in

MHP Genel Başkanı Bahçeli: ‘Yangınlar son zamanların en trajik olayları arasındadır’

MHP Genel Başkanı Bahçeli: 'Kıbrıs’ta iki farklı devlet varlığı artık herkesçe kabul edilmelidir'
MHP Genel Başkanı Bahçeli: 'Kıbrıs’ta iki farklı devlet varlığı artık herkesçe kabul edilmelidir'

Bugün günü Türkiye Büyük Halk Müziği Meclisi (TBMM) Grup Toplantısında konuşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Son günlerde peş peşe meydana çıkan orman yangınlarına uyarı çeken Genel Başkan Bahçeli, “Yangınların nasıl çıktığı ile ilgili araştırma ve incelemeler doğal mecrasında devam etmektedir. Ağacımıza doğamıza, insanımıza kim ya da kimler sabotaj yapmışsa bulunup en ağır şekilde cezalandırılmaları ertelenemez bir hedeftir. Bilhassa “Ateşin Çocukları” isimli PKK aparatı bir yaradılış tüm dikkatleri üstüne çekmiştir” ifadelerini kullandı.

“Yangınlar son zamanların en trajik olayları arasındadır”

Ormanı topraktan bambaşka düşünmek, öbür düşlemek ve farklı yorumlamanın olası olmadığını belirten MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Ormana kast eden toprağa, toprağa kast eden vatana kast etmiştir. Hatay’ın Belen ilçesinde 9 Ekim Cuma günü ağaçlık alanda meydana çıkan, daha açık konuşmak gerekirse çıkartılan yangın rüzgarın da etkisi ile mesken yerlerine sıçramıştır. Arkasından İskenderun ve Arsuz’a kadar yayılmıştır. Evleri yanan ve riskli bölgelerde oturan vatandaşımız bulundukları meskûn mahallelerden emniyet içinde terhis edilmişlerdir. Hatay’da 9’u ormanlık 6’sı da kırsal alanda olmak üzere 15 yangın vakası tespit edilmiştir. Fazla şükür yangınlar güçlükle de olsa kontrol altına alınmıştır. Yüreğimizi ağzımıza getiren, duyan ve gören herkesi korkuya sevk eden felaket yöre insanımızı ve doğal güzelliklerimizi korkunç ölçüde etkilemiştir. Hatay ve Kahraman Maraş’ta insanlarımızı evsiz bırakan tarım arazilerini çöle çeviren, ağaçları yakıp yıkan, bitkileri hayvanları katleden yangın son zamanların en trajik olayları arasındadır” biçiminde konuştu.

Osmaniye ve Trabzon’da da orman yangınlarının görülmesinin büyük bir kayıp ve üzüntüye yol açtığına değinen Bahçeli, “Yangınların nasıl çıktığı ile ilgili araştırma ve çalışmalar doğal mecrasında devam etmektedir. Ağacımıza doğamıza, insanımıza kim ya da kimler sabotaj yapmışsa bulunup en ağır şekilde cezalandırılmaları ertelenemez bir hedeftir. Bilhassa “Ateşin Çocukları” isimli PKK aparatı bir yaradılış tüm dikkatleri üstüne çekmiştir. Bilindiği üzere bölücü terör örgütü 2019 yılında ‘Ateşin Çocukları İnsiyatifi’nin kurulduğunu, bu alçak grubun kibrit ve çakmakla çaba edeceğini duyurmuştur. Bu canilerin birincil eylemi 11 Temmuz 2019’da Fethiye’de ortaya meydana çıkan orman yangını ile görülmüştü. Bu teröristler Hatay’daki iddiaya göre tanrısal ateşi de selamlamış ve yangınların sorumluluğunu üstlenmişlerdir. Ateşin nesebi gayri sahih çocukları var mı bilemeyiz. Ancak bildiğimiz bir şey varsa o da şudur; ‘Bunlar iblisin çocukları, ifridin çeşitleri, ihanetin çakallarıdır.’ Kimin çocukları oldukları esasen meçhul olan bu şerefsizlerin kısa sürede yakalanıp yaktıkları değin yakılmaları, dahası yaptıkları her türlü kötülük ve menfur eylemlerden dolayı hesaba çekilmeleri en ivedi hukuk ihtiyacıdır” diye konuştu.

“Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi’nin haktan ve hakikatten yanlamasına tavrını göreniniz oldu mu”

Son zamanlarda çıkan yangınlar hakkında bazı kesimlerin suskunluğa büründüğünü andıran Bahçeli, “Dün emzikli bebeklerimize kurşun sıkanlar bugün ormanlarımızı yakıp canlıları ateşte kavurdular. Dün güya öz yönetim ilanları ile vatanımızın bir bölümünü işgale kalktılar, bugün ağaçlarımıza, kuşlarımıza, yeşil bitki örtümüze nefret edilen şey saçtılar. Dün günahsız insanlarımızı, Mehmetlerimizi, polislerimizi, korucularımızı katlettiler. Bugünde aynı yerdeler. Yürek Parçalayıcı gelişmeler karşı okumuş müsveddelerinin tepkilerini duyanınız oldu mu? Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi’nin haktan ve hakikatten yandan tavrını göreniniz oldu mu? Savaşa hayır bildirileri hazırlayıp çözülmeye, çürümeye ve çöküşe boyun eğmemizi isteyen, aklı ve kalbi esirlenmiş, iş birlikçi güruhun itirazına tesadüf edeniniz oldu mu? Peki terörist Demirtaş’ın hakkındaki iddiaları göğsüne asacağı şeref madalyası gibi görebilen CHP Genel Başkanı’ndan ses çıktı mı? Bırakınız büyüğünü, en küçüğünden bir sitem işitildi mi? Kılıçdaroğlu şereften ne anlıyor, haysiyet deyince aklına ve hatırına ne geliyor? Hayata ve doğaya kast eden hainlerin elebaşı Demirtaş ile ilgili nazlı nazlı kahvaltı rezervasyonu yapanlar, evlerinin kapılarını başlamak için hazırlanmış kıta bekleyenler, sorarım sizlere; ‘Nasılsınız, iyi misiniz?’ açıklamalarında bulundu.

“Teröriste terörist diyemeyen, bize göre teröristtir”

Teröriste terörist diyemeyenler olduğunu ve kendilerine kadar onların da terörist sayıldığını bildiren Bahçeli, “Terör sevicileri, terörist hayranları, eğip bükmeden istismar ve inkara yeltenmeden şu soruma da yanıt vermelidirler; geçtiğimiz hafta Ağrı Doğu Beyazıt’ta şehit düşen ve gelecek ay evlenecek olan Çorum İskilipli Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Emre Dokumacı’nın muhterem annesine, babasına, hatta al bayrağa sarılı tabutuna kapanıp gözü yaşlı nişanlısı Hatice Karagöz evladımıza ne diyecek, ne anlatacaklar? Onların gözlerinin içine hangi cesaretle bakabilecekler? Teröriste terörist diyemeyen, bize tarafından teröristtir. Hainlere arkadaki çıkan, kol kanat geren bununla da yetinmeyip siyasi iş birliğine heves eden kim varsa, dökülen kanda, yanan ormanda, yıkılan umutlarda payları ve parmak izleri olan namertlerdir. Demokrasi ve ekoloji mücadelesi birbirinden koparılamaz masalı anlatan bölücülerin, insana, doğaya ve hayvana düşman olduklarını anlatmak, bu suretle düşmana da yargı ettiği muameleyi yerine getirmek vicdan sahibi herkesin boyun borcu vatan ödevidir. Hatay’da evi barkı yanan ağacı ve tarlası ateşe bahşedilen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Türkiye Cumhuriyeti zinde ve muktedirdir. Hükümet durumun ciddiyeti ve önemini fazlası ile kavramıştır. Nereler yakılmışsa ümidim eskisinden daha da yeşile kavuşmasıdır. Ümit ediyorum ama tüm imkanlar seferber edilerek facianın yaraları sarılacak, zarar ve ziyanlar gecikmeye maal bırakmadan telafi edileceklerdir” şeklinde konuştu.

“Biz Türkiye’yiz, Türk milletiyiz, saldırılara direnecek olan siper hattı Cumhur İttifakı’yız”

Cumhur İttifakı ile bir siper hattı oluşturduklarını vurgulayan Bahçeli, “Terörle mücadele sırasında şehit olan kahramanlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmetler, çare görebilen kahramanlarımıza da şifalar temenni ediyorum. Unutmayınız tüm ağaçlarımızı yaksalar da fidan dikecek toprağımız vardır. Topraklarımız susuz kalsa da hamdolsun sulayacak kanımız vardır. Düşman fazla olsa da yenecek kudretimiz vardır. Zalimler karşımıza çıksa da alayını yıkacak imanımız vardır. Eğilmez başız, inmeyecek bayrağız, işgal kabul etmeyecek iradeyiz. Nitekim biz Türkiye’yiz, Türk milletiyiz, saldırılara direnecek olan siper hattı Cumhur İttifakı’yız yıkılmaz iradeyiz” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi sözünün eridir. 2023’de Cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayyip Erdoğan’dır, Türk milleti Cumhur İttifakı’yla kutlu yarınlara yürüyecektir” dedi.

