in

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den emekli amirallere ilişkin tanımlama

MHP Genel Başkanı Bahçeli: 'Kıbrıs’ta iki farklı devlet varlığı artık herkesçe kabul edilmelidir'
MHP Genel Başkanı Bahçeli: 'Kıbrıs’ta iki farklı devlet varlığı artık herkesçe kabul edilmelidir'

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Meclis Grup Toplantısını, Ramazan ayının birincil gününde gerçekleştirmekten sevinç duyduğunu bildiren Bahçeli, “Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan, üç ayların sonuncusu, 11 ayın sultanıdır. Bir defa daha müşerref olduğumuz bu kutlu ay inananlar için bereket ve bolluk vahası; tahammül, acınacak şey, zevk ve paylaşma vadisidir” dedi.

“Covid-19’un tasallutundan kurtulabilmek için seferberlik içinde hareket etmeliyiz”

Maske, mesafe ve temizlik şartlarına riayet dek, Ramazan ayı baştan başa uygulanması bundan böyle gerekli olan öteki kısıtlayıcı tedbirlerle bayramı ve müteakip dönemleri tıpatıp eski günlerde olduğu gibi kucaklayabileceklerini hatırlatan Bahçeli, “Rahat gelirli vatandaşlarımızı gözeterek; esnafımızın, çiftçimizin, ufak ve orta ölçekli işletmelerimizin talep ve hassasiyetlerini muhtemel mertebe dikkate alarak bugünkü darboğazdan çıkabiliriz. Covid-19’un tasallutundan kurtulabilmek için seferberlik içinde hareket etmeliyiz. İnsan ve toplum sağlığının muhafazası, keza Covid-19’la mücadelenin başarıya ulaşabilmesi için yaşamsal kaliteli kurallara mutlaka uymalıyız. Dayanışmanın, duyarlılığın, empatinin, yardımlaşmanın güzelliklerini daima birlikte göstermeliyiz” diye konuştu.

“PKK’nın kış aylarında yuvalandığı alanlar birer birer temizlenmektedir”

Terörle mücadelenin kararlılıkla ve kahramanlıkla sürdürüldüğünü kaydeden Bahçeli, “Ocak ayında başlatılan Eren Operasyonları başarıyla ve yüksek bir moralle icra edilmektedir. PKK’nın kış aylarında yuvalandığı alanlar birer birer temizlenmektedir. Takriben iki haftalık bir süre aralığında bölücü örgütün üstteki kademe yöneticilerinin içinde yer aldığı 16 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Şırnak Bestler Dereler Domuz Dağı Bölgesi’nde hainler takibe alınarak mağaraları ve saklandıkları barınakları tespit edilmiş, ardından da isabetle vurulmuştur. İkisi kırmızı, üçü de turuncu listede bulunan PKK’nın elebaşları ihanetlerinin bedelini canlarıyla ödemişlerdir. Karların yavaşça erimesi ve baharın gelişiyle birlikte saklandıkları deliklerden fareler gibi çıkmaya başlayan teröristler hamdolsun Türk milletinin gücünü, Türk devletinin kudretini bir defa daha görmüşlerdir. Onlar kaçacak biz kovalayacağız, onlar yıkacak biz yapacağız, onlar saklanacak biz bulacağız, nitekim şehitlerimizin hesabını sonuna kadar soracağız” biçiminde konuştu.

“HDP’yle ittifak kuranlar aynı zamanda çocuklarımızın düşmanıdır”

Bölücü terör örgütünün sonunun nihayet geldiğini vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“PKK can çekişmekte, acı içinde çırpınmakta, her yerinden dağılmaktadır. Bu kanlı ve hain şebeke çocuklardan bile terörist devşirecek değin alçaktır, şerefsizdir. Bunlardan birisi olan Hamza Adıyaman Hakkari Kırıkdağı Köyü’ndeki okulundan kaçırıldığında az önce 8 yaşındaydı. Ailesi gözyaşı dökerek senelerdir evlatlarının yolunu gözlemişti. Önce Zap suyuna düşüp boğulduğunu söylediler.

