in

MHP Genel Başkanı Bahçeli: ‘Birbirlerinin yanında zeka duramayanlara Türkiye emanet edilir mi?’

MHP Lideri Bahçeli: 'CHP Genel Başkanı HDP’nin hemen hemen benzeşen başkanlığına taliptir'
MHP Lideri Bahçeli: 'CHP Genel Başkanı HDP’nin hemen hemen benzeşen başkanlığına taliptir'

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, “Türkiye üzerinde plan yapanlar, milletin vermediği yetkiyi elde etmek için kuyrukta bekleyenler, demokrasi dışı arayışlara heves edenler, bununla beraber dış güçlerden namertçe medet umanlar, alayınızı uyarıyorum; girdiğiniz yolun sonu uçurum, akıbetiniz mahvoluştur. Cumhur İttifakı düşmeden, Milliyetçi Hareket Partisi teslim alınmadan bu vatanı bölemezsiniz, bu devleti yıkamazsınız, bu milleti karanlığa çekemezseniz” dedi.
“Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamak, ulusal güvenliğimizle ve iç uzlaşma ortamıyla kutuplaşmak hiç kimseye bir fayda sağlamayacaktır” diyen Bahçeli,“İkazla hatırlatıyorum, Türkiye düşmanlarının dolduruşuna gelip maşalık görevine talip olanlar maşeri vicdan önünde ardına kadar hesap vereceklerini unutmasınlar. Bugün, Türk milletinin üzerinde oynanan oyunların başlangıcının 20.yüzyılın başındaki jeo-politik, jeo-stratejik senaryolarda saklı olduğunu görmeden bugünü yorumlamak zordur. Bizleri dürüst bir sonuca götürecek yaklaşım, Türk milliyetçiliğinin, Türk tarihi ve Türkiye Cumhuriyeti içindeki yerinin içten analizinden geçmektedir .Bu bizi vazgeçilmez bir gerçeğe ulaştırır oysa o da, ölümsüz vatanımızda, Türkiye Cumhuriyeti çatısı aşağıda, ulusal birlik ve kardeşlikle yaşamaktan diğer tercihimizin olmadığıdır. Buna tamamlanmış diyen kim varsa geleceğimiz bir ve aynıdır” diye konuştu.

CHP ve HDP görüşmelerine ilişkin konuşan Bahçeli,” CHP ile HDP arasındaki röportaj trafiği ve sonrasındaki sisli, bir pek da sinsi bakış gözümüzden kaçmamıştır. HDP heyetinin CHP yönetimiyle görüşmesinden hemencecik sonra, aşinası olduğumuz müşterek basın toplantısı CHP’nin kurnazlığı nedeniyle yapılamamış, HDP kendi çalıp kendi oynamıştır. Anlaşıldığı kadarıyla CHP Genel Başkanı, HDP’ye karşı siyasi koronadan nedeniyle sosyal uzaklık koymuştur. Bu ne yaman bir çelişkidir? Bu nasıl bir ittifak ortaklığıdır? İçeride can ciğer kuzu sarması, dışarı çıkınca ne sen teşhis beni, ne de ben seni. Görünen reel işte budur. CHP ile HDP kimi kandıracaklarını zannediyorlar? Madem basının ve hatta milletimizin karşısına çıkmaya yüzünüz değil, cesaretiniz değil, yüreğiniz değil, o vakit niye görüşüyorsunuz? Nasıl bir şahsiyet taşıyorsunuz? Hadi korkuyorsunuz diyelim, niçin kalp yemiş gibi konuşuyorsunuz? Birbirine kefil olamayanlara, birbirine sahip çıkamayanlara, birbirinin yanına zeka duramayanlara Türkiye emanet edilir mi? Halk CHP-HDP-İP arasındaki dalavereye hiç kanar mı? Bu orta oyununa hiç aldanır mı? Arkadaki kapıda buluşmayın, aile fotoğrafına girmekten kaçınmayın, mertseniz, üzerini örteceğiniz bir ayıbınız yahut çıkın sahneye de boyunuzu görelim, kaç kilo olduğunuzu öğrenelim. Benzer tutumu terörist Demirtaş ile kahvaltıya hazırlanan İP’in başkanından da bekliyor, bunu istiyoruz. Firari güreşmeyin, minderden kaçmayın, kıvraklıklar yapmayın. Hadi buyurunuz, bizim ittifakımız, ittifak ortağımız bellidir. Bizim hedeflerimiz, 2023’deki Cumhurbaşkanı adayımız da bilinmektedir. Allah’a şükürler olsun ama, saklayacak, gizleyecek, korkacak hiçbir açığımız, hiçbir güçsüzlük ya da yanlışımız yoktur” ifadelerini kullandı.