Türkiye Büyük Ahali Meclisi (TBMM) Grup Toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Son dönemde ortaya gündeme gelen erken tercih söylemlerine değinen Genel Başkan Bahçeli, MHP’nin gündeminde böyle bir konu olmadığını ve 2023 yılında Cumhurbaşkanlık seçimlerinde adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirtti.

“Ermenistan kanserlidir, kemoterapisi Türk ve Türkiye düşmanlığıyla yapılmaktadır”

Türkiye’nin meşgul olduğu, kararlı mücadeleyle üstesinden varmak için uğraştığı hiçbir sorunun birbirinden egemen ve bağlantısız olmadığını vurgulayan MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Ecdadımız ne demişse, neyi tembihlemişse, hangi zorluklarla muhatap kalmışsa, bugünlerde de aynılarını yaşıyor ve yüzleşiyoruz. Gelişmeleri tarih imbiğinde damıtıp fikir süzgecinden geçirdikten daha sonra Türk milletinin karşısındaki çetin ve çetrefilli meselelerin geçmişe dayanan bir hesabı olduğunu alenen görmek mümkündür. Akdeniz’deki gergin atmosfere bakınız, göreceğiniz budur. Dağlık Karabağ sorununa odaklanınız, teşhisiniz bu olacaktır. Ermenistan emperyalizmin Güney Kafkasya’da kurduğu marazi, maşa ve mayın devlettir. Tıpkı Yunanistan’ın hedeflediği gibi, Ermenistan’ın Anadolu topraklarına dağıtım ve bu kapsamda artma arzusu laf konusudur. Bu çerçevede altı çizilmesi gereken gerçek şudur; “Büyümek için gelişmek yalnızca ve yalnızca kanser hücresinin bir özelliğidir. Ermenistan kanserlidir, kemoterapisi Türk ve Türkiye düşmanlığıyla yapılmaktadır” biçiminde konuştu.

“Dağlık Karabağ Türk’tür, Azerbaycan Türklüğünün öz yurdudur”

Dağlık Karabağ’ın Türk yurdu olduğuna ve Azerbaycan ile Ermenistan aralarında meydana çıkan çatışmalarda il ateşin Ermenistan kanadından açıldığına değinen MHP Lideri Bahçeli, “Geçen haftaki grup konuşmamda demiştim fakat; “Azerbaycan-Ermenistan çatışmasının mütareke, diyalog, görüşme, diplomasi gibi kandırmacalar aracılığıyla çözüm teklifleri şu aşamada tuzaktır, tertiptir, yenilgiye onaydır.” Saldırgan ülke Ermenistan’dır. Masumları öldüren ülke Ermenistan’dır. İşgalci ülke Ermenistan’dır. Yargı ve hukuk tanımayan ülke de Ermenistan’dır. Geçen hafta ne demişsem aynı noktadayım. İki ülke arasında ateşkes çağrıları, diyalog arayışları, masa kurma önerileri, yanlı ve tarafgir arabulucuların baskıları, Dağlık Karabağ davasını karalamaktan ve kilitlemekten başka manaya gelmemektedir. Neyin ateşkesi, neyin görüşmesi, konu vatan konusudur, konu serbest onurudur. Terörist devlet Ermenistan Dağlık Karabağ’dan çekilmeden, işgal ettiği toprakları yargı sahibi Azerbaycan’a teslim etmeden silahları indirmek, ateşi dindirmek, masalarda çözüm aramak cinayetlerin, rezaletlerin ve zulmetin meşrulaşması demektir. Dağlık Karabağ Türk’tür, Azerbaycan Türklüğünün öz yurdudur, Paşinyan’ın Ermenistan’a aittir demesi ise sadece despot ve meteliksiz tesellisidir” diye konuştu.

