in

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun’dan NATO’ya terörle mücadelede dayanışma çağrısı

İletişim Başkanı Altun: 'İsrail’in bu hukuk tanımaz tavrının son bulması için ne gerekiyorsa yapacağız'
İletişim Başkanı Altun: 'İsrail’in bu hukuk tanımaz tavrının son bulması için ne gerekiyorsa yapacağız'

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı göre NATO Uzmanlar Grubu’nun “NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik” başlıklı raporunun ele alındığı bir panel düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, “Türkiye, Avrupa’yı ve bütün müttefikleri etkileyen terör örgütlerine karşısında göğüs göğüse çarpışırken, bu örgütleri tek başına bozguna uğratırken, kahramanca mücadelemizin karşılığı olarak müttefiklerimizden us ve izandan mahrum talimat dinlemek ve müttefik bildiklerimizin karşılıklı düşman olan terör örgütlerinin yanına yer aldığını görmek NATO’ya olan güvenimize gölge düşürüyor” dedi.

 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, Başkanlığın İzmir Alan Müdürlüğünde düzenlenen panelin açılışında yayınlanan video mesajında, “NATO 2030: Yeni Bir Devir İçin Birliktelik” başlıklı raporda bulunan 138 önerge aralarında en uyarı çekenlerden birinin “stratejik konseptin güncellenmesi” olduğunu açıklama etti. Bu tavsiyeyi yerinde bulmakla birlikte İttifakın aleyhinde karşıya olduğu sınamaların stratejik konseptin güncellenmesiyle ortadan kalkmayacağını gösteren Altun, “İttifak birliğini, dayanışmasını ve insicamını kuvvetlendirmek karşılıklı sorumluluğumuz ve görevimizdir” dedi.

Müttefiklerin birbirine karşın tehditlerinin ve bazı aza ülke siyasilerinin NATO’nun işlevini alaycı söylemlerinin İttifakın karşılıklı gücünü azaltmaktan diğer bir amaca hizmet etmediğine dikkati çeken Altun, NATO’nun transatlantik coğrafyasını ilgilendiren konuların yanı sıra müttefikler arasındaki akıl anlaşmazlıklarının da ele alındığı esas platform olmasını özlem ettiklerini bildirdi.

“NATO, Türkiye’nin üyeliğiyle kayda değer bir avantaj elde etti”

Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve ardından aleyhinde karşıya kaldığı güvenlik tehditlerinin etkisi ve yeniden yapılanma, demokrasi, modernleşme süreçlerine katkı oluşturacağı beklentisi ile 69 yıl önce bugün NATO’ya üye olduğunu anımsatan Altun, Türkiye’nin İttifaka dahil olmasıyla NATO’nun Soğuk Savaş’ı kazanan olarak nihayete erdirme noktasında manâlı bir fayda elde ettiğini söyledi. Altun, “İttifakın savunduğu değerler uğruna, vatan toprağından binlerce kilometre ötede, Kore’de şehitler veren ülkemiz, yıllar içinde İttifakın önemli bir parçası haline geldi. NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye, NATO görev ve harekatlarına maksimum katkı maddesi yapan 5, İttifaka havada erken dikkat ve yakacak ikmal uçağı katkısı verebilen 4, NATO iki taraflı bütçelerine en fazla iştirak eden 8 ülkeden biri konumuna yükseldi” dedi.

Türkiye’nin bu yıl başında “NATO’nun mızrak ucu” olarak da bilinen Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Tayin Gücü’nün (VJTF) komutasını devraldığını anımsatan Altun, “Türk Silahlı Kuvvetleri bu bağlamda toplamda 6 bin 400 şahsiyet askeri personelden oluşan güce 4 bin 200 piyadeyle yardım verecek. NATO’nun Daimi Deniz Kuvvetleri’ne de bütün dönemlerde unsurlarımızla katkı maddesi sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Müttefiklerimizden kuvvetli bir dayanışma bekliyoruz”

Türkiye’nin emniyet ve savunma planlamalarının merkezinde yer alan NATO’ya olan taahhütlerini bugüne dek defalarca yerine getirdiğini ve getirmeye devam ettiğini gösteren Altun, şunları kaydetti:

