böyle olmuştur. Hak ve emniyet içerisindeki militanlar vasıtasıyla meşru hükümeti devirerek yönetime el koymaya çalışmanın adı anayasal düzeni yıkmaya teşebbüstür, yani darbedir. 17-25 Aralık’ta bir darbe girişimidir. Hükümet ve siyasi kadrolar olarak gösterdiğimiz o sağlam duruş, daha da önemlisi milletimizin verdiği zinde takviye sayesinde bu darbe teşebbüsünü nafile çıkarttık. Örgüt 17-25 Aralık’ta emniyet ve yargı içindeki mensupları aracılığı ile başaramadığını 15 Temmuz’da TSK içindeki yandaşları vasıtasıyla gerçekleştirmeye çalışmıştır. Hamdolsun o gece de milletimizin gösterdiği dirayet, mertlik, kararlılık ve fedakarlık sayesinde neticeye ulaşamadılar. sonra elde edilen bilgiler Yolculuk olayları ve 6-8 Ekim olayları gibi ülkemizi sıkıntıya sokan öyle çok önemli kargaşanın büyümesinde, rayından çıkmasında aynı örgütün parmağı olduğunu göstermiştir. Hala bu Pennsylvania’daki zat utanmadan, sıkılmadan ‘tüm bunlar bir senaryodur’ diyor. Biz neyin senaryo olduğunu görüyoruz evvel Allah gelecek yakındır ve gelecek bunu çok daha açık ve net ortaya koyacaktır. Çünkü ben ilahi adaletin tecellisinden zerre değin kesin olmama etmiyorum. Bu yargı tecelli edecek” dedi.

“İtirafçı namı ile ortaya çıkıyorlar. Fakat bunlar dürüst konuşmuyor”
FETÖ ile ilgili itirafçı olan bazı hak üyelerinin doğruyu söylemediklerini gösteren ve tehlikeye uyarı çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yargıda Birlik Derneği işte böylesine önemli bir örgütün Yargı Teşkilatımız içinde yol açtığı tahribatın önüne geçilmesi konusunda tarihi bir misyon üstlenmiştir. Size Batı’da çok öbür yerlerde Yargıda Birlik Derneği olarak birileri ön açmayabilir, belki görüşmeyebilir, pasvermeyebilir. Hiç umursamayın. Kusura bakmayın, ağır olacak fakat, atalarımızın bu ifadesini kullanmam lazım, ‘it ürür kervan yürür’ biz yolumuza böyle gideriz. İstedikleri değin ön kesmeye çalışsınlar, 17-25 Aralık darbe girişiminin hemencecik peşinde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu tamamen ele geçirerek yargıyı kontrolü altına almak isteyen örgüte karşı pluralist ve geniş tabanlı bir hareketin temsilcisi olarak Yargıda Birlik derneği Kurulmuştur. İyi ki de kurdunuz, çok isabetli oldu. Aksi taktirde meydan bunlara kalırdı. Er meydanının sahibi sizler elde etmek durumundasınız. Eğer meydanı anlamsız bırakırsanız birileri gelir o meydanı doldurur. Anayasaya, kanuna, hukuka uygun bir şekilde vicdani kanaatleri ile hak görevini yerine getirmek isteyen dominant ve savcılarımız iradesini ve yetkisini FETÖ’nün emrine veren mankurtlara aleyhinde tarihimizde ender rastlanan bir birliktelikle hareket etmişlerdir. Bahtı Açık olsun. Bu sayede önce HSYK örgütten kurtarılmış, arkasından teşkilatın FETÖ militanlarından temizlenmesi süreci başlatılmıştır. Ülkemize karşın atak ne kadar alçakça ve ahlaksızca olursa olsun bizim buna karşı verdiğimiz çaba tekrar tekrar hukuk devleti sınırları içinde yürütülmüştür, o kadar de devam edecektir. Huysuz taktirde onlardan farkımız kalmaz. Şuanda içerde olanlardan mükemmel tanıdıklarım var. İtirafçı namı ile ortaya çıkıyorlar. Ama bunlar içten konuşmuyor. İtirafçı diyerek ortaya çıkarken bunlar gayet iyi aldatmacayı oynuyorlar. En tehlikeli olan da bu. Çünkü bunların bir kısmı ile benim zamanında başbaşa görüşmelerim olmuştur Başbakanlığım vaktinde. Acilen itirafçı olarak söyledikleri ile Başbakan olduğum zaman bana söylediklerine baktığım zaman ayrıntılarıyla tutarsız ifadeler. Bu oyuna katiyen gelmemek gerekiyor. 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde vatandaşlarımızın direnişi ve bizim ortaya koyduğumuz liderlik yanında yargımızın sağlam duruşu da fazla yaşamsal öneme sahiptir. Bana kadar o 15 Temmuz’daki sağlam duruşunuzun bundan sonra da devamı şarttır. Bizim hiç kimseden çekinmemize yok, çünkü yargı terazisi sizin elinizdedir. Adalet terazisini elinde tutanlar yeryüzündeki gücü elinde tutanlardır, bunu bilmenizi istiyorum. Çünkü tüm halkımızın, milletimizin beklentisi de bu teraziden çıkacak olan neticedir. Darbe girişiminin anlaşılmasının peşinde seri şekilde harekete geçen ve kendi mekanizmalarını işleten kurum yargımızdır. Bunun için darbenin birincil saatlerinden itibaren hainlerin gözaltına alınması, sorgulanması, tutuklanması, yargılanması konusunda fedakarlıkla ve mertçe görev bölge bütün savcılarımızı, hakimlerimizi şahsım ve milletim namına tebrik ediyorum. Aynı şekilde 15 Temmuz sonrasında FETÖ mensuplarının tasfiyesi ile meslek yükleri fevkalade gelişen baskın ve savcılarımız en küçük bir boşluğa, zaafa, sıkıntıya meydan vermeden, gece gündüz çalışarak hak sisteminin işlemesini sağlamışlardır. Bunun için de bütün başat ve savcılarımızı ayrıca kutluyorum” diye konuştu.