“CHP’nin HDP ile görüşmesi demek PKK’yla teması demektir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ülke meseleleri ve gereklilik durumlarında görüşüp konuştuklarını ifade eden Bahçeli,” Sayın Cumhurbaşkanımızla gereklilik hasıl olduğunda görüşürüz, konuşuruz, ülke meseleleri hakkında fikirlerimizi paylaşırız.

Aramızda pazarlık değil, ihtilaf yok, utanacağımız bir konumuz yok. CHP Genel Başkanı kapalı devre siyaset alışkanlığını terk etmelidir. Dürüst olmalıdır, saydam olmalıdır, demokratik olmalıdır, PKK’dan FETÖ’ye değin terör örgütleriyle arasına duvar örmelidir. HDP’yle CHP ve İP arasındaki yasaklanmış ilişkinin bir bedeli de olmalıdır. CHP’nin HDP ile görüşmesi seslenmek PKK’yla teması demektir. Zillet ittifakının görünmeyen ortakları PKK’dır, FETÖ’dür, Sorosdur, rant ve faiz lobisidir. CHP Genel Başkanı son günlerde paniğe kapılmış ve su kaynatmıştır Üslubu HDP’li bir bölücünün üslubuyla en ince ayrıntısına kadar aynılaşmıştır. Buradan baktığımızda CHP ile HDP’yi ayırt etmekte zorlandığımızı, sürekli birbirlerine karıştırdığımızı bilhassa ve altını çizerek tasvir etmek istiyorum. Buna da hayıflanıyor, üzülüyoruz. Zira CHP’ye bakınca Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü görmemiz gerekirken, onun eserlerine ve emanetlerine düşman kesik mihrakların köşe başlarını nasıl da tuttuğunu endişeyle takip ediyoruz. CHP savruluyor, bu partinin minik kuklası İP sallanıyor. Bu gidişle CHP’nin HDP tarafından asimile edilmesi, sömürge partisi haline dönüştürülmesi sanıyorum kaçınılmazdır. Tavsiyem CHP yönetiminin Kandil’e değil Anıtkabir’e bakması, terör örgütlerinden değil Kuvayı Milliye’den feyz almasıdır. Tekrar bir diğer tavsiyem, demokrasiyi ABD’de değil, iradenin ve egemenliğin tek sahibi büyük Türk milletinin varlığında arayıp bulmasıdır. CHP Genel Başkanı, geçen hafta İzmir Çiğli Tramvay Hattı’nın Temel Atma Töreni’nde yapmış olduğu konuşmayla HDP’yi temsil ettiğini gıyaben de olsa bir defa daha ispatlamıştır” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını eleştiren Bahçeli,” Kılıçdaroğlu milletlerarası piyasaların İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne Define’ye verdiklerinden daha düşük faizle kredi verdiklerini söyleyerek ya siyasi kulvarındaki değişikliği teyit etmiş veya Farabi’nin cahil siyaset kavramına yeni bir ebat eklemiştir. Reel olan şudur: CHP Genel Başkanı’nın, Define’nin bono ihracı ile milletlerarası finansman kuruluşlarından proje kredisi sağlanması konusundaki ayrımı bilmediği ya da çarpıttığı ortaya çıkmıştır. Fazla kenarlı yeniden yapılanma bankalarından yapılan özel amaçlı proje finansmanı kredilerinin şartları ile bütçe finansmanı nedeniyle yapılan define tahvil ihraç getirilerinin mukayesesi tarihi bir hatadır. Kılıçdaroğlu’nun ekonomiden anladığı buysa, vay milletimizin haline, vay CHP’ye oy veren vatandaşlarımızın kırılan hayallerine. Bunlar Martın sonu bahar diyorlardı, kast ettikleri meğerse kara kışmış, bıçak gibi ayazlara ön hazırlıkmış. İzmir Büyükşehir Belediyesi, devlet içinde devlet değildir.

Devlet tektir, herkes duysun ve bilsin ancak bu devlet Türkiye Cumhuriyeti’dir. Eğer belediye dış finansman kullanacaksa, bunun müsade mercii, tasdik makamı Hazine ve Maliye Bakanlığı’dır. İzmir’de özerk bir idare kuruldu da bizim mi haberimiz olmadı?