Ama Hamza Adıyaman’ın Irak’ın kuzeyinde bulunan PKK kampına kaçırıldığı fotoğraflarla ortaya çıktı. Küçük bir çocuğun eline silah verilmiş, ölmeye ve öldürmeye programlanmıştı. Şu rezalete bakınız oysa, HDP’li bir bayan milletvekili de PKK’yı arkalamış, Hamza Adıyaman’ın ailesini suçlayarak tıpkı şunları söylemiştir: ‘Zap suyuna düştü ve ailesi para karşılığında HDP il binası önünde oturtuluyor.’ Bu terörist kadının ruhu kirlenmiş, vicdanı lekelenmiş, iradesi rehin alınmıştır. Ve Meclis’te bekleyen fezlekesinin anında işleme alınması hayat memat konusudur. Hamza Adıyaman, Zap suyunda değil, PKK’nın ihanet kampındadır. Gerçekleri saklayan, çocukların dağa ve kamplara tabanca zoruyla kaçırılmasını çarpıtan kim varsa, dilerim ama bir gün kendilerini Zap suyunun dibinde bulurlar. HDP’yle ittifak kuranlar bununla beraber çocuklarımızın düşmanıdır. Terörist Demirtaş’a siyasi maksatlarla müşfik ve müspet yaklaşanlar çocuklarımızın, kadınlarımızın, güvenlik güçlerimizin, hülasa Türk milletinin karşı oluşmuş zillet cephesidir. HDP’ye müsamaha ve acınacak şey analara hakaret, babalara hıyanettir.”

Zeytin Dalı Harekat Bölgesi’nde 7 Nisan’da PKK/YPG terör örgütünün kanlı saldırısında kahraman Bilirkişi Çavuşlar Ahmet Akdal ile Gökhan Çakır’ın, 9 Nisan’da Eruh ilçesi kırsalında teröristlerle meydana çıkan çatışmada ise kahraman Uzman Çavuş Erkan Erdem’in şehit olduğunu hatırlatan Bahçeli, “Geçen hafta bir diğer acı haber de Konya’dan geldi. Türk yıldızlarına ait eğitim uçağının kaza kırıma uğraması sonucunda Pilot Yüzbaşı Burak Gençcelep şehit düştü. Afrin şehidi Gökhan Çakır evladımızın saygın babası Hasan Çakır’ın hayranlık uyandıran şu sözleri aziz milletimizin ruh kökünün tıpkısının aynısıyla özetidir:

Şehit babası diyor ama: ‘Allah devletimize zeval vermesin. Vatan bölünmez şehitler ölmez. Bugün bir tane Gökhan gitti, lakin bu sabaha kadar bin tane Gökhan gelecek. O kanı yerde bırakmayacaklar.’ Eruh kırsalında şehadet şerbetinden içen Erkan Erdem evladımızın elleri öpülesi annesi Hatice Erdem yaktığı ağıyla hepimizi hüzne boğmuş ve şöyle seslenmiştir: ‘Vatan sağolsun, karlı dağları aştın da Türk bayraklarıyla geldin kuzum.’ Bu inanç bizde varken, bu dirayet bize hâkimken, bu vatan ve millet sevgisi bizimle bütünleşmişken, Türk milletini bölmeye, Türk devletini yıkmaya, Türk bayrağını indirmeye, Türk vatanını parçalamaya hiçbir zalimin, hiçbir zilletin, hiçbir muhasım ülkenin gücü yetmeyecektir. Bir ölürsek bin diriliriz. Bir gidersek bin geliriz” diye konuştu.