“FETÖ’cülerin uzaklaştırılmasından nedeniyle aksayan bir meslek, ortaya çıkan bir mağduriyet görmedim”
Kamudan FETÖ’cülerin temizlenmesinden sonra işlerin daha da güzel gittiğini bildiren Erdoğan “Doğrusu 15 Temmuz sonrasında adalet ve güvenlik ilk olarak edinmek üzere bütün bürokraside gördüğümüz gerçek şudur, FETÖ’cülerin tasfiyesi işleri zorlaştırmak bir yana kolaylaştırmış, hızlandırmış, rayına oturtmuştur. Vatandaşlarımızdan aldığımız geri dönüşler hep bu yöndedir. Bugüne değin FETÖ’cülerin kamudan uzaklaştırılmasından nedeniyle aksayan bir meslek, ortaya çıkan bir mağduriyet henüz görmedim, duymadım. Hatta yılbaşında İstanbul’da yaşanan terör saldırısının failinin yakalanmasında olduğu gibi sahiden kuvvet ve taktir edilmeyi yargı eden işlerin üstesinden başarı ile gelindiğini görüyoruz. Bu vesile ile lüzum Başbakanımızı lüzum İçişleri Bakanımızı lüzum bütün güvenlik teşkilatımızı, polislerimizi, burada geniş bir ekip ile yaklaşık bin kişi ile ülke genelinde yaptıkları bu operasyonla 17 günde bunları yakalamış olmalarını Türk polisinin ne denli ufku olduğunu, dinç olduğunu göstermesi bakamından da fazla önemsiyorum. Çağrıda Bulunmak ki bu örgütün mensupları devlet ve halk müziği için değil sadece bundan önce kendileri için çalışıyordu. Yoklukları hiçbir şeyi değiştirmedi, hatta işleri kolaylaştırdığına kadar böyle düşünmekte nasıl olursa olsun haksız değiliz. PKK terör örgütü ile bunlar karşılıklı çalışıyorlar. Iki Taraflı çalışıyorlar. Bugün bizim Güvenlik Teşkilatımızın içinde bunlar var, TSK’nın içinde bunlar var, bağlı ki bunlar terör örgütlerinin işini önemli manada kolaylaştırıyor. Ama her geçen gün eriyorlar, daha da eriyecekler veya terkedecekler” açıklamasında bulundu.