Bu güvenilmez, sakat ve sorunlu açıklamayla Kılıçdaroğlu ne yapmaya çalışıyor? Neyin kozasını örüyor? Nereye varmak istiyor?

CHP’li belediye başkanları, belediye işlerinden başka her şeye burunlarını sokmaktadır. Kimisi 2023 yılında iktidar değişikliği olacak der, kimisi rektörlere mektup yazan, kimisi de bir yalana bin yalan katıp milleti aldatır. Bu devran böyle gitmeyecek, bu kervan bu şekilde ilerlemeyecek. Demokratik hesaplaşma vakti geldiğinde, kimin alnı ak, kimin yüzü kara, kimin başı dik kimin boynu eğik milletimizin hakemliğinde cümbür cemaat görecek, suyu çekilen zillet ittifakı karaya vurup dağılacaktır” ifadelerini kullandı.

Türk Gençliğinin istikbalin güvencesi olduğunu ifade eden Bahçeli,” Onları heba edemeyiz, savurganlık edemeyiz, geleceklerini riske atamayız, atanlara da göz yumamayız. Yumarsak eğer bunu tarihe anlatamayız, bunun hesabını Mahkemeyi Kübra’da veremeyiz. Gençlik kanın seri kaynadığı bir dönemdir. Hepimiz bu evrelerden geçtik, onlar ne yaşamışsa biz de benzerlerini deneyim ettik. Türk gençliğinin heyecanlarını, hedeflerini, duygusallıklarını, hayata ve hadiselere eleştirisel ya da tepkisel bakışlarını çıkar sağlamak isteyen grup ya da örgütler daima var olmuştur. Biz yurt odalarında bir simidi bölüşüp yiyen, soğuk kış günlerinde bir paltoyu sırayla giyen, sıcak bir akarsu içmek için borç para isteyen bir geçmişin içinden gelen camiayız.
Parası olan olmayana verdi, olan daha çok paylaştı, bu nedenle azımız fazla oldu. İşsizliği, parasızlığı, açlığı, çaresizliği, gurbeti, hakkının gasp edilmesini sorarım sizlere, Ülkücülerden daha iyi haberdar olan var mıdır? Bunların hiç birisi yasa dışı örgütlere sempati duyulmasının gerekçesi olamaz. Biz öğrenciyi de biliriz, teröristi de biliriz. Biz mazlumları da tanırız, zalimleri de tanırız.

Boğaziçi Üniversitesi’nde yasal ve meşru sınırlar çerçevesinde ataması yapılan rektöre itiraz edenlerin asıl dinamiği, provokasyon merkezi, atak üssü marjinal örgütlerdir. Bir öğrencinin DHKPC ile ne işi olur? İstanbul’a okumak, hayatını galip gelmek, milletine ve ülkesine hayırlı bir evlat almak için gelen bir gencimizin yasa dışı sol örgütlerin yuvalandığı hücre evleriyle ne bağı olacaktır? İnsanlık düşmanlarının değirmenine su taşıması, militan açığını takviye etmesi akılla, mantıkla, insanlıkla izah edilebilir mi? Rektör atanması “Hukuki olabilir, lakin demokratik değil” diyenler, kendi us ve düşüncenizden başka her görüşe sindirim güçlüğü ve tahammülsüzlük göstermeniz demokrasinin neresiyle bağdaşmaktadır? Katil polis aramak, mesela İstanbul Kadıköy’de polis otolarını taşlamak, esnafa hücum etmek, sivillere sataşmak ifade ve us hürriyetinin neresine sığmaktadır? 1 Şubat’taki olaylarda gözaltına alınan 108 kişiden 101’nin Boğaziçi Üniversitesi’yle ilgisi ve ilişiği yoktur. Bu 101 kişinin 79’u DHKPC ve TKP-ML örgüt üyesidir” açıklamasında bulundu.