“Bir Takım müflis, müfsit ve müfteri zihniyetlerin Türk Silahlı Kuvvetleri’ni karalaması, töhmet aşağıda bırakması planlı bir düzen, sıradan bir tuzaktır”

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, millet ordusu, kanun ordusu, kahramanlık onuru olduğunu, ülkesine ve vatanına bedeli ne olursa olsun aşkla hizmet ettiğini ve fedakarlıkta sınır tanımadığını dile getiren Bahçeli, “Bazı müflis, müfsit ve müfteri zihniyetlerin Türk Silahlı Kuvvetleri’ni karalaması, töhmet altında bırakması planlı bir tertip, bayağı bir tuzaktır. Demokrasi muhaliflerinin kahraman ordumuzu günlük siyasi tartışmaların içine çekme gayreti suçluluk psikolojisidir” ifadelerini aktardı.

“(104 amiralin imza attığı bildirinin yayımlanmadan önce değiştirilmesiyle ilgili iddialar) Madem öyleydi, 104 kişiden birisi çıkıp da bu bildiriyi neden red edemedi? İmza attığım metin bu değildir itirazını niye yapamadı?”
Demokrasi ve milli irade üzerinde oynanan oyunun ana gayesinin iç kolaylık ve barıştırma ortamını baltalamak olduğuna dikkat çeken Bahçeli, şöyle konuştu:

“104 emekli amiralin hazırlayıp 4 Nisan gece yarısı servis ettiği darbe bildirisini haklı çıkarmaya, mantıklı göstermeye, ifade ve us özgürlüğü kisvesiyle maskelemeye çalışanlar milli iradeye dürüst içe tahammülsüz olan vesayetçi çevrelerdir. Konu artık yargıdadır. Bu bildirinin peşinde duranların kimler olduğu var, neyin amaçlandığı şüphesiz bağımsız ve objektif mahkemeler eliyle vuzuha kavuşturulacaktır. 4 Nisan bildirisine imza atmayan, oysa imza sürecinde açılan Whatsapp grubuna üye olan emekli bir amiral, hazırlanan metnin yayımlanmasından önce değiştirildiği iddiasını dile getirmiştir. Madem öyleydi, 104 kişiden birisi çıkıp da bu bildiriyi neden red edemedi? İmza attığım metin bu değildir itirazını niye yapamadı? Emekli amirallerin iradesinin iğfal edildiğini ileri sürenler bize kadar boş yere konuşuyor, gereksiz yere uğraşıyor, çünkü her şey gün gibi ortadadır. Eğer bildirinin son hali İP’in yönetiminde bulunan ve birincil imzacı olan Ergun Mengi kadar hazırlanmışsa, bunun izahını yapması gerekenler kuşkusuz bellidir ve milletimiz izah etme beklemektedir. CHP Genel Başkanı, emekli olmuş amiraller dünyanın neresinde darbe yapabilir, sorusunu pişkinlikle sorabilmiştir. Anlaşılan Kılıçdaroğlu cehaletinin ve cüretinin kurbanı olmaktan herhangi bir hastalık duymamıştır. Talat Aydemir’in 20 Mayıs 1963 tarihindeki ikinci darbe teşebbüsü esnasında sadece emekli bir Albay olduğunu Kılıçdaroğlu dışarıda bilmeyen var mıdır? Tarihine yüz çevirmiş, bundan başka devri iktidarlarında vuku bulmuş bir kalkışmadan haberi bile olmayan CHP Genel Başkanı’na milletimiz nasıl güvenecek, nasıl inanacak, nasıl haysiyet edecektir? Kılıçdaroğlu’nun zeka olarak ve zihni melekeleri en ince ayrıntısına kadar laçkalaşmıştır. Sıkıştıkça denge ve kontrolünü kaybetmektedir. İleri derecede su kaynatmaktadır.”

“Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı seçimini kazanacağından bu kadar eminse, kendisine fazla güveniyorsa, buyursun namzet olsun”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğu’nun, katıldığı bir televizyon programında, “Ortak görüntü olursa Cumhurbaşkanı adayı olurum” sözleriyle niyetini açık etmesinin, bununla da kalmayarak kazanacağından kararsızlık duyulmaması gerektiğini söylemesinin zamanlama itibariyle üstünde durulması gereken bir bildiri olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı seçimini kazanacağından bu kadar eminse, kendisine çok güveniyorsa, buyursun aday olsun, korkakça değil mertçe milletimizin huzuruna çıksın, ben de varım desin. Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı çoktan bellidir. Kılıçdaroğlu’nun elinden tutan değil, önüne geçen yok, aday olmasına bildiğimiz kadarıyla mani bir hal değil. Ondan bundan kahkaha bekleyeceğine, kararını belirlesin, cesurca de gerisinde dursun. Kılıçdaroğlu geçen haftaki grup toplantısında milliyetçilikle ilgili kuru sıkı atmış, işkembeden sallamış. Bilmiyor ki, abes lakırdı karın doyurmaz, kuru gayret çarık eskitir. Diliyle omuzunu kaşıyan CHP Genel Başkanı, yayladaki yoğurda mantı kesiyor, sudaki balığa soğan doğruyor, demem o fakat, düş gerisinde koşup duruyor. Yıkık değirmende altı ay bekleyen Kılıçdaroğlu, milliyetçiliğin ne olduğunu bana da dünyaya da gösterecekmiş. Sayın Kılıçdaroğlu, çapına çaputuna, milliyetçilik senin ne haline? Ne olağandışı ama, aksayanla aksıyorsun, suya gidenle susuyorsun, sofra gördün mü açım diyorsun. Şunu aklından tümdengelim ki, alçacık eşek binmeye kolaydır, yünlüce koyun yolmaya kolaydır, senin milliyetçiliğin ise yalan üzerine yalan koymaktır. Dünyaya milliyetçiliği anlatacağım diyen Kılıçdaroğlu, gel onu sen benim külahıma anlat.”
Bir televizyon programında kendisine yöneltilen “LGBT, Türk aile yapısını bozuyor mu?” sorusuna, “Hayır, ilgisi değil, niye aile yapısını bozsun” diyen birisinin ne milliyetçiliği ağzına almaya, ne manevi değerlerden söz etmeye, ne de adamım diye ortalıkta dolaşmaya hakkı olmadığını belirten Bahçeli, “Kendisine tavsiyemiz, milletimize gölge etmesin, nifak saçan diline dominant olsun, gökkuşağı renklerine bürünerek eylemine ve işine baksın, bizden de uzaktan kalsın” dedi.

“(İYİ Parti Genel Başkanı Akşener’in ‘küçük iki taraflı’ söylemi) Biz küçük olmasına küçüğüz oysa Rabbim hiçbir partiyi zilletin küsuratı yapmasın, böylesi bir alçalmayı hiç kimseye nasip etmesin”

CHP Genel Başkanı’nın ucuz ve uçuk üslubunun aynısının İP’in Başkanı’nda da mevcut olduğunu anlatan Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in kendilerine “ufak karşılıklı” dediğini anımsatarak, şu ifadeleri aktardı:

“Sanıyorum tedavisi imkansız bir kompleksin içinde bocalıyor. 104 emekli amirale önce zevzek diyen, sonra yaş tahtaya bastığını anlayınca durumu kurtarmaya çalışan, arkasında da bize sataşan bu İp’likçi başı semt aralarında söylenti yapar gibi konuşmaktadır. Bir televizyonda, Sayın Cumhurbaşkanına seslenip 104 emekli amirali kast ederek ‘Bu insanları minik ortağınızın gazına gelip mahkum ettirmeyin’ açıklamasında bulunmuştur. Biz ufak ortaklıktan gocunmuyoruz. Büyüklüğün Allah’a bilerek olduğu inancındayız. Kaldı oysa, milletvekili sayımızın 48 olduğunun da bilincindeyiz. Küçük diye hafife aldığı partimizi, FETÖ kumandasıyla ele geçirme oyunlarını da unutmuş değiliz. Biz küçük olmasına küçüğüz, fakat Rabbim hiçbir partiyi zilletin küsuratı yapmasın, böylesi bir alçalmayı hiç kimseye nasip etmesin.”