“Türkiye için bir kayıp yok, kazançtır”
Mecliste birincil tur görüşmeleri tamamlanan anayasa değişikliğinin yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkilerin her tarafta düzenlediğini bildiren ve her ne değin kağıt üstünde Türkiye’de yasama ve yürütmenin bambaşka erkler olarak gözükse de pratikte her iki yapının da benzer siyasi gücün kontrolünde olması anlamına geldiğini kaydeden Erdoğan “Somurtkan taktirde zaten sistemin işlemesi mümkün değildir. Nitekim ülkemizde siyasi sistemin tıkandığı günlere baktığımızda bu iki zor arasındaki uyumsuzluğun ön plana çıktığı yollar olduğunu görüyoruz. Bir terör örgütünün yargıda kurduğu faaliyet burada da bir sorun olduğuna dikkat çekici ediyor. Dolayısıyla yasama, yürütme, adalet erkleri arasındaki ilişkilerin demokratik bir anlayışla yeniden belirlenmesi Türkiye için kayıp değil, büyük bir kazançtır. Esasen bizim hayalimiz bilhassa de 1011 yılından beri ülkemize tüm bu hususları esaslı şekilde yeni bir anayasa ile yerine oturtmaktır. Maalesef bu yöndeki tüm gayretlerimize rağmen mevcut sistem içinde biz bir netice alamadık. Buna rağmen imkanlar dahilindeki arayışlarımızdan vazgeçmedik. 2007 Cumhurbaşkanlığı Seçimi krizinin aşılması sırasında getirdiğimiz yeni düzenleme, yani Cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesi bu yönde köklü bir değişimin ilk adımı olmuştur. 2014 seçimlerinde uygulamaya geçen yeni sistem ile birlikte bundan böyle işlerin eskisi gibi yürüme imkanı zaten kalmamıştır. Gücünü halktan alan bir Cumhurbaşkanının vesayetin değil milli iradenin temsilcisi olması dek emrindeki bir şey yoktur. Ben de görevimi bu anlayışla yürütüyorum. Cumhurbaşkanının yeni seçim yöntemi ile gücünü halktan alan, daha üstteki bir siyasi otorite oluşturulurken anayasanın Başbakanlık hükümeti sistemini alan yapısı değiştirilmemiştir. Böyle olunca da her ikisi de gücünü ulusal iradeden alan iki başlı bir inşa ortaya çıkmıştır. Şahsımın mevcut hükümetle ahenkli bir şekilde çalışıyor olması besbelli böyle bir sorun bulunduğu gerçeğini değiştirmiyor. Benzer şekilde benden önce halef-selef olduğumuz Sayın Gül ile bizim ilişkilerimizin bu noktada gayet iyi çalışıyor olması bir şey değiştirmiyor. Çünkü almamız gereken mesafe fazla ayrı. Yani ben ‘patinaj’ ifadesi ile kullandım, devletin işlerliğinde bir patinaj var. Bu patinajın ortadan kaldırılması gerekiyor. Çiftbaşlılık işte bunu getiriyordu. Muhalefet partilerimizden MHP’nin bu gerçeği görmesi doğruca anayasada yeni sisteme uygun değişikliklerin yapılabilme yolu açılmıştır. Ben milletim namına MHP liderine ve ekibine bilhassa teşekkür ediyorum. Çünkü biz her şeyi Türkiye için düşünmek zorundayız. Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık gücünü birleştiren, Meclisin kontrol mekanizmalarını güçlendiren yeni yönetim modelinin ülkemiz için hayırlı olacağına inanıyorum. Tüzük değişikliği ile HSYK’nın yapısında da bir reform yapılıyor. 2010 anayasa değişikliği ile getirilen seçim sisteminin etken ve savcıları mutlu etmediğini, bütün tersine önemli hizipleşmelere ve sorunlara yol açtığını kanımca sizler bize açıklama ettiniz. Bunun için seçim sistemi kaldırıldı. Derhal Mecliste ikinci tur görüşmeleri başlayacak olan değişiklikle HSYK’nın dördü Cumhurbaşkanı, 7 tanesi Meclis tarafından seçilecek, 2 tanesine de bakan ve müsteşardan oluşan 13 üyeli bir yapıya kavuşturulması öngörülüyor. Yargıda Birlik Derneği üyeleri olarak şundan emin olmanızı istiyorum, önümüzdeki dönemde de HSYK’nın çoğulcu ve geniş tabana oturan yapısı mutlaka korunacaktır. Ülke olarak, Yargı Teşkilatı olarak çok büyük faydasını gördüğümüz bu pluralist yapıdan geriye dönüş muhtemel değildir. Milletimizin yarısından fazlasının desteğini alarak göreve gelecek hiçbir Cumhurbaşkanının bu pluralist ve geniş tabanlı temsilcilik yapısına zarar verecek bir tavır içine girmesi de laf konusu değildir. Yargının FETÖ veya diğer bir örgüt tarafından rehin alınmasına katiyen izin veremeyiz. Halkımızın yargıya olan güvenini tahrip edecek hiçbir adım atmayız, atılmasına da rıza göstermeyiz. Bunun yolunun da gruplaşmaları reddederek hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını, insanlar namına hareket etmeyi esas bölge bir sistemden geçtiğini çok iyi biliyoruz. Yeni yapıda işte bu hassasiyeti gözetecek şekilde kurulacaktır. Yargıda Birlik Derneğinin önümüzdeki dönemde de çoğulcu yapısıyla yargının işleyişini murakabe edecek, görüş bildirecek, öneri getirecek, gerektiğinde eleştirecek bir iş kuruluşu olarak daha etkili bir şekilde çalışmalarını sürdüreceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Derya Babasız – İlker Turak 

 

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

AK Parti’den dördüncü hak paketi açıklaması

İkinci tur görüşmeleri başladı

Erdoğan: Ülkemize, milletimize ve şahsıma kurulan bazı tuzakları geç gördük

Erdoğan: Ülkemize, milletimize ve şahsıma kurulan bazı tuzakları geç gördük