Ailelere seslenen Bahçeli, “Evlatlarını üniversiteye gönderen muhterem analarımız, çocuğunuz bu örgütlerin eline düşerse bundan hoşnut olur musunuz? Taşlarla, sopalarla sokak cadde polislerle çatışmalarından, geleceklerini kaybetmelerinden sevinç duyar mısınız? Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin evlatlarını özgür bırakın diyor. Kendisine göre hava güzel, başkalarının sırtından kurban kesmesi basit. Muhterem analarımız, çağrımı tekrarlıyorum: Evlatlarınıza siz sahip çıkın. Ne Kılıçdaroğlu’nun eline ne de onun bunun keyfine bırakmayın. Öğrenci diğer, terörist başkadır. Arkadaş diğer, düşman başkadır. Hain başka, kahraman başkadır. Bunların birbirine karıştırılması felakettir. Öğrencilerimizin haklı, meşru, ahlaki ve yasal endişelerine dinlemek muhakkak görevimizdir. Zira onlar geleceğin Türkiye’sinin mimarları olacaktır. Ama terör örgütüyle irtibat ve iltisakı olanlar öğrenci yok, suçludur. bununla beraber öğrenci olmayan, herhangi bir üniversiteye kaydı bulunmayan yasa örgüt mensupları ne arıyor üniversite kapılarında? Devletin emniyet güçleri bu kepazeliğe gürültüsüz mi dursun. Türkiye kapanın elinde mi kalsın, Kalabalığı toplayıp sabahleyin ilk gelen üniversitelerde derebeylik mi duyuru etsin? Kılıçdaroğlu diyor oysa: “Öğrenciler ne yaptı Allah aşkına? Cam çerçeve mi kırdılar? Buluşma ve misafir etme yaptılar. Anayasal haklarıdır.” Dostlarıyla iktidar olacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, ekonomiden anlamadığı gibi, sıkıntı edip Anayasa’yı da okumamış. Anayasa’nın 34. Maddesi “Toplantı ve Misafir Etme Yürüyüşü Düzenleme Hakkı”na dair hükümdür. Bu hakkın nasıl ve hangi hallerde sınırlandırılacağı bellidir” dedi.

Boğaziçi Üniversitesine rektör ödev protestolarına ilişkin konuşan Bahçeli,” Boğaziçi Üniversitesi’nde fitne düzeneği kuran, devletle öğrenciyi cepheleştirmek için kolları sıvayan, cılızlaşan olayları diğer illere ve üniversitelere taşımak için fırsat kollayan, buradan bir millet hareketi çıkar mı diye bekleyen, buna takviye olan kim varsa alçak ve hain bir projenin figüranıdır.

Türkiye, Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve hürriyetleri koruma konusundaki iradesini gerçekleştirmekte olduğu reform adımlarıyla göstermiştir. Terör örgütleri ve terörle bağlantılı çevrelerin bu alanlardaki istismarına aleyhinde mücadeleden geri dönüş düşünülemeyecektir. İstanbul’da sokağa meydana çıkan HDP milletvekillerinin eğitimle, öğretimle, öğrenci haklarıyla, üniversiteyle ne alakaları vardır? HDP, CHP, İP, ne geleceği ne de devası olan diğer icazetli partilerin Türkiye’nin karışması nedeniyle kaosa oynadıkları red edilemez bir gerçektir. ABD’nin, AB’nin, hatta Birleşik Milletler’in bu çerçevede izah etme üstüne izah etme yapması içişlerimize küstahça karışmanın yanı sıra, şirret bir tezgahın varlığına işarettir. Avrupa Parlamentosu Türkiye eski Raportörü Piri’nin Boğaziçi Üniversitesi’nde konuşlanan örgütlere, Sorosçu Osman Kavala’ya, terörist Demirtaş’a destek açıklaması yalnızca mizah dergilerine konu olacak bir meczupluktan ibarettir. Ve değersizdir” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün endişe duyduklarını ileri sürmesinin çelişki olduğunu söyleyen Bahçeli, “Bu sözcünün, daha bir ay önce Kongre binalarına yapılan baskını, yaşanan çatışmaları, beş kişinin ölümünü, hatta Biden göre darbe iddialarını us kayıtlarından çıkardığı anlaşılmaktadır. Bize kadar cümbür cemaat kendi işine bakmalı, kendi önünden yemeli, kendi söküğünü dikmekle meşgul olmalıdır. Hiç kimse bize demokrasi dersi veremez, vermeye cüreti yetmez. Kimin ne dek demokratik olup olmadığını, insanlık değerlerine ne kadar hürmet duyup duymadığını dünya alem bilmekte ve görmektedir. Bütün dünyada LGBT haklarının koruyucusu olacaklarını söyleyenlere sesleniyorum; Müslüman Türk milleti bu oyuna gelmez, bu zokayı yutmaz, bu benekli kampanyanın tuzağına düşmez. Gösterdiğimiz haklı tepkiler, terör örgütlerine karşın haysiyetli sözlerimiz Okyanus ötesinden cevaplanıyor. Biz teröristlere yükleniyoruz, dijital terör, dijital faşizm, despot kaliteli post truth dönemin elebaşları oklarını bize yöneltiyor. Demokrasiden, haktan, hukuktan, özgürlükten bahsedenler açıklama ve akıl hürriyetine keyfi olarak kast ediyorlar. Geçen hafta Twitter, bazı paylaşımlarıma sansür uyguladı, kısıtlama getirdi. Seslenmek ancak fazla dürüst yoldayız, sözümüz ve tespitimiz çok isabetliymiş. Varsın kısıtlasınlar, isterse tüm mesajlarımı kaldırsınlar, merhum vatan şairimiz Namık Kemal’in dediği gibi; “Alın Yazısı her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin, dönersem kahpeyim irk yolunda bir azimetten.”Twitter’in beğenmediği şu mesajımı yeri gelmişken tekrarlamakta avantaj mülahaza ediyor ve boyun eğmeyeceğimizi haykırıyorum: “Sırtlarını ajanlara, zalimlere, karanlık çevrelere dayamış olanlar evlat yok başı ezilmesi gereken yılanlardır. Yasa dışı eylemleri diğer üniversitelere teşmil etmek için kuyruğa girenler bunun bedelini acıklı şekilde ödemelidir.” Görüşüm aynıdır, düşüncem aynıdır, temennim aynıdır. Nitekim teröristlerin başı ezilmelidir. Biz Türkiye’yiz, Türk milletiyiz, her gün korkakça yaşamaktansa bir gün kahramanca şehadeti dileriz” diye konuştu.

Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunun kuşkusuz olduğunu ve yeni hükümet sistemiyle bu durumun gerekli bir hal aldığını kaydeden Bahçeli, “Parlamenter sistemin izlerini silmek, kalıntılarını arındırmak lazımdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ruhuna ve dokusuna yerinde yeni bir anayasa yazılması geniş bir uzlaşmayla sağlanmalı ve milletimize kazandırılmalıdır. Cumhur İttifakı olarak bu konuda kavrama, gaye ve prensip birlikteliğimiz çok nettir. giderken yeniden tüzük yazılmasını ikinci cumhuriyet olarak çeviri edenlerin ciddiye alınacak hiçbir yanları olmayacaktır. Aynı kişilerin darbe anayasasıyla ülke yönetimine talip olmaları uyuşmama ve tenakuzdur. Cumhuriyet nedir diye sorsanız iki tümce kuramayan siyasetçilerin işlemeye başlayan süreci hezeyanla perçinlenmiş polemiklere hapsetme niyetleri siyasi hafifliğin sonucudur.
Bunlar itibarsızdır, ipe un sermekle meşguldür. 2 Şubat 2021 tarihinde yaptığımız yazılmış basın açıklamamızla yeni anayasa çalışmalarına bakışımız kamuoyuyla paylaşılmıştır Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşmemiz de verimli ve yapıcı bir atmosferde geçmiştir. Anayasalar, bir ülkenin işleyiş ve ilerleyişinin, toplumun bir arada yaşama iradesinin siyasi ve yasal belgesi olup değişmeyecek ya da yeni her tarafta yazılamayacak metinler değildir. Canlı ve çoğalan dinamik süreçlere ast olan toplumun, değerlerin, çağın, yönetim yapısının ve zamanın yönüne ve yönelişine uygun şekilde anayasaların da değişime uğraması veya bitmiş yazılması gerekli olduğu değin da doğaldır. Gelişmeler, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte yeni bir anayasa yazılmasının yükümlülük olduğunu göstermektedir. Artık bu bahsi muhkem ve müstesna bir uzlaşma ve demokratik imkanlarla kapatmanın vakti gelmiştir. Her parti yeni bir anayasadan bahsediyor veya değişmesini öneriyor.

O vakit tutarlılık gereği tüm partilerin Anayasa’nın birincil dört maddesine bağlı, yurttaşlık tanımına sadık bir siyasi tutumla bir araya gelmesi milletimizin istek ve beklentisidir. Milliyetçi Hareket Partisi yeni tekrar anayasa imlâ sürecine vardır ve çalışmalarına samimiyetle, önyargısız şekilde başlamıştır. Unutmayalım oysa, kuvvete dayanmayan hak aciz, adalete dayanmayan zorlama zalimdir” ifadelerini kullandı.

Hülya Keklik

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

Bakan Çavuşoğlu Kuveyt Başbakanı Sabah ile görüştü

Bakan Çavuşoğlu Kuveyt Başbakanı Sabah ile görüştü

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Kuveyt’te

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Kuveyt’te