“Ama İttifakın da kendisini onarım, günümüzün korkutma önceliklerine göre güncelleme ve 2030’lu yıllara adaptasyon zamanı geldiği açıktır. Bugün aleyhinde karşıya olduğumuz güvenlik risklerini, Soğuk Savaş’ın bakış açısıyla kavrayamayız. NATO’nun özellikle terör örgütlerinden kaynaklanan asimetrik tehditler karşısında çok daha kararlı, etkin ve proaktif davranması artık bir yükümlülük halini almıştır. Bu çerçevede ülkemizin maruz kaldığı saldırılar karşısında müttefiklerimizden çok kuvvetli bir dayanışma bekliyoruz. Terör örgütlerine karşı ilkeli ve kararlı bir duruş sağlanmasını temin edecek bir değişimi tüm üye ülkelerle birlikte gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Zira güvenliğin bölünmezliği, dayanışma ve birliktelik ruhu, NATO ittifakını ayakta tutan taşıyıcı unsurlardır. Bu ilkelerin gözetilmesi NATO’nun 2030’lu yıllarda da itibarını ve güvenilirliğini sürdürmesi bakımından elzemdir.”

“NATO’ya olan güvenimize gölge düşüyor”

Fahrettin Altun, benzer şekilde NATO’nun caydırıcılığını azaltacak ve İttifakın gücüne hasar verecek popülist beyanlardan da uzaktan durulması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye, aynı zamanda NATO’nun da hududu olan güney sınırlarının ötesinde, Avrupa’yı ve tüm müttefikleri etkileyen terör örgütlerine karşı göğüs göğse çarpışırken, bu örgütleri kimsesiz bozguna uğratırken, kahramanca mücadelemizin karşılığı olarak müttefiklerimizden hafıza ve izandan yoksun direktifler dinlemek ve müttefik bildiklerimizin müşterek düşman olan terör örgütlerinin yanında yer aldığını görmek bizleri üzüyor, NATO’ya olan güvenimize gölge düşürüyor. Bu kirli politikalar, İttifakın onurunu da lekeliyor. Günahsız sivilleri suç oluşturan katleden eli kanlı terör örgütleriyle mücadelemize amasız, fakatsız yardım verilmesini dilemek, en doğal müttefiklik hakkımızdır” değerlendirmesinde bulundu.

“Cahilce, hadsizce ve düşüncesiz söylemler”

Altun, “Biz teröre karşısında ilkeli ve tepede olan duruşumuzu sürdürdükçe, bir takım çevreler art niyetli bir şekilde ülkemizin NATO mensubiyetini gölgelemeye çalışıyor, Türkiye’yi diğer ittifak arayışlarına girmekle itham ediyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da zaman zaman Türkiye’nin NATO üyeliğini tartışmaya açma gayretleri olduğunu görüyoruz. Doğrusu bu tür söylemleri, kimin yaptığından bağımsız olarak cahilce, hadsizce ve düşüncesiz buluyoruz. Küresel güvenliği ilgilendiren meseleler, sosyal ağ platformlarında kıymeti kendinden menkul hafıza kuruluşu personelleri göre tartışılmaz. Eğer böyle bir ağız dalaşı yapılacaksa onu da ancak Türk milleti yapar. Bu güruha buradan bir defa daha altını çizerek duyurmak isterim ancak, bizim yerimiz de duruşumuz da bellidir. Takriben 70 senedir NATO’nun ayakta kalmasına yaptığımız katkılar ortadadır. Türkiye, yıllardır dünyanın dört bir yan NATO operasyonlarına etkin katkı sunmuştur” ifadelerini kullandı.

“Haksız, hukuksuz silah ve teçhizat ambargoları”

“Biz müttefiklerimizle birlikte Kore’den Afganistan’a, Mali’den Kosova’ya kadar uzlaşma ve kararlılık için nasıl gayret gösterdiysek, müttefiklerimizden de Türkiye’nin güvenliği söz konusu olduğunda aynı hassasiyeti bekliyoruz” diyen Altun, şunları söyledi:

“Libya’da ve Doğu Akdeniz’de NATO’nun güney kanadını zayıflatan adımların atılmasını istemiyoruz. Suriye’de ve Irak’ta terör örgütlerinin terörle uğraş adı aşağı silahlandırılmasına ve desteklenmesine güçlü olarak karşısında çıkıyoruz. İttifakımızın, bugün aleyhinde karşıya olduğumuz tehditlerle en etkili biçimde çaba etmesini sağlayacak adımları defalarca birlikte atmamız gerektiğini ısrarla vurguluyoruz. Üye ülkelere yönelen emniyet tehditlerine karşısında gösterdiğimiz hassasiyeti müttefiklerimizden de görmeyi bekliyoruz. Ancak söz konusu hassasiyeti maalesef bugüne kadar göremedik. Türkiye, bölgesinde yaşanan ve uluslararası güvenliği tehdit eden gelişmeler karşısında NATO’dan hak ettiği desteği alamadığı gibi, millî güvenliğini sağlamaya karşın yasal girişimleri sebebiyle hileli ve hukuksuz bir şekilde silah ve ekipman ambargolarına konu ediliyor.”