“Dağlık Karabağ masada yok, sahada terör devleti Ermenistan’ın kafasına vura vura alınmalıdır”

Moskova’da gerçekleşen müzakerenin maddesel bir karşılığının bulunamadığını belirten MHP Genel Başkanı Bahçeli, “11 saat süren müzakerelerin hitamında, 10 Ekim 2020 Cumartesi günü saat 12’den itibaren geçerli edinmek üzere, Dağlık Karabağ’daki cenazelerin ve esirlerin değişimini öngören 72 saatlik bir ateşkes kararı üzerinde mutabakata varılmıştır. Bize tarafından bu bir tavizdir. Nitekim pamuk ipliğine ast ateşkesi ihlal eden beklendiği gibi Ermenistan olmuştur. Üstelik terör devleti Ermenistan uzun menzilli füzelerle Gence ilk kez almak üzere sivil ikâmetgâh alanlarına saldırmıştır. Bu kanlı saldırılarda 9 soydaşımız şehit düşmüş, fazla sayıda soydaşımız yaralanmıştır. Katille pazarlık kurşun olarak, bomba olarak, kalleşlik olarak fatura edilmiştir. Azerbaycan’ın mütareke kararına uyulduğunu, etkin savaş faaliyetleri yürütülmediğini üstüne basa basa açıklaması Ermenistan’ı cesaretlendirmektedir. Tedavi yoktur, çözüm kalmamıştır, Dağlık Karabağ masada yok, sahada terör devleti Ermenistan’ın kafasına vura vura alınmalıdır. Kaldı ki masada işgalden vazgeçmeye hazırlanmış bir Ermenistan’dan dile getirmek de imkânsızdır” diye konuştu.

“CHP kim, Doğu Türkistan’ı müdafaa etmek kimdir”

Uygur Türklüğünün sorununu tekrar tekrar ve her koşulda savunduklarını bildiren Genel Başkan Bahçeli sözlerine şu şekilde devam etti:

“CHP bize Uygur Türklüğü konusunda parmak sallayamaz, güzergah çizemez, emir edemez, nasihat ve tembihte bulunamaz. Onlar Moskova yolu gözlerken, biz tutsak Türklerin davasıyla nefes alıyorduk, Turan ülküsüyle, Türklüğün muzaffer günlerine ulaşma heyecanıyla hafıza ve siyaset mücadelesi veriyorduk. Çizgimizde kırıklık yoktur, halen bu azimdeyiz, bu ahlaktayız, bu fikir namusuna sahibiz. CHP kim, Doğu Türkistan’ı savunmak kimdir? Hele bundan başka Serok Ahmet var oysa, tantana çıkarmakta üzerine yoktur. Kalkmış bize soru sormuş: “Doğu Türkistan’da yapılan zulme niye gürültüsüz kalıyormuşuz” Hızını alamamış olacak ancak, Doğu Türkistan’ı kaça sattığımızı da sorularının arasına iliştirmiş. Be hey Serok, söylesem anlamazsın, göstersem algılayamazsın, sussam gönül razı yok, gerçi şunu bilmelisin fakat, satış senin işindir, pazarlamak seninle anılan bir meslektir. Sen Doğu Türkistan’ın haritada yerini bilmiyorken Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in kalbi bu sevdayla çarpıyordu. Sen git Kobanici yoldaşlarınla kucaklaş, ecdadımızın geride kalan türbelerini boşaltmak için sözler ver, gücün yeterse kamyonlara yükleyip kaçabildiğin dek kaç, olur ya kurtulur, şayet yakayı kurtarırsın. Aklının ermediği konularda yorum yapma, masken düşer; çamurlu yollarda yürüme, üstün başın batar. Ne tuhaf bir haldir ancak, zilletin ortakları hiç bilmedikleri, uğruna hiç uğraş etmedikleri Doğu Türkistan meselesini gündeme taşıyorlar, istismarla oyalanıyorlar. Çünkü bunların kulaklarına fısıldayan, önlerine talimatname koyan dış mihraklar atama başındadır.”

“CHP Genel Başkanı’nın tercih isteği de sipariştir, bununla beraber hezeyandır”