Rusya ile Ukrayna arasındaki sertlik tonu yüksek sürtüşmelerin sıcaklığını koruduğuna muhabere eden Bahçeli, “Bizim nazarımızda kuzeyimizde yaşanacak çatışmalar ülkemizin ve Karadeniz’in güvenliğini riske atacaktır. Bu iki ülke arasında aklıselimin öne çıkmasını samimiyetle temenni ediyoruz. Ukrayna’nın toprak ve siyasi bütünlüğüne hürmet başlıca olmalıdır. Barışma ve refah denizi olan Karadeniz’in yeni ve şiddetli hegemonya mücadelelerine sahne olmaması keza çağrımız ayrıca de beklentimizdir. Moskova yönetiminin Ukrayna’daki Rus yanlısı ayrılıkçı Donbas bölgesine askeri müdahale seçeneğinin masada olduğunu açıklama etmesi, ABD’nin iki savaş gemisini 21 gün süreyle Karadeniz’e göndermesi ulusal güvenliğimiz açısından üzüntü verici gelişmelerdir. Sayın Erdoğan’ın 9 Nisan’da Putin ile telefon diplomasisi bölgesel gerilimin düşürülmesi çerçevesinde ciddi bir adımdır. Ukrayna Devlet Başkanı’nın 10 Nisan’da gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti, bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanı’nın sakin, istikrarlı ve gerçekçi yaklaşımı krizin yatışması konusunda bir umut uyandırmıştır. ABD Dışişleri Bakanı’nın Rusya’yı Ukrayna’ya, Çin’i de Tayvan’a askeri operasyon yapmama hususunda uyarısı gelişmelerin seyrini değiştirecek boyutta değildir. Kırım’ın ilhakı demin kanayan bir yaradır ve ağır sonuçları itibariyle hala müessirdir. Yöresel çatışmadan kaçınmak, diplomasinin diliyle ve imkanlarıyla hareket edip uzlaşma kanalları açmak muhatap her ülkenin çıkarınadır” değerlendirmesinde bulundu.

Akdeniz ve Karadeniz’de cepheleşmeler tırmanırken, AB Konseyi Başkanı ile AB Komisyonu Başkanı’nın geçtiğimiz haftaki Ankara ziyaretlerinin sanal ve sahte bir koltuk krizi bahanesiyle gölgelendiğinin altını çizen Bahçeli, şöyle devam etti:
“AB’nin bu iki temsilcisinin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni ziyaretleri esnasında, Konsey Başkanı’nın tekli koltukta, Komite Başkanı’nın da kanepede oturması günlerce Avrupa basınında tartışılmış, önyargılı kesimler göre ülkemiz haksızca eleştirilmiştir. Halbuki AB protokol birimleri arasındaki koordinasyonsuzluk ve iletişim kazaları böylesi bir tabloyu ortaya çıkarmıştır. AB Konseyi Başkanı’na Cumhurbaşkanı, Komite Başkanı’na da Başbakan protokolü uygulandığı bilinmektedir. Kimin nerede ve nasıl oturacağı belliyken, konuyu istismar eden zihniyetler keza saçsız ayrıca fodul, hem suçlu keza de maksatlıdır. AB Konseyi Başkanı çekyat krizinden sonradan susmuş, ilerleyen günlerde söz konusu krizden kendi ekibinin sorumluluk sahibi olduğunu itiraf etmiştir. Bir diğer açıklamasında da, bundan dolayı uykusuz geceler geçirdiğini söylemiştir. Hiç kimse kusura bakmasın, biz oturacağımız yeri de biliriz, buyur edip oturtacağımız yeri de biliriz. Bu koltuk meselesinden nem kapan, estirilen yalan rüzgârına kanan İtalya’nın deneyimsiz ve çaylak Başbakanı Sayın Cumhurbaşkanı’na dikte eden kimse iftirası atmıştır. İP’in Başkanı da, İtalya Başbakanı’nın posta koyduğunu çok vahşi, nezaketsiz ve küfürbaz bir üslupla ifade etmiştir. Dikte Eden Kimse suçlaması posta kurmak değil, küstah ve kindar bir bühtandır. Diktatör arayan kendi geçmişine bakmalıdır. Fazla şükür bizden Duçe çıkmadı, Führer çıkmadı, Firavun çıkmadı, Franko çıkmadı, Salazar çıkmadı, ülkemizde de Nazi kalıntıları ve kara gömlekliler görülmedi. İP’in Başkanı posta koymaya meraklıysa gitsin HDP’yi niyet alsın, gitsin PKK’ya ve FETÖ’ye tek bir laf etsin.”