“Müttefiklerimizin ihanetine uğradık”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, şöyle devam etti:
“Dün, milletlerarası hukuk ve anlaşmalardan doğan garantörlük hakkımızın kullanılması kapsamında icra ettiğimiz Kıbrıs Barışma Harekâtı’nda nasıl müttefiklerimizin ihanetiyle karşı karşıya kaldıysak, bugün de sivil kayıpları önlemek, milli güvenliğimizi garanti altına almak ve sonuçları tüm Avrupa için fazla ağır olabilecek yeni göç dalgalarını engellemek namına verdiğimiz mücadelede, Suriye’de ihanete uğradık. İttifakın en güçlü üyesi, PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPG’yi adeta bir ordu gibi donattı. Türkiye topraklarına atılan roketler yüzünden fazla sayıda vatandaşımız hayatını kaybederken, müttefiklerimiz öylece izledi, kimse tedbir alma çabalarımıza destek vermedi. Türkiye hava savunmasında güçsüz bırakılırken sesini çıkarmayanlar, kendi imkanlarımızla S-400 hava savunma sistemlerini almamızı alıkoymak için her türlü girişime yöneldi. NATO üyesi üç ülkede daha benzer hava savunma sistemleri bulunurken Türkiye hedefe kondu. Bu silahların NATO sistemlerine entegre edilemeyeceği bahanesiyle parasını ödeyip satın aldığımız F-35 jetleri bunca zamandır teslim edilmedi. Devirli bakım için gönderdiğimiz uçakları zeka bu dönemde geri alamadık. Teslimatı yapılmayan uçaklar için Türkiye’den hangar ücreti bile alındı.”

“Türkiye diz çökecek bir ülke değil”

Fahrettin Altun, “Suriye’den Doğu Akdeniz’e kadar ulusal güvenliğimizi gözetmek için attığımız her adımda baskıyla karşılaşmamıza, caydırıcılığımızı en üstteki seviyede alıkoyma çabalarımızın her seferinde müttefiklerimiz göre sekteye uğratılmasına rağmen katiyen vazgeçmedik” dedi.

Türkiye’nin yalnız bırakıldığında diz çökecek, hedeflerinden vazgeçecek bir ülke olmadığının altını çizen Altun, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle ‘kötü komşu insanı konut sahibi yapar.’ Gece gündüz çalışarak kendi askeri endüstrimizi oluşturduk. Her türlü hafif ve ağır silah, askeri vasıta, gereç ekipman, silahlı ve silahsız insansız hava arabulucu üretiminde her geçen gün gücümüze şiddet katarak ilerliyoruz. Zira askeri, ekonomik ve diplomatik bakımdan kuvvetli elde etmek bizim için tercihten öte bir zorunluluktur. İddia sahibi edinmek fazla çalışmayı gerektirir. Biz dünyaya karşısında sözü olan bir milletiz” diye konuştu.

“ABD’nin terörle mücadelede Türkiye karşıtı pozisyonu son derece hoş olmayan”

Altun, 15 Temmuz hain darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ terör örgütünün elebaşı ve üstteki düzey sorumlularının NATO müttefiki Amerika Birleşmiş Devletleri’nde özgürce yaşamaya devam ettiğine dikkati çekti. NATO’nun ikinci büyük ordusuna sızan ve ülkenin terörle mücadelesini sekteye uğratan bu üniformalı teröristlerin işledikleri suçların Türk milletinin zihninde tazeliğini koruduğunu belirten Altun, “FETÖ elebaşının iadesi ile ilgili haklı taleplerimiz bugüne değin karşılık bulamadı. Lüzum PKK/PYD/YPG gerekse FETÖ terörüyle mücadelemizde, müttefik bildiğimiz Amerika Birleşik Devletleri’nin aralıksız Türkiye karşıtı bir pozisyon alması diplomatik olarak son derece yakışıksızdır. Terörün ırkı, rengi, dili, dini yoktur, olamaz. ‘Benim teröristim fena, senin teröristin iyi’ yaklaşımından bugüne dek hiçbir avantaj elde edilmemiştir. Bu süreçte cümbür cemaat kaybetmiştir” dedi.

