in

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: ‘Gelişmiş hava savunma sistemlerini geliştiriyoruz’

Anavatan Türkiye'den Kıbrıs Türk'üne 800 milyon liralık kaynak
Anavatan Türkiye'den Kıbrıs Türk'üne 800 milyon liralık kaynak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2021 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2019 Belli Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve milletvekillerine Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların bütçelerine ilişkin sunum yaptı. Oktay, CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ı eleştirerek, “8 yıldır elde ettiğimiz başarıları, siyasi çekişmeler, belirsizlikler, istikrarsızlıklar içinde çırpınan bir Parlamenter sistemle, ekonomide hatta ülke savunmasında bile dışa bağımlı bir Türkiye’nin gerçekleştirmesi muhtemel müydü Sayın Öztrak? Tamamen temelsiz bir şekilde eleştiriyorsunuz ya, siz iyi hatırlarsınız o eski günleri lakin işinize gelmiyor doğruları söylemek. Akıbeti belirsiz koalisyon hükümetleriyle, askeri ve bürokratik vesayetlerin prangalarıyla üstesinden geldiğimiz zorluklar aşılabilir miydi? Mümkün değil aşılamazdı. En ufak bir sarsıntıda, en minik bir manipülasyonda dengesini kaybeden, dışımızdaki güçlerin tuzaklarına düşürülmeye çalışılan bir Türkiye ile bu günlere gelebilir miydik? Katiyen gelemezdik” ifadelerini kullandı.

“Ülkemizde bir rejim sorunu laf konusu değildir”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’in Ulu Meclis ve ırk isteği ve iradesiyle kabul edildiğini söyleyen Oktay, “Herhangi bir kimsenin yok, meclisimizin ve milletimizin irade ve kararına dayanmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kuvvetler ayrılığına dayanan bir sistemdir ve demokratiktir. Denge ve kontrol yok deniliyor. Yürütme olarak günlerdir ulu Meclisimiz önünde harcanan ve harcanacak her kuruşu kurala bağlıyor, açıklamasını yapıyor, hesabını veriyoruz. Bu bir denge yoklama mekanizması değil midir? Bu konuda sistem değişikliği öncesine tarafından öbür olan nedir? Yürütmenin de yasamanın da iradesi bağımsız mahkemelerce denetlenmemekte midir? Yürütmenin kararları yöneticilik mahkemeleri veya Danıştay tarafından iptal edilmemekte midir? Görevini istismar eden halk görevlileri adli yargıda yargılanmaktadır.

Kanunlar anayasaya tutarsız bulunduğunda anayasa mahkemesi kadar iptal edilmektedir. bu konuda hiç mi resmî gazete okumuyorsunuz? Daha bu sabah bir kanun tekrar Tüzük Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bunun yanında, anayasamız gerektiğinde yüce meclisimize yürütmeyi fesih yetkisi de tanımaktadır. Ülkemizde bir rejim sorunu söz konusu değildir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi rejimle değil, yürütme görevini yerine getirecek organlarla ilgilidir. Kuruluşundan bu yandan rejimimiz demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine dayanmaktadır. Rejim sorunu olsa olsa muhalefetin milletimizden bakımlı, kapalı kapılar peşinde hazırladığı karanlık tüzük taslaklarında gündeme gelebilir” dedi.

Muhalefetin Türkiye’nin karşılaştığı tehdit ve zorlukları algılamaktan uzak olduğuna muhabere eden Oktay, “15 Temmuz herhangi bir terörist kalkışmanın fazla ötesinde alçak bir girişimdir. Milletin emanet ettiği silahlar bir terör örgütü göre milletin kendisine doğrultulmuştur. Bu, tarihimizde bir ilktir ve son olması için anayasanın ve yasaların emrettiği ve müsade verdiği şekilde mucizevi şartlarda uğraş zarureti doğmuştur. 20 Temmuz ve sonrasındaki dönemde yapılan bundan ibarettir. O döneminde çıkarılan tüm kanun hükmünde kararnameler yüce meclisinize sunulmuş ve tarafınızdan yerinde görülenler kanunlaştırılmıştır. Kullanılan bütün yetkiler, anayasada öngörülen merciler göre ve öngörülen usullere tarafından yerine getirilmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemimizde tek adam yok, istişare vardır, katılımcı demokrasi vardır, süratli ve etkin karar alma mekanizmaları vardır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle ve Kararlarıyla böylece fazla yapısal değişikliği ‘reform, icraat ve değişim’ temelli bir hoşgörüyle uygulamaya koyan Cumhurbaşkanlığı’nın bütçesi olduğunu söyleyen Oktay, “Bütçemiz, bünyesinde barındırdığı dijital mutasyon ofisi ve irtibat başkanlığı gibi kurumlar ile ayrıca halk hizmetlerini her geçen gün gelişen şekilde dijital dünyaya içeren hem de ülkemizin dijital mecralardaki marka değerini güçlendiren cumhurbaşkanlığımızın bütçesidir. Cumhurbaşkanlığı bütçesi, savunma sanayi icra komitesi, yatırım ortamını iyileştirme koordinasyon kurulu, bağımlılıkla çaba yüksek kurulu, coğrafi veri sistemleri kurulu, bürokrasinin azaltılması ve dijital Türkiye koordinasyon toplantıları ile konu bazlı ve odaklı stratejik önceliklerimizi, eşgüdüm ile hayata geçiren bir bütçedir” diye konuştu.