Cumhuriyet Irk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun erken seçim söylemlerini de andıran Bahçeli, “CHP Genel Başkanı’nın seçim ricası de sipariştir, aynı zamanda hezeyandır. Kaçış sendromu yaşamış Kılıçdaroğlu düne dek erken seçime aleyhinde olduğunu söylüyordu. CHP’ye oy veren kardeşlerim bile şaşkınlıkla soruyor, “Ne oldu da pat diye seçim diye tutturdu? Kim aklına girdi? Kimin dolduruşuna geldi?” CHP Genel Başkanı bir televizyon programına çıkmış ve demiş ki; “Bu ülkenin kurtuluşu bir an önce seçime gitmektir. Bunu Sayın Bahçeli’ye söylüyorum. Eğer sen bu ülkeyi seviyorsan, bu ülkenin bekasını düşünüyorsan, bu ülkede insanların rahatlık içinde yaşamasını istiyorsan çık kardeşim yarın sabah deki, yeter bundan böyle ya, yeter artık de, seçime git, Türkiye’yi seçime götür.” Sayın Kılıçdaroğlu ülkemi ve milletimi canımdan aziz biliyor, her şeyden çok seviyorum. Bunu senin onaylama ve atama faktör ne haddindir, ne hakkındır. Oysa senden ve zihniyetinden hiç mi hiç hazmetmiyorum. Seçime gidip ne yapacaksın, nereye ulaşacaksın, sana kimler ne söyledi? Neyi vaat ettiler? Ankara’dan bir Bişkek mi çıkarmayı düşünüyorsun? Buna mı hazırlanıyorsun? Osman Kavala’ya duyduğun sempatinin aşağıda yatan ana niçin Sorosçuların desteğini mi elde etmek? Biz erken tercih talebini söyleyenden daha çok söyletenleri yani sahibinin sesini ve kimliğini merak ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“2023’de Cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayyip Erdoğan’dır”

Milliyetçi Hareket Partisi’nin 28.Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinin vaktinde yapılmasından, sandığın 2023 yılının Haziran ayında kurulmasından yana olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Bu tutarlılığımızı ve kararlılığımızı muhafaza edeceğiz. Erken seçim tartışması gereksiz yere emek ve nefes israfıdır. Türkiye 2023 hedeflerine, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarını inşa ederek, yapısal reformları hayata geçirerek ulaşacaktır. Anket aldatmalarını milletin iradesi yıkıp geçecektir. Cumhur İttifakı; inanmış gönüllerin mecmuuyla, yüksek ülkülerin kocaman heyecanıyla, millete adanmış ulusal ve yerli duruşun manevi hikmetiyle yoluna ve yolculuğuna ardına kadar devam edecektir. Kim aday olursa olsun, hangi partiler zilletin çatısı altına sığınırsa sığınsın, parlamenter sisteme dönmenin hesabını hangi siyasi defolar yaparsa yapsın, nafiledir, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yaşayacak, geleceğin rotası Cumhur İttifakı’nın fedakârlıklarıyla çizilecektir. Milliyetçi Hareket Partisi sözünün eridir. 2023’de Cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayyip Erdoğan’dır, Türk milleti Cumhur İttifakı’yla kutlu yarınlara yürüyecektir” açıklamalarında bulundu.

“Türkiye haklı mücadelesinden taviz vermeden sağlam duruşunu korumaktadır”

Türkiye’nin Akdeniz’i kapsamına alan bekası ve geleceği birbiriyle iç içe geçmiş üçayaklı bir tehdit şemsiyesi altında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Yunanistan ile aramızda müşterek ilan edilen Navtexler gerilimi canlı tutmaktadır. Atina yönetimi Lozan ve Paris Antlaşması’nda gayri askeri statü olmaları tescil altına alınmış adaları silahlandırmakta, tahriklerini artırmaktadır. Hukuk çiğnenmekte, milli güvenliğimiz tacizlere uğramaktadır. Türkiye haklı mücadelesinden ödün vermeden sağlam duruşunu korumaktadır. Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimizin baştan mavi sulara açılması bu dirayetin, bu cesaretin, bu iradenin ezcümle bir neticesidir. İkinci tehdit olarak, Suriye’de bölgesel ve küresel güçlerin oldubittiyle terör devleti kurma hevesleri, nihai olarak Akdeniz’e bağımsızlık çıkış yollarını açma hedefleridir. Hatay’da çıkartılan orman yangınları, süregelen terör saldırıları, Libya’yı kavrayan cepheleşmeler bu tehdidin bize kadar ara duraklarıdır. Üçüncü olarak, KKTC’nin siyasi, stratejik ve egemen varlığını sekteye uğratacak, Türkiye’den kopartacak yakın tehditlerdir” diye konuştu.

Utku Şimşek
 

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

TBMM Başkanı Şentop’tan Yunanistan’ın Batı Trakya kararına tepki

TBMM Başkanı Şentop: ‘Türkiye’de bundan daha sonra tercih vaktinde yapılır’

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: ''Ok yaydan çıkmıştır''

KKTC Başbakanı Tatar’dan Rum yönetimine kınama