“Türkiye’deki her gelişmeye dair kanaati olan ABD, Gara’da vatandaşlarımızın şehit edilmesi hakkında karnından konuştu”

Terör örgütü PKK’nın geçtiğimiz günlerde Gara’da kalleşçe şehit ettiği vatandaşları da anan Altun, “Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevdiklerine başsağlığı diliyorum. Açık Konuşmak Gerekirse ABD Dışişleri Bakanlığı göre yapılan ilk açıklamayı yeterli bulmadığımızı tanımlamak zorundayım. Türkiye’de yaşanan her türlü gelişmeye dair bir kanaati olan Amerikalı meslektaşlarımızın, ABD’nin terör örgütü listesinde yer alan PKK’nın Gara’da vatandaşlarımızı şehit etmesiyle ilgili karnından konuşması incitici ve incitici bir davranıştır. Bu örgütün, 2013 yılında ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne yönelik intihar saldırısı aranjör DHKP-C ile karşılıklı, Suriye’de silahlandırdığınız PYD/YPG ile kardeş olduğunun da unutulduğunu görüyorum. Daha bu hafta başında Erbil’deki ABD Başkonsolosluğu’na füzeli saldırı düzenlendi. Biz, bugüne değin kimden gelirse gelsin terörün her türlüsünü sorgusuz sualsiz, amasız fakatsız lanetledik, lanetliyoruz. Benzer tavrı müttefiklerimizden ummak de en doğal hakkımızdır. Son günlerde değerlerden sıklıkla bahsedildiği için şunu da ifade etmek istiyorum: Türkiye’nin terörle mücadelesinde yalnız bırakılması ne insanlığa ne de müttefikliğe sığar” değerlendirmesini yaptı.

“Müttefiklerimiz bizimle dostça bir dayanışma sergilemeli”

Türkiye’nin NATO’nun vazgeçilmez bir ortağı olduğunu vurgulayan Altun, bir takım müttefik ülkelerin Türkiye’ye karşısında takındığı tutumu İttifaka mâl etmenin dürüst olmayacağını, nitekim bu durumun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile yaptığı bütün görüşmelerde daima ispatlandığını dile getirdi. İçinde bulunulan çağın yeni ve sözde görülmemiş sorunları da beraberinde getirdiğine dikkat çekici eden Altun, “Kimsenin tek başına basit basit başa çıkamayacağı sınamalar ve tehditlerle aleyhinde karşıyayız. Bu stratejik tabloda ittifakların önemi daha da artıyor, müttefiklik hukukunun da yeniden tanımlanmasına ihtiyaç duyuluyor. Türkiye, kendisinden takviye isteyen eli hiçbir süre geri çevirmemiştir. Biz 70 sene önce yaptığımızı bugün de yapmaya, İttifaka layık katıp bütün zorlukları birlikte göğüslemeye hazırız. Yeter ancak müttefiklerimiz de bizimle arkadaş canlısı bir dayanışma sergilesin, bunun İttifakımızı zayıflatmayacağı, tam aksine güçlendireceğinin bilincinde olsun” diye konuştu.

Program, NATO Uzmanlar Grubu üyesi ve eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Tacan İldem’in “NATO 2030: Yeni Bir Devir İçin Birliktelik” raporu hakkındaki sunumuyla devam etti. Altınbaş Üniversitesi Rektörü, Cumhurbaşkanlığı Emniyet ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çağrı Erhan’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde ise Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş ve Haliç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aylin Ünver Noi rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Derya Yetim

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

İçişleri Bakanı Asilzade: “İstanbul’da 2-3 ay içerisinde 2 bin 900 toplanma alanı sayısını 5 bin 426’ya çıkarttık”

İçişleri Bakanı Asilzade: “İstanbul’da 2-3 ay içerisinde 2 bin 900 toplanma alanı sayısını 5 bin 426’ya çıkarttık”

Dışişleri'nden Nijerya halkına ve hükümetine başsağlığı mesajı

Dışişleri’nden Nijerya halkına ve hükümetine başsağlığı mesajı