İtalya Başbakanı’nın çizmeyi aşmakla kalmadığını, bakımlı Musollini hayranlığının yakasını ele verdiğini söyleyen Bahçeli, “Bir öteki tartışılması gereken konu da Berlin Merkezli Bilim ve Politika Vakfı’nın hazırladığı araştırma raporudur. Bu vakıf icazetlidir, ipoteklidir, iradesi çalınmıştır. ‘Türkiye’nin İki Buçuk Yıl Sonradan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Kurumlara ve Politikaya Genel Bir Bakış’ başlıklı iddiaya göre araştırma raporu sinsi ve sipariş bir çalışmadır. Mezkur araştırmanın tercümesini yaparak değerlendirdik ve tekrar ayağa yalan yanlış iddialarla doymuş olduğunu mütalaa ettik. Türkiye’nin yeni hükümet sisteminden, neye ve hangi amaçlara hizmet ettiği aşağı yukarı belirli olan bir Alman vakfının bu dek rahatsızlığı, bu denli memnuniyetsizliği milletimizin tarihi ve harikulade bir tercihte bulunduğunu ispatlamıştır. Alman Sol Partisi’nin Türkiye ve MHP husumetinden daha sonra, bu ülkedeki bir vakfın da partimizi, yeni hükümet sistemini ve Cumhur İttifakı’nı karalama yarışı husumetle karılmış bir senaryoya delalettir. Diyorlar ancak, tarikatlara mensup aşırı muhafazakârlarla MHP üyeleri yeni boşalan bürokratik mevkileri işgal ediyormuş. Özellikle polis ve istihbarat kadroları MHP’ye çözülmüş. Ayrıca yeni hükümet sistemi çürümeye yol açmış. Bu Alman Vakfı’nın bildiği ne varsa, belirlediği neler bulunuyorsa Türkiye Cumhuriyeti’ne bildirmezse, hükümetimize ulaştırmazsa dünyanın en müfteri, en melanet vakfı olacağını buradan bildiri ediyorum” dedi.

Türk dünyasının tarihi ve kültürel birikimlerinden en geniş şekilde adet edinmek suretiyle Türk dili konuşan ülkeler arasındaki çok kenarlı işbirliğinin genişletilmesini başlıca alan Türk Konseyi’nin kendilerine göre koskocaman bir gelişme olduğunu anlatan Bahçeli, “Türk Konseyi Devlet Başkanları Olağanüstü Toplantısı da 10 Nisan 2020 tarihinde videokonferans vasıtasıyla yapılmıştır. Bugüne değin düzenlenen doruk toplantılarında Türk milletinin birlik ruhu cihana gösterilmiştir. Önümüzdeki dönemde Türk Konseyi’nin Ahlat’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde toplanması en büyük arzumuzdur” ifadelerini kullandı.

Mevlüt Hasgül
 

sizlere supermarket.web.tr farkıyla sunulmuştur

What do you think?

Written by admin

TBMM tatile girdi

TBMM’de toplu meslek sözleşmesi imzalandı

Bakan Çavuşoğlu, Libya ve Maltalı mevkidaşları ile bir araya geldi

Bakan Çavuşoğlu, Libya ve Maltalı mevkidaşları ile bir araya geldi