“Dünyanın dört bir yanına bayrağımızı ve Mehmetçiğimizi sevinçle ve dualarla karşılayan mazlumlar var”

Oktay şöyle konuştu:

“Barışı destekleme giderleri yüzde 50 oranında, hane halkına yapılan transferlerde ise yüzde 35 oranında büyüme öngörülmüştür. Bütçeyi niye mi artırıyoruz? Kahraman Mehmetçiğimiz 780 bin kilometre vatan toprağında ve Libya’dan Suriye’ye, Bosna Hersek’ten Kosova’ya bütün gönül coğrafyamızda huzuru, güveni sonsuz kılsın diye artırıyoruz. Dalgalandığı yerde ne nefret edilen şey ne de hüzün bırakmayan bayrağımız, dünyadaki mazlum ve mağdurlara umut olsun diye artırıyoruz. Bu bize tarihimizin yüklediği bir sorumluluktur. Dünyanın dört bir yanında bayrağımızı ve Mehmetçiğimizi keyifle ve dualarla tedarik eden mazlumlar var. Libya’da, Somali’de, Bosna’da, Suriye’de niye bulunduğumuzu anlamayanlar, bu bütçeyi niye artırdığımızı da anlayamaz. Barışı destekleme ve koruma hizmetlerine ayırdığımız her bir kuruş, Türkiye’yi bu bölgelerden kuşatmaya çalışanların gayretlerini boş yere sonuç hamlesidir. Bundan daha sonra da bu alanda gerekeni yapacağız.”

Dijital Dönüşümün yalnızca millet hizmetlerinin elektronik ortama aktarılması olmadığını ve iş süreçlerinin sadeleştirilmesini de kapsadığını aktaran Oktay, “Bu kapsamda, ‘sıfır doküman’ hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyor, bürokrasiyi azaltarak ulus hizmetlerinin sunulma süreçlerini kolaylaştırıyoruz. Yürütülen araştırmalar neticesinde 2018 yılında 3,47 seviyesinde olan halk hizmeti başına düşen sıradan belge sayısını 0,17’ye değin indirmiş durumdayız. Bu Nedenle keza kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi keza de süreçlerin sadeleştirilmesi hedeflerimize her geçen gün daha da yaklaşıyoruz. Dijital Türkiye portalına entegre olan kurum sayısının 700’e, açıklanmış kullanıcı sayısının ise 51 milyon 732 bine ulaşması, kamuda dijitalleşmenin vatandaşlarımız göre ne denli olumlu karşılandığını ortaya koymaktadır” biçiminde konuştu.

Borsa İstanbul’un Türkiye Varlık Fonu uhdesindeki yüzde 10’luk hissesinin Katar Yatırım Otoritesi’ne satılmasıyla ilgili değerlendiren Oktay, “Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde milletlerarası yatırımcıları Türkiye’ye sürüklemek için en fazla gayret sarf ediyor ve aynı zamanda Türk yatırımcıların yurt dışında yatırım yapmalarını da destekliyoruz. Ülkemize değerinde katan dış yatırımcıları, kendi iş insanlarımızdan ayırmadan ülkemizde meslek yapmalarını kolaylaştıracak adımları attık, atıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisimiz, Türkiye Varlık Fonumuz, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulumuz Türkiye’ye daha artı aracısız dış yatırım çekme yönünde çalışmalarını sürdürmektedir. Milletlerarası anapara yatırımlarının ayrıca yatırım yapan ülkeye hem de yatırım yapılan ülkeye idareli üstünlük sağladığı açık bir gerçektir. Katar Yatırım Otoritesi’nin geçtiğimiz günlerde Borsa İstanbul’a müşterek olması, ülkemiz için bir kazanımdır ve bu işbirliği milletimize gelir olarak dönecek bir işbirliğidir. Sayın Kılıçdaroğlu bu konuda hesabı kitabı iyi karıştırmış olacak oysa; üzerine diğer taraftan gelip bu kürsüden milletimizi hatalı bilgilendirdi. Biz zaten Kılıçdaroğlu’nun hatalı hesapların uzmanı olduğunu SSK’dan biliyoruz. Kılıçdaroğlu ‘Borsa İstanbul’un kârlılık oranı yüzde 52, bu kâr oranı ile satın bölge fon ödediği parayı 15-20 ay daha sonra çıkaracak’ diyor.

Hangi matematik bu? 11 ay önce Avrupa İmar ve Yeniden Yapılanma Bankasından 122,5 milyon dolara alınan yüzde 10’luk hisse, geçtiğimiz günlerde 200 milyon dolara Katar Yatırım Otoritesi’ne devredilmiştir. Birilerinin sözcülüğünü mü yapıyorsunuz? Uzun zaman muhalefete mahkûm olunca bundan böyle ayları yılları mı karıştırıyorsunuz? Onu da bilemem. Keza daha önce aynı yöntemle borsa’dan Amerikalı şirket Nasdaq veya Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’na yapılan hisse devirlerine hiç ses çıkarmamıştınız? Şu milletin çıkar ve menfaatlerine düşman olmayı bırakın artık; bir kere de sevinin milletimizin hayrına adımlar atılıyor diye. Bir şeyin de ucundan tutun. Bu satışı eleştirenler; ülkemize güven duyulmasından mı rahatsız oluyorsunuz? Borsa İstanbul’un milletlerarası bir değerinde olarak kabul görmesini mi içinize sindiremediniz” ifadelerini kullandı.

“Hamdolsun milli güvenliğimizi ulusal teçhizatlarla sağlıyoruz”

Türkiye Varlık Fonu’nun borçluluğuna ilişkin olarak Kılıçdaroğlu’nun ‘2017’de 26 milyar liraydı, 2019’da Türkiye Varlık Fonu kısa vadeli borçları 26 milyar liradan 951 milyar liraya çıktı’ dediğini hatırlatan Oktay, “Türkiye Varlık Fonu’nun 2017 yılındaki mali tablolarına henüz bütün şirketler değil sadece 2 şirket konsolide edilmişti. 2018 yılında ise fon bünyesindeki öteki şirketler de TVF mali tablolarında konsolide olarak yer almaya başladı. 2017 yılında 2 şirket varken 2018’de 13 şirketin eklenmesiyle doğal olarak fark oluşacaktır. Bağımsız denetçi bunu raporunda açıkca yazmıştır. Keza OECD standartlarında, borçlanmanın varlıklara oranının yüzde 20 seviyelerinde olması kabul görürken, Türkiye Varlık Fonu’nun borçluluk oranı sadece yüzde 3’tür” diye konuştu.

Yurt içinde ve dıştan yapılan operasyonlara değinen Oktay, “Yurt içinde gerçekleştirdiğimiz başarılı terör operasyonları ile Barışma Pınarı, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi sınır ötesi operasyonlarımızda, insansız hava araçlarımız ilk kez edinmek üzere ulusal savunma ürünlerimiz, kahraman ordumuzun gücüne şiddet katmıştır. Bugün bütün dünyanın imrenme ile takip edeceği ve Türkiye’yi dışa bağımlılıktan kurtaracak gelişmiş hava savunma sistemlerini de geliştirebiliyoruz. Hamdolsun ulusal güvenliğimizi ulusal teçhizatlarla sağlıyoruz. Karada Altay, Ejder ve Pars, mavi vatanda Milgem gemileri, havada Hamle, Gökbey, Akıncı, Aksungur ve Anka ile, elektronik harp sistemlerinde Koral ve Soj, ülkemize gök kubbede siper olacak hava ve füze savunma projelerimiz Hisar, Korkut ve Siper ile savunma imkanlarımızın gücüne şiddet katıyoruz. Zalimler var ya, o kalleş terör örgütleri var ya; her gün onların tepesine vatandaşlarımızın, mazlumların haklarını gözetmek için işte bu yerli ve ulusal teçhizatlarımızla iniyoruz. Bundan nedeniyle yaptırım uyguluyorlar” ifadelerini kullandı.

Ahmet Umur Öztürk

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

Yüksek İstişare Kurulu'nda ABD’nin Türkiye’nin S-400 tedariğine yönelik tek yanlı yaptırım kararı kınandı

Yüksek İstişare Kurulu’nda ABD’nin Türkiye’nin S-400 tedariğine yönelik tek yanlı yaptırım kararı kınandı

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: ''Ok yaydan çıkmıştır''

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’dan ABD’nin Türkiye’ye yaptırım kararına sert tepki